Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun dün (2 Ocak), ABD’nin “uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” başlığı altında bir anlaşma müzakere etmek istemesi hâlinde ülkesinin buna hazır olduğunu açıklamasından yalnızca bir gün sonra, ABD’nin saldırıları başladı.
Görgü tanıklarının aktardığına göre, başkent Caracas’ta yerel saatle 02.00 sularında en az yedi patlama sesi duyuldu.
ABD merkezli CBS News, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Venezuela’daki askerî tesisler de dâhil olmak üzere bazı hedeflere saldırı emri verdiğini bildirdi.
Caracas hükümetinden yapılan yazılı açıklamada ise ABD yönetiminin Caracas ile Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerinde sivil ve askerî noktalara yönelik saldırılar gerçekleştirdiği belirtilerek, bu saldırıların “şiddetle reddedildiği” ifade edildi.
Şu ana dek Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, İran Dışişleri Bakanlığı ve Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, saldırıyı kınayan açıklamalar yaptı.

ABD ordusu Caracas'a saldırdı
“Sınırlı, caydırıcı bir saldırıdan söz etmiyoruz”
ABD saldırılarını bianet’e değerlendiren İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş, saldırının rejim değişikliğiyle sonuçlanması hedeflendiğini ve bu hedefin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin büyük ölçüde Venezuela halkının nasıl bir tutum alacağına bağlı olduğunu vurguladı.
Güneş, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Amerika’nın uzun süredir sürdürdüğü tehdidin somut bir sonucu ile karşı karşıyayız. Yaklaşık bir-bir buçuk aydır bir harekât olacağını biliyorduk. Zaten ilan edilmiş bir harekâttı bu; yalnızca gününü, zamanını ve kapsamını, özellikle askerî boyutunu tam olarak bilmiyorduk. Ancak siyasi hedefinin, Maduro’nun ülkeden ayrılması ya da Maduro yönetiminin devrilmesi olduğu son derece açıktı. Venezuela’da bir yönetim değişikliğinin hedeflendiği belliydi.
“Bu noktada düğmeye gece yarısı basıldı. Şu anda Venezuela’da hâlâ gece ve dolayısıyla harekât devam ediyor. Önümüzdeki saatler ve dakikalar ilerledikçe operasyonun kapsamının oldukça geniş olduğu daha net anlaşılıyor. Başkentteki bazı noktalara yönelik sınırlı, caydırıcı bir saldırıdan söz etmiyoruz. Çok sayıda bölgenin askerî kapasitesini yok etmeye dönük, aynı zamanda bazı askerî ve siyasi şahısların hedef alındığı bir operasyonla karşı karşıyayız. Daha ilk saatlerde bunun işaretleri görülüyor.
“Bu saldırının rejim değişikliğiyle sonuçlanması hedefleniyor. Bunun ne kadar kısa sürede gerçekleşebileceği ya da gerçekleşip gerçekleşemeyeceği ise büyük ölçüde Venezuela halkının bu süreçte nasıl bir tutum alacağına bağlı.”

“Belirleyici olan yalnızca Maduro’nun şahsı değil”
Güneş, saldırıların ardından Maduro’nun henüz nerede olduğunun bilinmemesine ilişkin değerlendirmesini ve Maduro’nun pozisyonunu ise şöyle aktardı:
“Henüz Maduro’dan doğrudan haber alınamıyor; ancak başkanlığa ait sosyal medya kanalları aktif. Saldırının kabul edilemez olduğu, uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulanıyor ve direniş çağrıları yapılıyor. Biz konuşurken bile sahada yeni gelişmeler yaşanıyor, son derece sıcak bir süreçten söz ediyoruz. Bu noktada belirleyici olan yalnızca Maduro’nun şahsı değil. Venezuela halkının, sendikaların, halk örgütlerinin, farklı sol partilerin ve Maduro’yu desteklemese bile ABD müdahalesine karşı olan yurtsever örgütlerin, partilerin ve hareketlerin nasıl bir tutum alacağı kritik önem taşıyor.
“Uçağa bindirilmiş, hatta hazır biçimde ülkeye gönderilmeyi bekleyen bir Amerikan hükümetinin Venezuela’ya girip giremeyeceğini ve girdiği takdirde bunun halk tarafından olumlu karşılanıp karşılanmayacağını belirleyecek olan da tam olarak bu örgütler olacak. Ormanlara çekilmiş, dağınık ama toplumsal karşılığı olan bir direniş düzeniyle bu sürecin yönetilmesi o kadar kolay görünmüyor.
“Burada artık tahminlerin sona erdiği ve sözün Venezuela halkına geçtiği bir aşamadayız. Bu aynı zamanda şunu da gösteriyor: Ne kadar güçlü olursa olsun, hiçbir ordu ya da askerî hareket bir toprağın kaderini sonsuza dek belirleyemez, son sözü her zaman halk söyler. İlk aşamada bir yönetim değişikliği sağlansa bile, bu yönetimin o topraklarda uzun süre kalabileceğine açıkçası inanmıyorum.”
“İran üzerindeki baskının artarak süreceğini söyleyebiliriz”
Trump’ın dün İran’daki protestolara ilişkin yaptığı “ABD müdahalesi” açıklamasına da değinen Güneş, bu çıkışın Venezuela’ya yönelik harekât açısından bir tür dikkat dağıtma hamlesi olduğunu düşündüğünü ifade etti.
Güneş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Birincisi, Trump’ın dün İran’a yönelik çıkışının, Venezuela’ya yönelik harekât açısından bir tür dikkat dağıtma hamlesi olduğunu düşünüyorum. İran’a yönelik tehditler zaten uzun süredir yapılıyor ve yapılmaya devam edecek. Ancak bunun taktik olarak bir şaşırtmaca işlevi de gördüğünü, son 24 saat içinde daha net anladık.

Trump’tan İran’a müdahale ‘uyarısı’
“İkincisi, Amerika’nın stratejik güvenlik belgelerinde de açıkça ifade edildiği üzere –özellikle Trump dönemine ait son belgelerde– İran, Venezuela ve Kuzey Kore birlikte hedef tahtasına yerleştiriliyor. Kuzey Kore şu an için başka bir denge nedeniyle nispeten beklemede tutuluyor; ancak İran üzerindeki baskının artarak süreceğini söyleyebiliriz. Burada bir ağırlık tespiti yapmak gerekiyor: Venezuela, ABD’nin en sert biçimde yükleneceği alan. Çünkü burayı ‘Batı Yarı Küresi’ olarak tanımlıyor. Monroe Doktrini’ni güncelleyerek yeniden devreye sokuyor ve Batı Yarı Küresi derken Kuzey ve Güney Amerika’nın tamamını kastediyor, yani ‘Amerikaları’. ABD burayı, hiçbir dış ülkenin askerî olarak varlık gösteremeyeceği, hatta askerî kapasite dahi geliştirmesine izin verilmeyecek; Amerika’nın mutlak üstünlüğe sahip olması gereken bir alan olarak açıkça tanımlıyor. Bu yaklaşımı, kendisine ait gördüğü bir hegemonya sahası olarak ilan ediyor.
“Bu nedenle buraya, dünyanın diğer bölgelerine kıyasla çok daha sert, daha kapsamlı ve çok daha fazla kaynak ayırarak yükleneceği açık. Nitekim bu süreç fiilen başlamış durumda. Bunu takiben, diğer Latin Amerika ülkelerinde de benzer adımların atılması ihtimali güçlü. Ancak şu an için öncelik bu lokmanın yutulup yutulamayacağı. Önce bunun sonucunu görmek gerekiyor.”

Venezuela Komünist Partisi'nden Andrade: Anti-kapitalizm olmadan anti-emperyalizm olmaz
“Latin Amerika dayanışma ekseni”
Son olarak ABD’nin diğer Latin Amerika ülkelerine yönelik tehdidini ve bu ülkelerin ABD’ye karşı nasıl bir müttefiklik geliştirebileceğini de değerlendiren Güneş, şu ifadeleri kullandı:
“Diğer ülkeler açısından bakıldığında, şu aşamada doğrudan ve açık bir askerî tehditten söz etmek zor. Ancak benzer düzeyde gelişmeler yaşanması hâlinde, ABD’nin aynı konseptle ve aynı yaklaşımla bölgenin diğer ülkelerine de yönelme ihtimali zaten açık biçimde ifade ediliyor, bu yönde bir hazırlık ve niyet olduğu anlaşılıyor.
“Diğer ülkelerle birlikte kolektif bir askerî direniş şu aşamada mümkün görünmüyor. Bugün itibarıyla bir ‘Latin Amerika direniş ekseni’nden söz edemeyiz. Ancak bir ‘dayanışma ekseni’nden söz edebiliriz. Bu noktada, Maduro’yu desteklesin ya da desteklemesin, pek çok ülke bir ülkenin egemenliğine yönelik böylesi bir askerî müdahalenin kabul edilemez olduğunu ifade edecektir. Diplomatik ve politik düzeyde çeşitli dayanışma biçimleri ortaya çıkacaktır. Bu dayanışmanın yakın vadede askerî bir direnişe dönüşmesi beklenmiyor. Ancak dış müdahalelerle iş başına getirilecek kukla rejimlerin hareket alanını daraltmada ve meşruiyetini tartışmalı hâle getirmede önemli bir rol oynayacaktır.”
(TY)

















