Feminist Tahayyül Dergisi şimdilerde feminist bilgi üreten ve bu bilgiyi erişilebilir kılan hakemli bir akademik dergi olmanın ötesine geçerek konferanslar ve seminerler de düzenliyor.
Dergi, Ekim ayında başlayan güz dönemi seminerlerini ve 29-30 Mayıs 2027’de gerçekleşecek 3. konferansını yakın zamanda duyurdu.
Derginin editörleri Demet Gülçiçek ve Emine Erdoğan geçtiğimiz Nisan ayında düzenledikleri konferanslarının sunuşuna şu sözlerle başlıyor:
“Feminist Tahayyül’ün başka türlüsü mümkün değilmiş gibi görüneni sorgulamakta inat ederek ve tüm sınırlara rağmen kendinden ödün vermemeye çalışan pratiklerde ısrarcı olarak, neşesi öfkesini azaltmadan yoluna devam etmesini diliyoruz.”
“Nedir bu Feminist Tahayyül?” sorusu üzerine bianet’e konuşan Demet ve Emine, “Feminist Tahayyül” fikrinin 2018’de, doktoralarını yaptıkları yıllarda feminist birikim üzerine kafa yorarken, feminist düşünce alanlarını çoğaltma arzusuyla ortaya çıktığını söylüyor:
“Akademik üretim süreçlerinde feminist yaklaşımların artması, çeşitlenmesi gerektiğini düşündüğümüz için bir dergi oluşturma fikri bizi çok heyecanlandırdı.”
Dergi, ismini feminist düşüncenin akademide “eril pratiklerden” farklı biçimde var olabileceği fikrinden, “başka olanın” hayalinden alıyor. Hayal etmenin politik bir eylem olduğunu ifade eden Demet ve Emine, bu yaklaşımı derginin adına yansıtmak istediklerini belirtiyor.
Ayrıca, derginin akademik üretimdeki unvana dayalı hiyerarşiden ve “nicelleştirilmiş puan” sistemlerinden uzak durmaya çalıştığını, tüm editoryal süreçlerin gönüllülüğe dayalı yürütüldüğünü ve derginin açık erişimli olduğunu ekliyorlar.
Feminist Tahayyül ne yapıyor?
2020’den bu yana yılda iki kez (Şubat ve Ağustos) olmak üzere çevrimiçi formatta, pedogoji, beden, duygulanım gibi farklı temalarda 14 sayı yayımladılar.
2024’ten bu yana ise iki konferans ve her akademik yılda dört ila altı tane olmak üzere çeşitli alanlarda seminerler düzenlediler. Önümüzdeki dönemde Ankara’da düzenlenecek etkinliklerin takvimi şöyle:
3 Ekim 2026 - Erkekliğin Dönüş(eme)me Çabaları: Beden, Gençlik ve İnceller
7 Kasım 2026 – Üniversitelerde Şiddet ve Cinsel Taciz
19 Aralık 2026 – “Tuhaf” Akrabalıklar: Feminizm ve İnsansonrası Çalışmalar
29-30 Mayıs 2027 – III. Feminist Tahayyül Dergisi Konferansı
Demet ve Emine, etkinlikleri birlikte düşünmeyi ve bir araya gelmeyi mümkün kılacak önemli araçlar olarak görüyorlar:
“Feminizmi ‘akademi’ ve ‘sokak’ olarak keskin sınırlarla ayırmanın pek mümkün olmadığını düşünüyoruz. Bu ayrım üzerine ciddi bir tartışma olsa da feminist bilgi üretimi bir şekilde iki alandan da besleniyor… Feminist Tahayyül buluşmalarında çalışmalarını paylaşan kişiler için feminist bilgi üretiminin kolektif bir düşünme pratiği olduğu fikriyle, üniversitenin kurumsal denetim mekanizmalarından olabildiğince azade, bağımsız bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz.”
Feminist bilgi üretimi
Derginin web sitesini ziyaret ettiğimizde hedeflerinin, “üretilecek olan feminist bilginin erişilebilirliğini ve arşivlenmesini kolaylaştırmak, aynı zamanda Türkiye’de feminist bilginin pratik ve kuramsal yönelimlerini görünür kılmak” olduğunu görüyoruz.
Editörler bu amacın olanaklarını ve sınırlarını şöyle ifade ediyor:
“Feminizmin sadece “feminizm çalışanları” ilgilendirmediğini düşündüğümüz için, feminizmi ayrı bir tema olarak değil, sosyal bilimler, beşerî bilimler ve doğa bilimleri dahil herhangi bir bilimsel çalışmada olması gereken bir yaklaşım olarak görüyoruz. Fakat feminist bilginin statüsünde bazı sistematik problemler var: marjinalleştirilme, ciddiye alınmama, tehdit haline getirilme, içinin boşaltılması gibi. Bunlara rağmen, ulusaşırı feminist bilgi üretme pratiklerinin inanılmaz etkileyici bir ısrarı var. Temel kavramlara dair teorik tartışmalardan kıyafet ceplerinin cinsiyetlendirilmiş kullanımına kadar geniş bir yelpazeden bahsediyoruz.”
Feminist hafıza
Demet ve Emine, ürettikleri çalışmaların gelecekte farklı bir zaman ve bağlam üzerinden değerlendirilecek olmasının hem romantik hem de endişe verici boyutları olduğuna dikkat çekiyor.
Feminist yayıncılık pratiklerinin tarihsel süreçte birbirinin birikimine dayanmasını meselenin “romantik” ve politik açıdan umut verici yönü olarak tanımlarken, feminist hafızanın bu şekilde inşa edildiğini belirtiyor.
Bu tarihsel bağın, farklı dönemler ve bağlamlar arasındaki mesafeyi kısaltarak yalnızlık hissini ortadan kaldırdığını ifade ediyorlar.
Demet ve Emine, Feminist Tahayyül ’ün bu birikim içerisinde, günümüzün zorlu koşullarında dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen bir çizgide durduğunun görülmesini istediklerini vurguluyor.
Sürecin “endişe verici” kısmının ise bu dayanışma hedefini ne ölçüde gerçekleştirebildikleri sorusu olduğunu söylüyorlar; gönüllü emeğe dayalı dijital arşivlerin kırılgan yapısı ve politik baskıların bu kırılganlığı nasıl derinleştirdiğine işaret ediyorlar.
Tüm bu zorluklara rağmen geçmişte yayımlanan Kadınlar Dünyası, Feminist, Kaktüs, Amargi ve Feminist Politika gibi dergilerin mirasından beslendiklerini hatırlatan Demet ve Emine, değişen baskı ortamlarında yaratıcı çıkış yolları bulmanın daima mümkün olduğunun altını çiziyor.
Derginin editörleri, Feminist Tahayyül'ün gelecekte başkalarının kendi feminist tahayyüllerini inşa ederken yaslanabilecekleri güçlü bir zemin olmasını umut ettiklerini sözlerine ekliyor.
(DE/EMK)







