Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Suriye’de özellikle Halep’te yaşanan saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, cihatçı HTŞ gruplarının Kürt, Süryani, Alevi ve Dürzi halklara yönelik şiddetinin sürdüğünü belirterek, bu saldırıların Türkiye’deki barış sürecini baskı altına alma amacı taşıdığını vurguladı.
İnisiyatif, AKP–MHP iktidarının cihatçı gruplar eliyle sınır ötesinde Kürt karşıtı politikaları derinleştirdiğini savunarak, hükümet yetkililerinin “terörsüz bölge” söylemiyle bu sürecin daha da genişletileceğine dair sinyaller verdiğini ifade etti. Açıklamada, cihatçı grupların işkence görüntülerini servis ettiği, bir direnişçi kadının çatıdan atıldığı hatırlatılırken, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın yaşananları “tarihi fırsat” olarak nitelendirmesi ve hükümet yetkililerinin “gerekirse ordumuzla destek veririz” açıklamaları eleştirildi. İnisiyatif, bu söylemlerin yerinden edilen, öldürülen ve işkence gören kadınlar ile çocuklara yönelik bir desteği içermediğini belirtti.
Halep’te Kürt mahallelerine saldırı
Açıklamada, HTŞ’nin aylardır Suveyda, Lazkiye ve diğer Suriye kentlerinde Dürzilere ve Alevilere yönelik saldırılarının ardından, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye adlı iki Kürt mahallesini hedef aldığı kaydedildi. Seçilmiş halk meclislerinin, sivil halka ve yerel yönetim hakkına yönelik bu saldırılar karşısında direniş kararı aldığı aktarıldı.
İnisiyatif, İsrail ve ABD’nin zımni onayını, Türkiye’deki AKP–MHP iktidarının ise siyasi ve lojistik desteğini arkasına alan HTŞ gruplarının, altı gün boyunca ağır silahlarla sivil yerleşimleri ve hastaneleri bombaladığını söyledi.
“Şiddet, teslimiyeti dayatmanın bir aracı”
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Halep’te Kürt ve Süryani mahallelerinde halka ve kadınlara yönelik şiddetin, Türkiye’de Kürt sorununda demokratik ve siyasi çözüm temelinde barış inşa edilmesini engellemeye dönük bir baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti. Açıklamada, bu saldırıların yıllardır Türkiye’de ve Kürtlerin yaşadığı farklı coğrafyalarda sürdürülen zorla göç ettirme ve yerinden etme politikalarının devamı olduğu vurgulandı.
HTŞ’nin kadınlara yönelik savaş suçlarının, yalnızca Suriye’de değil, Ortadoğu’da ve Türkiye’de barış ve halkların özgürlüğü için mücadele eden tüm kadınlar açısından cihatçı militarist erkek şiddetinin bir tehdidi olduğuna dikkat çekildi.
Uluslararası kadın dayanışması çağrısı
İnisiyatif, dünyada seslerinin ulaştığı tüm feminist ve kadın örgütlerini, “Şam Yönetimi” adı altında örgütlenen ve İsrail ile ABD güdümlü olduğu belirtilen, Türkiye’deki AKP–MHP iktidarından destek aldığı öne sürülen HTŞ gruplarının halklara ve kadınlara yönelik savaş suçlarına karşı dayanışmaya çağırdı.
Açıklamada, Suriye’de cihatçı İslamcı saldırganlık sürdüğü ve Türkiye hükümeti tarafından desteklendiği sürece ne Suriye’de ne de Türkiye sınırları içinde barış ve demokrasinin inşa edilebileceği ifade edildi. İnisiyatif, enternasyonal kadın dayanışmasıyla mücadelenin büyütülmesi çağrısında bulundu.
Son olarak, HTŞ’nin Kürtlere, Alevilere, Süryanilere ve Dürzilere karşı yürüttüğü savaşın ve katliamların durdurulması için uluslararası feminist dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Zorla yerinden edilenlerin geri dönmesi, esirlerin serbest bırakılması ve direnişin suç sayılmaması talepleri sıralanırken, tüm halkların ve ezilenlerin örgütlenme hakkının güvence altına alındığı demokratik bir Suriye için dayanışmanın büyütülmesi gerektiği belirtildi.
(EMK)

