İstanbul'da sabahın ilk saatlerinde Halk TV binasına polis ekipleri girdi, kanalın yayını durduruldu. Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu gelişmeyi X hesabından duyururken, Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş'ın kayyım heyeti başkanıyla yaptığı görüşme sonuçsuz kaldı.

Halk TV’ye kayyım atandı: “Basın özgürlüğüne ağır bir darbedir”
Basın meslek örgütleri kanala kayyım atanmasına tepki gösterdi.
"Basın hürdür, sansür edilemez"
Türkiye Gazeteciler Sendikası, X hesabından yapılan paylaşımda şunlara yer verildi:
"Halk TV'ye kayyum atandı! Son yıllarda siyasi iktidarın her sorunu aşmak için kullandığı hukuksuzluk, bugün bir kez daha basın özgürlüğünü vurdu. Keyfi bir kararla Halk TV sabah saatlerinde polislerce basıldı, yayına müdahale edildi. Bu zorbalığı kabul etmiyoruz! Basın hürdür, sansür edilemez!"
Halk TV'ye kayyum atandı! Son yıllarda siyasi iktidarın her sorunu aşmak için kullandığı hukuksuzluk, bugün bir kez daha basın özgürlüğünü vurdu. Keyfi bir kararla Halk TV sabah saatlerinde polislerce basıldı, yayına müdahale edildi. Bu zorbalığı kabul etmiyoruz! Basın hürdür, sansür edilemez!
— Gazeteciler Sendikası (@TGS_org_tr) October 14, 2026
"Medyanın hukuki güvencesi kalmadı"
Disk Basın İş de kayyım atanmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklama şöyle:
"Halk TV’ye kayyum atanması ve yayının durdurulması, doğrudan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan kabul edilemez bir müdahaledir. Geçtiğimiz yıl TELE1’e yapılan uygulama, bugün Halk TV'de yinelenmektedir. Bu durum, Türkiye’de medyanın hiçbir hukuki güvencesinin kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu karar yalnızca yayını durdurmakla kalmamış; mutfağından ekran önüne yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini de doğrudan hedef almıştır. Yüzlerce meslektaşımızın ve Halk TV emekçilerinin yanındayız. Tüm kamuoyunu basın özgürlüğüne, haber alma hakkına ve meslektaşlarımızın emeğine sahip çıkmaya davet ediyoruz."
Halk TV’ye kayyum atanması ve yayının durdurulması, doğrudan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan kabul edilemez bir müdahaledir. Geçtiğimiz yıl TELE1’e yapılan uygulama, bugün Halk TV'de yinelenmektedir. Bu durum, Türkiye’de medyanın hiçbir hukuki güvencesinin kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu karar yalnızca yayını durdurmakla kalmamış; mutfağından ekran önüne yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini de doğrudan hedef almıştır. Yüzlerce meslektaşımızın ve Halk TV emekçilerinin yanındayız. Tüm kamuoyunu basın özgürlüğüne, haber alma hakkına ve meslektaşlarımızın emeğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.
— DİSK Basın-İş (@diskbasinis) October 14, 2026
"İfade özgürlüğüne ağır bir darbedir"
Çağdaş Gazeteciler Derneği, yaptığı açıklamada şöyle denildi: "Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınının durdurulması, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Anayasal hakları ve halkın haber alma özgürlüğünü yok sayan bu karar kabul edilemez. Bundan tam bir yıl önce TELE1’e kayyum atanmış, basın tarihimize kara bir leke olarak geçmişti. Bugün ise Halk TV’ye yönelik bu kararla Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Halk TV çalışanlarının, meslektaşlarımızın yanındayız. Demokrasi, özgür basın ve halkın haber alma hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm kamuoyunu demokrasiye, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz!"
Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınının durdurulması, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Anayasal hakları ve halkın haber alma özgürlüğünü yok sayan bu karar kabul edilemez. Bundan tam bir yıl önce TELE1’e kayyum atanmış, basın tarihimize kara bir leke olarak geçmişti. Bugün ise Halk TV’ye yönelik bu kararla Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Halk TV çalışanlarının, meslektaşlarımızın yanındayız. Demokrasi, özgür basın ve halkın haber alma hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm kamuoyunu demokrasiye, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz!
— ÇGD (@cgdgenelmerkez) October 14, 2026
"Halkın haber alma hakkı engellenemez"
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) de yazılı açıklama yaptı. DFG'nin açıklaması şöyle:
"Kayyum Basın Özgürlüğüne Darbedir Halk TV’ye kayyum atanması, kanalın yayınlarının durdurulması ve İstanbul’daki binasına polis ekiplerinin girmesi, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından ciddi kaygı vericidir. Gazeteciliğin üzerindeki baskıların, erişim engellerinin, gözaltı ve tutuklamaların ardından şimdi de bir televizyon kanalının yönetimine müdahale edilmesi ve yayınlarının durdurulması, basın üzerindeki denetimin daha da ağırlaştırılması anlamına gelmektedir. Medya kuruluşlarına yönelik kayyum uygulamaları ve yayın durdurma kararları, yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını da hedef almaktadır. Basın kuruluşlarının kapılarına polisle gidilmesi, yayın faaliyetlerinin engellenmesi ve medya kurumlarının yönetimine müdahale edilmesi kabul edilemez. Bir kez daha hatırlatıyoruz: Basına yönelik baskılarla gerçekler susturulamaz. Gazetecilik suç değildir. Halkın haber alma hakkı engellenemez. DFG olarak, Halk TV çalışanları ve basın özgürlüğünü savunan tüm gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyor; basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik müdahalelere karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz."
📌Kayyum Basın Özgürlüğüne Darbedir Halk TV’ye kayyum atanması, kanalın yayınlarının durdurulması ve İstanbul’daki binasına polis ekiplerinin girmesi, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından ciddi kaygı vericidir. Gazeteciliğin üzerindeki baskıların, erişim engellerinin, gözaltı ve tutuklamaların ardından şimdi de bir televizyon kanalının yönetimine müdahale edilmesi ve yayınlarının durdurulması, basın üzerindeki denetimin daha da ağırlaştırılması anlamına gelmektedir. Medya kuruluşlarına yönelik kayyum uygulamaları ve yayın durdurma kararları, yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını da hedef almaktadır. Basın kuruluşlarının kapılarına polisle gidilmesi, yayın faaliyetlerinin engellenmesi ve medya kurumlarının yönetimine müdahale edilmesi kabul edilemez. Bir kez daha hatırlatıyoruz: Basına yönelik baskılarla gerçekler susturulamaz. Gazetecilik suç değildir. Halkın haber alma hakkı engellenemez. DFG olarak, Halk TV çalışanları ve basın özgürlüğünü savunan tüm gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyor; basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik müdahalelere karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG)
— Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (@DFGDernegi) October 14, 2026
“Halkın haber alma hakkı engellenemz”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ise yaptıkları açıklamada şunları söyledi:
“Unutulmamalıdır ki basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, tüm toplumun haber alma hakkının ve demokratik bir düzende yaşama hakkının güvencesidir. Basın hürdür, sansür edilemez! Halkın haber alma hakkı engellenemez!”
TGC: Kayyım, basını vesayet altına almanın aracına dönüşemez Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Halk TV’ye yapılan operasyon ve kayyım atanmasıyla ilgili açıklama yaptı. Halkın haber alma hakkının korunması için Halk TV’de görev yapan gazetecilerin işlerinin başına dönmesi ve yayının devam etmesi talep edilen açıklamada şu görüşler yer aldı. “Bugün sabaha karşı Halk TV binasında polis operasyonu düzenlenmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘kanal sahibi hakkında yürüttüğü rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ soruşturması kapsamında kanala kayyım atanmış ve yayın durdurulmuştur. Gazetecilerin ve medya emekçilerinin binaya girişine izin verilmediği, dayanışma için gelenlerin de içeri alınmadığı bildirilmektedir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak daha önce defalarca vurguladığımız gibi, bir kez daha ısrarla hatırlatıyoruz: Kayyım uygulaması, medyayı ve muhalif sesleri susturmanın, çok sesliliği azaltmanın ve basını vesayet altına almanın aracına dönüşemez. İDDİALAR KANAL SAHİBİNİN TİCARİ FAALİYETE İLİŞKİNDİR Soruşturmalar hukuk devletinde yürütülür ve hiç kimse yargı denetiminin dışında değildir. Ancak iddialar yayın içeriğine değil, kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkindir ve henüz kesinleşmiş bir hüküm yoktur. Mal varlığının korunması amacı, bir haber kanalının susturulmasını ve gazetecilerin görevlerinin başına geçememesini haklı kılamaz. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgemiz medya sahipliğinde şeffaflığı da esas alır; ancak sahiplik sorunlarının bedelini gazeteciler ve toplumun haber alma hakkı ödememelidir. ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI BASINI KAMUSAL GÖZLEMCİ SIFATIYLA KORUMA ALTINA ALIR Anayasamızın 28. maddesi son derece nettir: 'Basın hürdür, sansür edilemez.' Anayasanın 30. maddesi de basın araçlarının işletilmekten alıkonulamayacağını güvence altına alır. Soruşturmanın konusu yayın içeriği olmasa da, bir haber kanalının yayınının durdurulması bu güvencenin koruma amacı bakımından ciddi bir anayasal sorundur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ve Anayasa Mahkemesi kararları da basını, demokratik toplumun gözü kulağı olan 'kamusal gözlemci' sıfatıyla koruma altına alır. HALK TV ÇALIŞANLARININ MESLEKLERİNİ YAPMALARI ENGELLENMEMELİDİR Yayın organlarını karartan, gazetecileri susturan keyfi tedbirlerin hukuk devleti, kanunilik ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi gazeteciye halkı ilgilendiren olayları izleme ve araştırma hakkı tanır, her türlü sansür ve oto sansürle mücadeleyi gazetecinin sorumluluğu sayar. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle zor durumda kalan meslektaşlarla dayanışmayı öngörür. Halk TV çalışanlarının mesleklerini yapmaları engellenmemelidir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak gazetecilerin ve medya emekçilerinin görevlerinin başına dönmesini ve bina girişindeki engellemelerin sona erdirilmesini, yayın akışının, halkın haber alma hakkını koruyacak biçimde yeniden başlatılmasını istiyoruz. Kayyım kararının tüm dayanak ve gerekçesiyle birlikte kamuoyuna açıklanmasını, yayın ve çalışma hakkının korunmasını talep ediyoruz. Unutulmamalıdır ki basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, tüm toplumun haber alma hakkının ve demokratik bir düzende yaşama hakkının güvencesidir. Basın hürdür, sansür edilemez! Halkın haber alma hakkı engellenemez!” https://t.co/MQ7EXLKd3q
— TGC (@TGCTr) October 14, 2026
"Sansür kabul edilemez"
Basın Konseyi de yayınladığı açıklamada Halk TV'ye kayyım atanmasına tepki gösterdi:
"Halk TV’de de yaşanan bu anti-demokratik müdahaleyi ve sansür uygulamasını kınıyoruz. Ekranların derhal açılmasını ve gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi için gerekli koşulların sağlanmasını bir daha talep ediyoruz. Gece gündüz demeden kamusal görevini yerine getiren tüm Halk TV emekçilerinin ve meslektaşlarımızın sonuna kadar yanında olduğumuzu bildiriyoruz. Sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanan ya da ev hapsinde tutulan tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını, anayasa ve yasalarla koruma altında bulunan gazetecilik mesleğinin yaşatılması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz."
BASIN KONSEYİ: HALK TV’NİN SESİNİN KISILMASI, HALKIN HABER ALMA HAKKINA VE DEMOKRASİYE EN BÜYÜK DARBEDİR! Türkiye’nin en çok izlenen bağımsız yayın kuruluşlarından biri olan Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına şafak vakti düzenlenen polis baskını, ekranların karartılması ve yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanması, basın özgürlüğü ve çok seslilik adına kapkara bir gün olarak tarihe geçmiştir. Soruşturmanın hukuki gerekçeleri ne olursa olsun, bir medya kuruluşunun kapısına polis barikatı kurmak, gazetecilerin, editörlerin ve televizyon emekçilerinin binaya girişini engellemek ve canlı yayını tamamen durdurmak asıl amacın hukuku işletmek değil, muhalif bir sesi susturmak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Şirket ortakları ya da sahiplerine yönelik yürütülen adli süreçler, bir kitle iletişim aracının tamamen kapatılması ya da sansürlenmesi için bir araç olarak kullanılamaz. Anayasamızın 28. maddesi hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir: “Basın hürdür, sansür edilemez.” Bir televizyon kanalının yayınını kesmek, toplumun doğru bilgiye ulaşma, sorgulama ve eleştirme hakkını elinden almaktır. Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğü sadece gazetecilerin çalışma hakkı değil, aynı zamanda demokratik bir toplumun nefes borusudur. Bu borunun kesilmesi, ülkeyi karanlığa ve tek sesliliğe mahkum etmektir. Medya üzerindeki yargısal, ekonomik ve idari baskıların tırmandığı bu süreç, uluslararası endekslerde halihazırda gerileyen ülkemizin demokratik itibarını daha da zedelemektedir. Gazetecilik faaliyetinin idari kararlarla engellenmesi, basın emekçilerinin geleceğinin ve iş güvencesinin gasp edilmesi hiçbir hukuki zeminde meşrulaştırılamaz. Basın Konseyi olarak; •Halk TV’de de yaşanan bu anti-demokratik müdahaleyi ve sansür uygulamasını kınıyoruz. •Ekranların derhal açılmasını ve gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi için gerekli koşulların sağlanmasını bir daha talep ediyoruz. •Gece gündüz demeden kamusal görevini yerine getiren tüm Halk TV emekçilerinin ve meslektaşlarımızın sonuna kadar yanında olduğumuzu bildiriyoruz. •Sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanan ya da ev hapsinde tutulan tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını, anayasa ve yasalarla koruma altında bulunan gazetecilik mesleğinin yaşatılması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
— Basın Konseyi (@BasinKonseyi) October 14, 2026
(FY)



