Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, ebeveynlerin veya vasilerin kendi çocuklarını öldürmesi anlamına gelen “filisid” olgusuna ilişkin kapsamlı bir rapor yayımladı.
Filisid Raporu: Türkiye Bağlamında İstatistiksel Bulgular, Risk Analizleri ve Politika Önerileri başlıklı Ekim 2026 tarihli çalışmada, çocuk cinayetlerinin nedenleri, risk faktörleri ve koruyucu mekanizmalardaki eksiklikler ele alındı.
Türkiye'de filisid vakalarına ilişkin ayrı bir resmi istatistik tutulmadığına dikkat çekilen rapor, ulusal ve yerel basına yansıyan erişilebilir son 50 haberin incelenmesiyle hazırlandı.
Rapora göre, medya taramaları ve Adli Tıp Kurumu'nun uzun dönemli kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, yılda yaklaşık 20 ila 35 vaka mahkemelere veya medyaya yansıyor.
Çalışmada yer alan oranlar, Türkiye'deki bütün vakaları değil, incelenen sınırlı haber örneklemini yansıtıyor.
Raporun öne çıkan bulguları
Faillerin cinsiyeti
Baba: %62
Anne: %34
Anne ve baba birlikte: %4
Fail babaların ortalama yaşı 39, annelerin 27.
Öldürülen çocukların yaş dağılımı
0-12 ay: %24
1-5 yaş: %34
6-12 yaş: %28
13-18 yaş: %10
18 yaş üzeri: %4
Vakaların dağılımı
Tek çocuğun öldürüldüğü vakalar: %68
İki veya daha fazla çocuğun öldürüldüğü vakalar: %32

Haberlerde bildirilen psikiyatrik durum ve etkenler
Majör depresif bozukluk: %24
Doğum sonrası depresyon veya psikotik atak: %18
Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar: %16
Antisosyal veya kişilik bozuklukları: %12
Madde/alkol etkisi: %10
Bilinmeyen veya tanı bulunmayan: %20

2026 yazında en az 239 çocuk önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdi
Ekonomik kriz, ev içi şiddet ve kurumsal eksiklikler
Raporda, çocukların ebeveynleri tarafından öldürülmesinin yalnızca psikiyatrik rahatsızlıklarla açıklanamayacağı vurgulandı.
Yoksulluk, işsizlik, sosyal izolasyon, ev içi şiddet, boşanma ve velayet anlaşmazlıkları önemli risk faktörleri arasında gösterildi.
Özellikle babaların fail olduğu vakalarda ekonomik krizler ve eşler arasındaki çatışmaların öne çıktığı belirtildi. Bazı vakalarda çocukların, ebeveynler arasındaki anlaşmazlıklarda karşı tarafa zarar vermek amacıyla hedef alındığı ifade edildi.
Çalışmada, sağlık kurumları, sosyal hizmet birimleri ve adli makamlar arasındaki koordinasyon eksikliğinin çocukların korunmasını güçleştirdiğine dikkat çekildi.

Çocuk odaklı haber yazarken nelere dikkat edilebilir?
Medyaya çağrı: “Cinnet romantizmi” yerine önleyici habercilik
Raporun dikkat çeken bölümlerinden biri de çocuk cinayetlerinin medyada nasıl haberleştirildiğine ilişkin değerlendirmeler oldu.
Diyarbakır Barosu, özellikle yerel haber sitelerinde kullanılan sansasyonel başlıkların şiddetin arkasındaki toplumsal nedenleri görünmez kıldığını belirtti.
Rapora göre, olayların çarpıcı ayrıntılarına odaklanan haberler toplumda korku ve duyarsızlaşmaya yol açabiliyor, ruhsal rahatsızlığı bulunan kişilere yönelik damgalamayı artırabiliyor. Sansasyonel anlatımların benzer eylemlerin taklit edilmesi riskini de artırabileceği uyarısı yapıldı.
Baro, RTÜK ile Basın Konseyi'nin ortak bir “Aile İçi Şiddet ve Filisid Haberciliği Etik Rehberi” hazırlamasını önerdi.
Rehberin, failin psikolojik durumunun tahrik edici biçimde sunulmasını ve olayın ayrıntılarının teşhir edilmesini engelleyecek ilkeler içermesi istendi.
Raporda şu çağrıya yer verildi:
Habercilik dili "acı, çaresizlik, cinnet" romantizmi yerine önleyici farkındalık mesajı taşımalıdır.
Çocukların korunması için hangi önlemler önerildi?
Raporda, filisid vakalarının önlenmesi için şu düzenlemeler önerildi:
Yasal düzenleme: Türk Ceza Kanunu'na filisidi özel olarak tanımlayan bir madde eklenmesi.
Ulusal veri tabanı: Adli Tıp Kurumu öncülüğünde vakaların düzenli kaydedilmesi ve yıllık raporlar yayımlanması.
Risk bildirim sistemi: Öğretmenlerin, aile hekimlerinin, sosyal hizmet uzmanlarının ve muhtarların ev içi şiddet ve ciddi kriz belirtilerini ilgili kurumlara bildirmesini sağlayacak bir sistem kurulması.
Ruh sağlığı takibi: Doğumdan sonraki ilk yıl içinde hem anne hem de babaya en az üç kez ruh sağlığı değerlendirmesi yapılması.
Çocuk İzleme Platformu: Sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve adli kurumların risk altındaki çocukların korunması için koordineli çalışması.
Ekonomik destek: İşsizlik, boşanma veya ağır psikolojik kriz yaşayan ebeveynlere üç ay boyunca maddi ve psikososyal destek sağlanması.
Rehabilitasyon: Cinayetlerin ardından hayatta kalan çocuklara ve etkilenen yakınlarına en az altı ay ücretsiz hukuki, sosyal ve psikolojik destek verilmesi.
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, önleyici mekanizmaların kriz ortaya çıkmadan önce harekete geçirilmesi ve kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
(NÖ)

