Barış Vakfı, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye'nin desteklediği paramiliter grupların Rojava'ya dair saldırıları ile Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Türkiye ve Suriye'nin yeni bir yola ihtiyacı olduğunun belirtildiği açıklamada, Rojava'daki saldırıların Türkiye'deki süreci zora soktuğu aktartıldı.

Kobanî için acil insani yardım listesi açıklandı
"İnsani yardımın bölgeye girişi engelleniyor"
Barış Vakfı, HTŞ'nin yoğun saldırıları yüzünden Halep'teki 2 mahallede Kürtlerin yerinden edilmesine sebep olduğuna dikkat çekti:
"Bugün Suriye’de ve ülkemizde yaşananlar, farklı kaynaklardan alınan haberler, mağdurların ve Kürt toplumunun iddiaları, ulusal ve uluslararası hak örgütlerinin ve kurumların çeşitli verileri ve açıklamaları, Türkiye toplumunun değişik kesimlerinde de derin endişe ve kaygıya yol açmış durumdadır. Haseke ve Kobanî’nin (Ayn el-Arab) Suriye Ordusu tarafından kuşatılmış olması ciddi bir insani krize neden oldu. Bu durum, Suriye’de Kürt kimliğinin ve haklarının tanınması için atılan ilk adım olan Cumhurbaşkanı kararnamesini de gölgeledi. Yoğun işkence, saldırı, katliam gibi iddiaların yanı sıra kuşatılan yerlerde gıda, temiz su ve sağlık hizmetleri sorunu yaşandığına; insani yardımın bölgeye girişinin engellendiğine dair yerel çatışma haberleri kamuoyuna yansımıştır."
"Acil ve etkili adımlar atılmalı"
Vakıf, bütün bunların, uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuk açısından ağır bir ihlal olduğu vurguladı:
"Kuşatma altındaki bölgelerde sivillerin temel insani ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için acil ve etkili adımlar atılmalıdır; Suriye Ordusunun kuşatması derhal kaldırılmalıdır. Çatışmanın ve krizin tüm taraflarını ve sürece etkisi bulunan bölgesel aktörleri can kayıplarını önlemeye, şiddeti tırmandıracak adımlardan kaçınmaya, temel hak ve özgürlükler ekseninde sürecin yeniden yeni bir yol bularak diyalog ve müzakereyle sorunu insani duyarlılık ve hukuk temelinde masada çözmeye davet ediyoruz."
"Kalıcı barış müzakereyle olur"
Açıklamada, Türkiye'de medya, siyaset ve sivil toplum alanında hakim olan üstenci, ötekileştirici, aşağılayıcı ve yaralayıcı dilin, barış sürecini zorlaştırdığı ifade edildi:
"Böylesi bir dil ve söylem; süreci zorlayan, toplumsal zenginliğimizi körelten, bir arada var oluşumuzu tehdit eden bir dildir. Ülkemiz ve bölgemiz bu zorlu ve kritik süreçten ancak herkesin katkısıyla, toplumun her kesiminin değerlerini ve onurunu birlikte korumayı başarabildiğimizde geçebilecek ve sorunlarımız ancak bu koşulda kalıcı çözüme kavuşabilecektir. Şimdi el birliğiyle, diyalog ve müzakere zeminlerini güçlendirmek, kalıcılaştırmak ve kurumsallaştırmak hepimizin ama daha çok siyasetin ve medyanın sorumluluğu ve görevi olduğunu unutmadan sözümüzü kurmalıyız.
"Acil barış" çağrısı
"Suriye’de bir yandan ateşkes defalarca ihlal edilirken öte yandan anlaşmanın bazı unsurlarına ilişkin müzakereler sürmekte. Türkiye’de ve Suriye’de taraflar arasında diyalog ve müzakere zeminlerini güçlendirmekten, kalıcılaştırmaktan ve kurumsallaştırmaktan başka yol bulunmamaktadır. Sorunların kalıcı çözümünün ancak diyalog ve müzakere ile sağlanabileceğinden, tüm tarafları acil olarak barışa ve sorunların görüşmelere yoluyla çözümünün sağlanmasına davet ediyoruz."
(AB)

