Bu hafta biamag’da; edebiyat ve sinemadan göç politikalarına, engelliliğin temsiline, gençliğin çıkmazlarına, Filistin’de direniş ekonomisine ve hafızayla kurulan yüzleşmelere uzanan yazılar, eşitsizliğin, kaybın ve dayanışmanın izini sürüyor:
Evrim Kepenek, Songül Öden’in İletişim Yayınları’ndan çıkan ilk kitabı #Eşrefimahlukat üzerine söyleşti: “Kitabım bu iki uç arasında duruyor aslında; tanıdık bir yakınlıkla bilinçli bir mesafe arasında. Yazı bazen kendimi anlattığım bazen de kendimden uzaklaştığım bir yer."
Rosalino Levantino, Ozan Mirkan Balpetek ile yaptığı söyleşide Stelios Kouloglou'nun (Stelyo Kuloğlu) 142 Yıl belgeselini merkeze alarak FRONTEX’ten ICE’a uzanan küresel güvenlik rejimini, göçmen kriminalizasyonunu ve buna karşı geliştirilen dayanışmayı konuştu.
Selma Eroğlu, YerDeniz Kooperatifi Yayınları’ndan çıkan Filistin Direniş Ekonomisi kitabını yazdı. Kitap, Filistin’de tarımın, kooperatifçiliğin ve gıda egemenliğinin işgal koşullarında nasıl bir direniş pratiğine dönüştüğünü anlatıyor. Kitabın tüm geliri Filistin Ortaklık Gençlik Forumu’na aktarılıyor
Ayşegül Başar, “İşsizlik ve güvencesizlikle kuşatılan gençler siyasetten artık vaat değil, somut ve çözümcü politikalar bekliyor.” diyen Tuğçe Tatari ile Literatür Yayınları’ndan çıkan son kitabı ‘Gençler Nereye’yi konuştu:
Fatin Şevki Bulut, 3 Şubat 2026’da kaybettiğimiz Mülkiyeliler Birliği üyesi Öncü Ozan Altın için kaleme aldığı metinde, bir dostu, bir yoldaşı ve bir kuşağın hafızasını uğurluyor. Cebeci’den Siyasal’a, sokaklardan amfilere uzanan hatıralarla örülü yazı, erken bir kaybın ardında bıraktığı boşluğu ve dostluğun ağırlığını taşıyor.
Merve Kurt, Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’in başrolünü paylaştığı Yan Yana filmini inceledi: “Film eşitsizliği bir politik sorun olarak değil, duygusal olarak katlanılabilir bir durum olarak çerçeveliyor. Bunu da komedi, sıcaklık, iyi his ve beklenmedik dostluk anlatısı üzerinden yapıyor.”
Hatice Oflaz, Lynne Ramsay’in Ariana Harwicz uyarlaması Geber Aşkım filmini yazdı. Filmin metaforlarla kurduğu atmosferi anlattı.
Burak Sarı, sağlamcılığın gündelik hayatta nasıl görünmez bir sözleşme gibi işlediğini ve engelli özneleri sürekli “haksız” konumda bıraktığını tartıştı.
Deniz Yazgan, Céline Dion’un I Am belgeseli etrafında yürüyen tartışmayı, engelliliğin temsiline dair daha derin bir politik sorunsalın içine yerleştirdi. “Farkındalık” ve “görünürlük” söylemleriyle dolaşıma sokulan acı imgelerinin, çoğu zaman etik bir eyleme değil, seyir konforuna hizmet ettiğini Susan Sontag ve John Berger üzerinden tartıştı.
Şeyhmus Diken, Diyarbakır Suriçi’nde yıkılmaya yüz tutmuş bir evden yola çıkarak Süryani entelektüel Naum Faik’in izini sürdü. Diyarbekir’deki evinin bir hafıza mekânı olduğundan yola çıkarak hafızayı onarmanın şehirli olmanın asli bir parçası olduğunu hatırlattı.
Vartan Halis Yıldırım, Gomidas’ı yalnızca bir besteci ya da derlemeci olarak değil, Osmanlı coğrafyasında müziğin düşünülme ve aktarılma biçimini kökten dönüştüren bir figür olarak ele aldı.
Örgür Erbaş, enflasyon, propaganda ve promosyon gibi kelimelerin gündelik hayatta yarattığı “şişkinlik” hissinden yola çıkarak dilin duygularla kurduğu tuhaf ilişkiyi mizahla harmanladı.
(HA)

