Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve PEN Yazarlar Derneği, Sabahattin Ali’nin 1948’deki ölümüne ilişkin tartışmaların aydınlatılması için Adalet Bakanlığına ortak başvuru yaptı.

CUMARTESİ ANNELERİ / İNSANLARI:
"Sabahattin Ali’nin yalnız ideallerinin değil, akıbetinin de takipçileri olmayı sürdüreceğiz"

CUMARTESİ ANNELERİ / İNSANLARI:
"Sabahattin Ali’nin yalnız ideallerinin değil, akıbetinin de takipçileri olmayı sürdüreceğiz"

SALİHA YADİGÂR YAZDI
Sabahattin Ali’nin Şaheseri: Yeni Dünya
ANKA'nın haberine göre, Başvuruda, aradan geçen 78 yıla rağmen yazarın ölümüne ilişkin belirsizliklerin sürdüğüne dikkat çekildi. Örgütler, olayın aydınlatılması için soruşturma ve yargılama dosyalarının yeniden ele alınmasını talep etti.
Ölümüne ilişkin iddialar yeniden araştırılsın
Ortak başvuruda, Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin resmî anlatımın edebiyat, tarih ve hukuk çevrelerindeki tartışmaları sona erdirmediği vurgulandı.
Ali’nin dönemin güvenlik ve istihbarat mekanizmalarının denetimi altındayken yakalandığı, kötü muamele veya işkence sonucu yaşamını yitirdiği yönündeki iddiaların bağımsız ve kapsamlı biçimde araştırılmadığı belirtildi.
Cesedin kesin olarak teşhis edilememesi, otopsinin ardından kalıntıların akıbetinin bilinmemesi ve yargılama belgelerindeki eksikliklerin de ölümüne ilişkin kuşkuları artırdığı kaydedildi.
“Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan dosyalarından biri”
Başvuruda, Sabahattin Ali’nin ölümünün aydınlatılmasının yalnızca bireysel bir olayın araştırılmasıyla sınırlı olmadığı belirtildi. Dosyanın açıklığa kavuşturulmasının, Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan faili meçhul olaylarından birine ilişkin soruların yanıtlanması açısından önem taşıdığı vurgulandı.
Anayasa’nın yaşam hakkını güvence altına alan 17’nci maddesi ile hukuk devleti ilkesini düzenleyen 2’nci maddesine işaret edilen başvuruda, şüpheli ölümlerin etkili biçimde araştırılmasının devletin yükümlülükleri arasında bulunduğu ifade edildi.
Sabahattin Ali’nin düşünceleri nedeniyle hedef alınmış olabileceğine ilişkin kuşkuların giderilmemesinin düşünce ve basın özgürlüğü bakımından da önem taşıdığı belirtildi.
Zamanaşımına rağmen araştırma çağrısı
Başvuruda, olayın üzerinden uzun yıllar geçmesi nedeniyle zamanaşımı hükümlerinin gündeme gelebileceği ancak bunun tarihsel gerçeklerin araştırılmasına engel oluşturmaması gerektiği vurgulandı.
Günümüzde kullanılan DNA analizi, adli antropoloji ve arşiv inceleme yöntemleri sayesinde yeni bulgulara ulaşılabileceğine dikkat çekildi. Örgütler, Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin dosyanın Adalet Bakanlığının ilgili birimlerinin çalışma kapsamına alınmasını istedi.
Adalet Bakanlığından üç talep
Beş meslek örgütü, ortak başvuruda şu talepleri sıraladı:
·Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin soruşturma ve yargılama dosyalarının, Ali Ertekin hakkındaki dava ve af kararı da dahil olmak üzere yeniden incelenmesi.
·Emniyet, jandarma, istihbarat ve diğer devlet arşivlerinde olaya ilişkin belgelerin araştırılması.
·Sabahattin Ali’nin gömüldüğü yerin belirlenmesi ve mümkün olması durumunda yakınlarının rızasıyla DNA ve adli antropoloji incelemesi yapılması.
Örgütler ayrıca, araştırmalar sonucunda elde edilecek bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.
Ortak başvuruda, Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin kuşkuların giderilmesinin hukuk devleti ilkesinin yanı sıra basın özgürlüğü ve toplumsal hafıza açısından da önem taşıdığı vurgulandı.

Kısa Biyografi: Sabahattin Ali
Sabahattin Ali hakkında
Bulgaristan sınırları içinde kalan Eğridere'de (Cebel) dünyaya geldi. İlköğrenimini ve öğretmen okulunu Balıkesir ile İstanbul'da tamamladıktan sonra Yozgat'ta öğretmenlik yapmaya başladı. Ardından Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dil eğitimi almak üzere Almanya'ya gönderildi. Türkiye'ye döndüğünde Almanca öğretmenliği ve Ankara Devlet Konservatuvarı'nda drama öğretmenliği gibi görevlerde bulundu.
Edebi hayatına ilk olarak şiirle başlayan yazar, asıl ününü Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına kazandırdığı öykü ve romanlarla elde etti. Toplumcu gerçekçi edebiyat akımının en önemli temsilcilerinden biri olarak Anadolu insanının yaşamını, sınıf çatışmalarını, toplumsal adaletsizlikleri ve insanın iç dünyasındaki derin yalnızlığı sade ancak son derece çarpıcı bir dille kaleme aldı. Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve dünyaca tanınan Kürk Mantolu Madonna romanlarının yanı sıra Değirmen ve Sırça Köşk gibi öykü kitaplarıyla dönemin en üretken kalemleri arasında yer aldı. "Aldırma Gönül" ve "Leylim Ley" gibi birçok şiiri ise yıllar içinde bestelenerek Türk müzik tarihinin klasikleşmiş eserlerine dönüştü.
Yazılarında ve edebiyat anlayışında benimsediği eleştirel tutum, Sabahattin Ali'nin hayatı boyunca ciddi siyasi baskılar, kovuşturmalar ve hapis cezalarıyla karşılaşmasına neden oldu. Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile birlikte çıkardığı dönemin ünlü mizah dergisi Marko Paşa üzerinden yürüttüğü muhalif yayınlar nedeniyle üzerindeki baskılar giderek arttı. Yaşadığı baskılardan uzaklaşmak ve yurt dışına çıkabilmek amacıyla 1948 yılında Kırklareli üzerinden Bulgaristan sınırını geçmeye çalışırken şüpheli ve karanlık bir şekilde 2 Nisan 1948'de henüz 41 yaşındayken hayatını kaybetti. Ölümü halen daha araştırılıyor.
(EMK)









