Benim için 80'ler ve 12 Eylül

Son günlerde sosyal medyada "80'lerde nasıl görünürdüm" şeklinde bir akım var. Yapay zeka uygulamaları insanların bu sorusu karşısında fotoğraflarını 80'li yıllardan saç modelleri, giyim tarzı, eski fotoğraf filmlerinin görüntülerine benzeterek yeni bir görsel derliyor. Yapay zeka uygulamalarının belirgin yanlarından biri size olumsuz yanıt vermekten pek hoşlanmamaları. Buna bir tür polyannacılık da denilebilir belki. O nedenle yeniden derlenen fotoğraflarda sokağa çıkan tanklar, idam sehpaları, cezaevleri, ölüm oruçları, grev yasaklamaları gibi 80'lerin belirgin özelliklerine rastlayamıyorsunuz. Bu yazının kapağı için istediğim düzenlemede bile bir kaç komut sonrası kapakta gördüğünüz görseli oluşturabildi. Altına da "temsili görsel" yazmayı ihmal etmedi.
bianet'in arşivinden 12 Eylül ve 80'ler dendiğinde ilk akle gelenleri derlemeye çalıştım. Elbette dediğim gibi bunlar ilk akla gelenler, daha nicesi var.
Türkiye'de 80'ler 12 Eylül ve ardılı ANAP iktidarı ile birlikte anıldı.
1980 yıllarının ortalarında ülkede sıkıyönetim olmasına rağmen her gün kulaktan kulağa yayılıyordu, "darbe geliyor" söylentisi. Bir cuma günü adet olduğu üzere tanklar sokağa çıktı. Zamanın tek kanalının yayıncısı TRT binasına gelen askerler 1 Nolu bildiriyi okuduğunda çoktan askerler sokakları kuşatmıştı.

12 EYLÜL YUVARLAK MASA
Reha Mağden 12 Eylül'ü anlattırıyor

12 EYLÜL
Sayılarla 12 Eylül Askeri Darbesi

Mavioğlu: 12 Eylül'le Hesaplaşma 12 Eylül'le Sınırlı Kalmaz
12 Eylül ve gözaltında kayıplardan söz açılınca hafızalara kazınan isimlerden biriydi Cemil Kırbayır. Hatta Cemil Kırbayır'ı bilmeyen birçok insan annesi Berfo Ana'nın oğlunun kemiklerini bulmak için verdiği mücadele sayesinde tanıdı onu. Onun ölümünü Nami Temeltaştan " Gördüğü ağır işkenceye dayanamayan Cemil, 8 Ekim 1980 tarihinde yaşamını kaybediyor. Paniğe kapılan işkenceciler önce pencereden aşağı atıyorlar. Ardından silahla ölmüş bedene defalarca ateş ediyorlar. Sonrası belli değil." diye anlatıyor.

NAMİ TEMELTAŞ’TAN
Ölü Yoksa Ölüm de Yoktur

SERHAT KORKMAZ'IN İZLENİMİ
Berfo Ana'nın Ağıtı

Cemil Kırbayır'a Ne Oldu?

12 EYLÜL DAVASI
Söz Müzik: Kenan Evren
12 Eylül ve kayıp sözcükleri yanyanda geldiğinde ilk akle gelen isimlerden biri Hayrettin Eren oldu şüphesiz. Gözaltına alınmasının ardınan Gayrettepe olarak anılan Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmüşi hattası annesi Elmas Eren emniyet binası önünde yakalandığı sırada kullandığı aracı da görmüştü. Ancak kendisinden bir daha haber alınamadı.

İKBAL EREN YAZDI
Devletten Alacaklı Anneler Babalar*

Yokluğun mekânı
O zamanlar da bir kitap bazen bir bombadan daha tehlikeli sayılıyordu. O nedenle yayıncı İlhan Erdost bir şafak vakti ağabeyi Muzaffer Erdost ile birlikte askeri bir kamyona bindirilerek gözaltına alındı. Astsubay Şükrü Bağ, Erdost kardeşlere, eşyaları aranırken, "On yaşındaki bebeleri zehirlediniz, içerisi sizin zehirlediklerinizle dolu!" demişti.

12 EYLÜL'LE YÜZLEŞME
İlhan Erdost'u Kim Öldürdü?

İLHAN ERDOST'UN EŞİ GÜL ERDOST
"Kin İçinde Değiliz"

İLHAN ERDOST'UN KIZI ALAZ ERDOST YAZDI
"Ben İstiyorum ki Susayım, Tanıyan Biri Bana Babamı Anlatsın"

İlhan Erdost İçin...
80'ler Türkiye'de yıllarca insanların kafasında 12 Eylül öncesi ve sonrası diye ayrılmıştır. 12 Eylül toplumsal muhalefet için sadece işkence, hapis ve gözaltında kayıp demekle sınırlı kalmadı. Darbeci Kenan Evren'in "Bir sağdan, bir soldan asın" talimatı sonrası peşpeşe geşen idamlar demekti 80'ler.

28 yıl sonra 12 Eylül
12 Eylül'de Üç İşçi 1 Mayıs'ı Kutladıkları İçin Asıldı
12 Eylül demek hapishane demekti, cuntacıların "karıştır-barıştır", itirafçılık, tek tip elbise uygulamalarının hatta HZİ Vakfı aracılığıyla Doktor Mengele tarzı ilaç deneylerinin yapıldığı yerlerdi. Diyarbakır 5 nolu Hapishane ise 12 Eylül'ün simge cezaevlerinden biriydi. Metris, Mamak hapishaneleri kadar işkencenin hüküm sürdüğü, Cezaevi komutanı Esat Oktay Yıldıran kadar, köpeği Co'nun da meşhur olduğu bir yerdi.

ŞEYHMUS DİKEN'den
Beş Nolu 12 Eylül'de de Okuldu!

Esat Oktay Yıldıran kimdir?
Hapishanede tutulanlardan biri de günümüz siyasetinin önde gelen isimlerinden Gültan Kışanak'tı

42 yıl 12 Eylül: Eşit miyiz?
Sermaye ise 12 Eylül'ü TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) Başkanı Halit Narin'in "Bugüne kadar işçiler güldü bizler ağladık, şimdi gülme sırası bizde." sözleri ile karşılamıştı.

29 YIL SONRA 12 EYLÜL DARBESİ
"12 Eylül İnşa Edilmiş Bir Hayat Tarzıdır"
Sermayenin önde gelen ismi Vehbi Koç ise darbenin önde gelen ismi Kenan Evren'e yazdığı mektupta
Yakalanan anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir. Polis teşkilatını teçhiz ederek ve kuvvetlendirerek imkanlar genişletilmeli, gerekli kanunlar bir an önce çıkarılmalıdır. İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyecek olan kanunlar asgari hata ile çıkarılmalıdır. Bazı sendikaların Türk Devleti’ni ve ekonomisini yıkmak için bugüne kadar yaptıkları aşırı hareketler göz önünde bulundurulmalıdır. DİSK’in kapatılmış olmasından dolayı bir kısım işçiler, sendikal münasebetler yönünden bekleyiş içindedirler. Militan sendikacılar bu işçileri tahrik etmek ve faaliyeti devam eden sendikaların yönetim kadrolarına sızarak kendi davalarını devam ettirmek niyetindedirler. Bu durum bilinmeli, hazırlanacak kanunlarda gerekli tedbirler alınmalıdır. Komünist Parti’nin, solcu örgütlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, birtakım politikacıların kötü niyetli teşebbüslerini devam ettirecekleri muhakkaktır, bunlara karşı uyanık olunmalı ve teşebbüsleri mutlaka engellenmelidir. Zatıalilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim.
diyordu.
12 Eylül'ün simgelerinden biri de şüphesiz Turgut Özal oldu. Kalemini gözümüze soka soka salladığı TRT ekranlarında icraatlarını anlatırdı. "Ben zengini severim", "Benim memurum işini bilir" ve "Anayasayı bir kez delmekle bir şey olmaz" gibi veciz sözleri ile hafızamıza kazındı. 24 Ocak kararları olarak anılan ve emekçilerin kabusu olan ekonomik kararların mucidi olarak anılırdı. Milli Güvenlik Konseyi için "Bizim çocuklar darbe yaptı" diyen ABD'li poltikacılar ve IMF onu da kucaklıyordu. Ve o kararların 12 Eylül olmadan uygulanamayacağını kendisi de itiraf etmişti.












