Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde öğretim üyesiyken 1 Eylül 2016’da yayımlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılan Doç. Dr. Hakan Koçak’ın göreve iade talebine ilişkin davada istinaf kararı çıktı.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi, Koçak’ın Ankara 25. İdare Mahkemesi’nin ret kararına karşı yaptığı başvuruyu 24 Eylül’de oyçokluğuyla reddetti.
Mahkeme, imzayı “iltisak” için yeterli gördü
İstinaf, dosyayı bildirinin yayımlandığı dönemin koşulları ve metnin içeriği üzerinden değerlendirdi.
Bildirinin “akademik bir çalışma ürünü olmadığını, belli bir perspektiften ve tek yanlı hazırlandığını” savundu. Ayrıca bildirinin güvenlik güçlerinin operasyonlarını sivillere yönelikmiş gibi gösterdiğini ileri sürdü.
Bildirideki ifadelerin de “terör örgütü üye ve sempatizanlarında nefret ve şiddete başvurma duygusunun güçlenmesine yol açabilecek nitelikte olduğunu” iddia etti.
Bildirinin örgüt lehine kamuoyu oluşturan bir metin olduğu belirterek, imzalamasının Koçak’ı örgütle “irtibatlı ve iltisaklı” hale getirdiği kaydetti.
Daire ayrıca Koçak’ın kamu görevlisi olması nedeniyle “Anayasaya sadakat yükümlülüğü” bulunduğunu belirterek bildiriyi imzalamasının bu yükümlülükle bağdaşmadığı görüşünü benimsedi.
İfade özgürlüğü açısından "orantılı müdahaleymiş"
İstinaf kararda akademik ifade özgürlüğü de ayrıca değerlendirildi.
Mahkeme, akademisyenlerin kendi uzmanlık alanlarının dışında kalan konularda da görüşlerini ifade edebileceğini kabul etmekle birlikte, Koçak’ın aynı zamanda kamu görevlisi olmasına vurgu yaptı.
Daire, kamu görevinden çıkarılmasının ifade özgürlüğüne bir müdahale olduğunu kabul etti ancak bu müdahalenin “milli güvenliğin ve kamu düzeninin korunması” amacıyla orantılı olduğunu savundu.
AYM'nin Barış Akademisyenleri kararından ayrıldı
Bölge İdare Mahkemesi kararında, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2019 tarihli Füsun Üstel ve Diğerleri kararına da değindi.
AYM, aynı bildiriyi imzaladıkları gerekçesiyle “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan hapis cezası verilen akademisyenler açısından ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermişti. Bölge İdare Mahkemesi ise AYM kararının ceza yargılamasına ilişkin olduğunu, Koçak’ın durumunda ise kamu görevinden çıkarma şeklinde “olağanüstü bir idari tedbir” bulunduğunu belirtti.
Daire, kamu görevinden çıkarmanın hapis cezasına göre “daha hafif sonuçları” bulunduğunu savunarak, Koçak’ın ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin orantısız olmadığı sonucuna ulaştı.

AYM, Barış Akademisyenleri İçin "Hak İhlali" Kararı Verdi
Karşı oy: Dosyada yeterli bilgi ve belge yok
Karar oybirliğiyle alınmadı.
Heyet üyelerinden Fazilet Akgül Arman karşı oy kullandı. Üye hakim, Koçak’ın bir “terör örgütü ile irtibatı veya iltisakı” bulunup bulunmadığının değerlendirilebilmesi için dosyada yeterli bilgi ve belge olmadığını belirtti.
Danıştay yolu açık
Mahkeme çoğunluğu sonuç olarak OHAL Komisyonu’nun ret işleminde ve Ankara 25. İdare Mahkemesi’nin kararında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmederek Koçak’ın istinaf başvurusunu reddetti.
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilecek.
Koçak: 10 yıldır bir hukuk labirentinde dolaştırılıyoruz
Hakan Koçak, istinaf kararını değerlendirirken Barış Akademisyenlerinin yargı sürecinin başından beri siyasi nitelik taşıdığını söyledi.
“Barış gibi Türkiye açısından son derece önemli, hatta kutsal sayılabilecek bir meselenin bu şekilde yıpratılması çok acı. Bu süreç, yarattığı mağduriyetin yanı sıra hukukun güvenilirliğini ve tutarlılığını da sarsıyor” diyen Koçak, şöyle devam etti:
“Barış Akademisyenlerinin hukuk süreci siyasi bir kararla başladı ve siyasi bir kararla bitirilmeye çalışılıyor. Bir gece yarısı KHK’siyle ihraç edildik. Şimdi mahkemelerde 11. yıla doğru gidiyoruz. Sürekli bir hukuk labirentinin içinde dolaştırılıyoruz.”
Koçak, dosyaların hukuki sürecin kendi içinde çözüme kavuşturulması yerine siyasi bir kararla sonuçlandırılması gerektiği görüşünde:
“Bence en önemli mesele bunun siyasi bir kararla sonlandırılması. Bu sürecin muhataplarının da konuyu gündeme getirmesi gerekiyor. Kamuoyunda bu konuda yanlış bir algı var. Barış Akademisyenlerinin durumu, barış sürecinin toplumsallaşması açısından da en kritik ölçütlerden biri.”
Danıştay’dan aksi yönde kararlar
Koçak’ın başvurusunu reddeden Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzalamasını PKK ile “irtibat ve iltisak” kurulması için yeterli görürken, Danıştay 5. Dairesi Barış Akademisyenlerinin çeşitli dosyalarında aksi yönde kararlar verdi.
Ağustos 2025’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ihraç edilen Ahmet Murat Aytaç hakkında verilen göreve iade kararını onadı. Böylece OHAL Komisyonu kararının iptali ile Aytaç’ın parasal ve özlük haklarının iadesine ilişkin karar kesinleşti.
Haziran 2026’da ise Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden ihraç edilen Doç. Dr. Halis Ulaş hakkındaki göreve iade kararı Danıştay tarafından onandı. Üniversite yönetiminin temyiz başvurusunun reddedilmesiyle Ulaş’ın göreve dönüşüne ilişkin karar kesinleşti.
Danıştay 5. Dairesi ayrıca, Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu hakkında KHK kapsamından çıkarılması, parasal ve özlük haklarının iadesi yönünde verilen kararı 24 Mart 2026’da oyçokluğuyla onadı. Kararın UYAP’a yüklenmesiyle Değirmencioğlu hakkındaki idari yargı süreci de lehine kesinleşti.
Danıştay’ın Barış Akademisyenlerine ilişkin ilk olumlu kararı ise Temmuz 2025’te Dr. Hafize Öztürk Türkmen dosyasında çıktı. Daire, bildiriyi imzalamanın tek başına örgütle “irtibat veya iltisak”ın delili sayılamayacağını, Türkmen’in PKK ile bağlantısını ortaya koyan somut bilgi veya belge bulunmadığını belirterek Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi’nin kararını bozdu.
Ancak Türkmen dosyasında önemli bir ayrıntı var. Koçak hakkında da karar veren aynı istinaf mahkemesi Aralık 2025’te Danıştay’ın bozma kararına direnmişti.
Danıştay: Yalnızca bildiriye imza atılması yeterli değil
Danıştay 5. Dairesi, Mart 2026’da geniş heyetle verdiği bir başka kararda Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Barış Akademisyenlerine ilişkin kararlarına uyulmasının zorunlu olduğunu belirtti. Daire, yalnızca bildiriyi imzalayan akademisyenlerin mesleğe dönüşü konusunda farklı bir değerlendirmeye gerek bulunmadığı yönünde içtihat oluşturdu. Ayrıca devlete sadakat yükümlülüğüne aykırılık ile bir örgütle “iltisak”ın aynı şey olmadığına işaret etti.

Danıştay'dan ‘barış akademisyenleri’ kararı: AYM kararlarına uyulması zorunlu
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. Dairesi, Danıştay’ın bu yaklaşımına rağmen, bildirinin içeriğinden hareketle Koçak’ın PKK ile “irtibatlı ve iltisaklı” olduğu sonucuna vardı ve istinaf başvurusunu reddetti.
Öte yandan Koçak’ın Kocaeli Üniversitesi’nde birlikte mesai yaptığı akademisyenler Gül Köksal, Hülya Kendir ve Cengiz Erçin de 2026’da yargı kararlarıyla üniversiteye dönen isimler arasında. Fakat bu isimlerin dönüşleri Danıştay değil, Bölge İdare Mahkemesi kararlarına dayanıyor. Hülya Kendir ve Cengiz Erçin’in dönüşüyle Temmuz 2026 itibarıyla yargı kararıyla görevine dönen Barış Akademisyeni sayısı 16’ya çıkmıştı.

KOCAELİ'NDE İKİ BARIŞ AKADEMİSYENİ İŞE İADE EDİLDİ
"Sevincimiz ancak tüm meslektaşlarımız dönünce tamamlanacak”
Hakan Koçak hakkında
Koçak, 11 Ocak 2016’da yayımlanan Barış Akademisyenleri’nin “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisinin imzacıları arasındaydı. Bildiriyi ilk aşamada 1.128 akademisyen imzalamış, daha sonra gelen desteklerle 2 bin 200’ün üzerinde imzacıya ulaşmıştı.
Barış İçin Akademisyenler’in 11 Ocak 2016’da yayımladığı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi, Kürt illerindeki sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar sırasında yaşanan hak ihlallerine son verilmesi, yasakların kaldırılması ve Kürt meselesinin çözümü için müzakerelere dönülmesi çağrısı yapıyordu.
Bildiri sonrası akademisyenler KHK'ler ile işlerinden atıldı, örgüt propogandası iddiasıyla yargılandı. Koçak da onlardan biriydi.

AKADEMİSYEN YARGILAMALARI
Hakan Koçak'ın Beyanı
OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, 4 Kasım 2021’te Koçak’ın göreve iade edilme talebini reddetti. İlk derece mahkemesi de 31 Ekim 2022’de ret kararı verdi.
Kocaeli Dayanışma Akademisi üyesi olan Koçak, Kocaeli Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde öğretim görevlisiydi.
Akademik çalışmaları ağırlıklı olarak emek tarihi, kent ve mekan, çalışma sosyolojisi ve Türkiye işçi hareketinin gelişme dinamikleri üzerine yoğunlaşıyordu.
(HA)












