Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Antalya’da düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları” kapsamında önemli mesajlar verdi.
DEM Parti Antalya İl Örgütü tarafından Kepez’deki Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmada konuşan Bakırhan, hem Türkiye’deki barış sürecine hem de bölgesel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.
“Onurlu barış” vurgusu

Bakırhan, bir yıldır yürütülen sürece değinerek, Türkiye’nin dört bir yanında düzenledikleri iki bini aşkın toplantıda en güçlü talebin “onurlu barış” olduğunu söyledi. Kürt, Türk, Arap ya da farklı kimliklerden yurttaşların ortak beklentisinin barış olduğunu belirten Bakırhan, “Onurlu bir barış için emekçilerin ve ezilenlerin birlikte sesini yükseltmesi gerekiyor” dedi.
Meclis raporuna eleştiri ve destek
Meclis’te kurulan komisyonun raporuna ilişkin hem eleştirilerini hem de destekledikleri başlıkları sıralayan Bakırhan, Kürt meselesinin “terör ve güvenlik” çerçevesine sıkıştırılamayacağını vurguladı. “Kürt meselesi bir demokrasi ve özgürlük meselesidir” diyen Bakırhan, raporda AİHM ve AYM kararlarına atıf yapılmasını, kayyım uygulamalarının son bulmasına yönelik başlıkları ve temel haklara ilişkin maddeleri olumlu bulduklarını ifade etti.
Ancak 100 yıllık bir sorunun tek bir raporla çözülemeyeceğini dile getiren Bakırhan, demokratik hak ve özgürlüklerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Cezaevlerindeki siyasetçilerin durumuna ve sürgünde bulunan isimlere dikkat çeken Bakırhan, kapsamlı bir yasal düzenleme çağrısında bulundu.
“Bütçe savaşa gidiyor”
Bakırhan, Meclis raporunda yer alan savunma harcamalarına ilişkin verileri de gündeme taşıdı. Türkiye’de yılda 140 ila 240 milyar doların savaş ve savunmaya ayrıldığını belirten Bakırhan, çatışma ortamının ülkeye toplam maliyetinin 10 trilyon doları aştığını söyledi. “Barış olursa emekli de, asgari ücretli de, öğrenci de rahatlar. 86 milyon daha refah içinde yaşar” dedi.
“Barış herkesin meselesidir”
Barışın yalnızca Kürtlerin değil, tüm Türkiye’nin meselesi olduğunu vurgulayan Bakırhan, demokratikleşmenin tüm kesimlere alan açacağını ifade etti. Kayyım atanan belediyelere değinen Bakırhan, görevden alınan belediye başkanlarının görevlerine dönmesi gerektiğini belirtti ve demokrasinin 86 milyon için talep edildiğini söyledi.
“Silahlar konuştuğunda hayat susar”
27 Şubat’ın yıldönümüne atıf yaparak bir yıl önce başlatılan çatışmasızlık sürecine değinen Bakırhan, kalıcı barış için hukuki ve siyasi zeminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Barışın ancak hukuk, adalet ve kapsayıcı bir dille mümkün olabileceğini belirten Bakırhan, “Buyurgan bir dille barış olmaz” dedi.
Anadil meselesine de değinen Bakırhan, anadilde eğitimin evrensel bir hak olduğunu savundu ve dünyanın birçok ülkesinde benzer uygulamaların bulunduğunu hatırlattı.
İran mesajı: “En büyük güvenlik halktır”
Konuşmasının sonunda İran’daki saldırılara dikkat çeken Bakırhan, bölgedeki çatışma riskine işaret etti. Ne emperyal müdahaleleri ne de İran’daki tekçi ve baskıcı sistemi desteklediklerini belirten Bakırhan, şunları söyledi:
“En büyük güvenlik top, tüfek, tank değildir. En büyük güvenlik halktır, demokrasidir, özgürlüklerdir. Özgür ve demokrasisi işleyen hiçbir ülkeye ne emperyal güçlerin ne de bölgesel aktörlerin mühendislik çalışmalarıyla gücü yetmez.”
Bakırhan, İran’da kimliği, inancı ya da cinsiyeti nedeniyle baskı gören tüm halkların yanında olduklarını vurgulayarak, “İran halklarının yanındayız” dedi.

Süreçte yeni sayfa: Abdullah Öcalan'ın ikinci çağrısı kime, ne anlama geliyor?
(EMK)








