Bugün #BarışBildirisi’nin 10. yılı.
— BarışAkademisyenleri (@BarisAkademik) January 11, 2026
Önceki günlerde #BarışBildirisiOnuncuYıl ve #OnuncuYıldaHukukYok tagleriyle on yıla baktık.
Bugün #KHKlarGidecekGeriDöneceğiz diyoruz, KHK’lı hocalarımızın iadelerinin engellenişine odaklanıyoruz.
On yılda yaşadıklarımıza birlikte bakalım: pic.twitter.com/m63CqpLdjo
Barış Akademisyenleri, ‘Barış Bildiri’sinin 10. yılını "hatırlayalım" diyerek yayınladığı bir paylaşımla hatırlatırken "Bugün KHK’lı hocalarımızın iadelerinin engellenişine odaklanıyoruz" dedi.
Akademisyenler videoyu şu notla paylaştı:
"Bugün Barış Bildirisi’nin 10. yılı. Bugün "KHK'lar Gidecek Geri Döneceğiz" diyoruz, KHK’lı hocalarımızın iadelerinin engellenişine odaklanıyoruz. On yılda yaşadıklarımıza birlikte bakalım."
"549 barış imzacısı görevinden koparıldı"
Barış Akademisyenleri tarafından yayınlanan videoda şu ifadeler kullanıldı:
"Bugün Barış Bildirisi'nin 10. Yıldönümü; 10 yıla birlikte bakalım. Bu suça ortak olmayacağız başlıklı bildiri 11 Ocak 2016'da yayınlandı. Barış için akademisyenler şiddetin durmasını barışa dönülmesini talep etti. Hükümet bu çağrıyı barışçıl bir talep olarak değil devlet düşmanlığı olarak değerlendirdi. Ama baskılar arttıkça dayanışma da büyüdü. İmza sayısı iki bini geçti. Barış akademisyenlerine yönelik soruşturmalar, gözaltılar işten atmalar başladı. 2016'daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL'le baskı daha da arttı. OHAL akademisyenlere yönelik saldırıya bahane yapıldı. OHAL döneminde kanun hükmünde kararnamelerle 406 akademisyen kamu görevinden ihraç edildi. Toplamda ise 549 Barış imzacısı farklı yollarla üniversitedeki görevlerinden koparıldı.
"Hukukiye çelişkiler"
"Barış akademisyenlerinin eylemi birdi, bildiri imzalamışlardı ama üniversite yönetimleri farklı tavırlar aldı. Ağır Ceza Mahkemeleri’nde davalar açıldı. Tam 822 akademisyene ‘terör propagandası suçlaması’ yöneltildi. Davalar sürerken 2019'da Anayasa Mahkemesi bildiriyi ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında değerlendirdi. Bu kararla tüm ceza davalarında beraat kararları çıktı. Ancak OHAL 2018'de resmen bitse de etkileri sürdü. İtirazlar işin kurulan OHAL komisyonu başvuruları yıllarca bekletip hepsini reddetti. Ortaya ciddi bir hukukiye çelişki çıktı. Alt mahkemeler Anayasa Mahkemesi’ni yok sayabiliyordu. İdari Mahkemelerdeki görevi iade davalarında belirsizlik ve tutarsızlık hâkim. Birçok mahkeme Anayasa Mahkemesi’nin bağlayıcı kararını uygulamıyor. Başka gerekçeler öne sürüyor. Red gerekçelerinin bildiriyle hiç bilgisi yok; sosyal medya paylaşımları, eski davalar ya da eylemler… Bu durum hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor. Akademisyenler üzerinde bir kez daha baskı oluşturuyor. Tüm bunlara rağmen akademisyenlerin temel ilkisi hâlâ geçerli. Bu hukuk mücadelesinden çok daha fazlası. Barış talebinde ısrarın bir simgesi."
(AB)
