Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yeni yasama yılının ilk Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasının önemli bölümünü iktidar ile PKK arasında yürütülen süreç ve Meclis’in sorumluluğuna ayıran Bakırhan, sürecin ilerlemesi için karşılıklı adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, “Barışın terazisinin iki kefesi vardır. Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalıdır” dedi.
Bakırhan’dan Öcalan çağrısı
Süreç kapsamında kurulan komisyonların çalışmalarına başlamasını isteyen Bakırhan, somut adımların atılması gerektiğini söyledi.
“Gavek ji hezar gotina çêtir e” sözünü hatırlatan Bakırhan, bunun “Bir somut adım bin sözden iyidir” anlamına geldiğini belirtti.
Bakırhan, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun etkin çalışmasının sürecin tamamlanması açısından “tarihi bir öneme” sahip olduğunu söyledi.
Kurulun Öcalan’ın koordinasyonunda çalışmaya başlaması gerektiğini belirten Bakırhan şöyle konuştu:
“Bu kurul bir an evvel Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde çalışmalara başlamalıdır. Kurulun bu tarihi sorumluluğu yerine getirebilmesi için iktidarın ve devletin cesur, ciddi adımlar atmasının zamanı artık gelmiştir.”
Bakırhan, Öcalan’ın süreçte sorumluluk üstlenmesinin beklendiğini belirterek bunun için gerekli koşulların oluşturulması gerektiğini söyledi.
“Bugün Sayın Öcalan’dan böylesine ağır bir sorumluluk üstlenmesini bekliyorsunuz. O sorumluluğu yerine getirebileceği imkanları ve hukuku oluşturmak gerekmiyor mu? Ondan dolayı diyoruz ki; Sayın Öcalan’ın özgür çalışma, görüşme ve iletişim koşulları sağlanmalı. İlgili taraflarla düzenli temas kurabilmesinin önü açılmalıdır.”
“Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalı”
Barış sürecinin karşılıklı adımlarla ilerleyebileceğini söyleyen Bakırhan, hukuki düzenlemelerin de sürecin bir parçası olması gerektiğini savundu.
“Barışın terazisinin iki kefesi vardır. Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalıdır. Çünkü silahsızlanma, hukuki karşılığı olan bir meseledir. Demokratik hakların tanınmasının, hukuki güvencelerin sağlanmasının önünde bariyerler konulamaz.”
Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir kefeye fesih konulduysa öbür kefeye hukuki güvence ve siyaset konulmalıdır. Tek kefesine yük binen bir barış doğru çalışmaz, doğru tartmaz. Eğer bir sorumluluk isteniyorsa o sorumluluğun yerine getirilebileceği koşullar da oluşturulmalıdır.”
Barış sürecinin ilerlemesinin demokratikleşme ve toplumsal sözleşme açısından da önemli olduğunu belirten Bakırhan, “Adım karşılığında adım üretir. Her karşılık yeni bir güven üretir. Güven arttıkça daha zor meseleler konuşulabilir hale gelebilir” dedi.
“Meclis’in önünde ertelenmeyecek bir görev var”
Meclis’in sürecin ilerlemesi konusunda sorumluluk alması gerektiğini belirten Bakırhan, Çerçeve Yasa’nın öngördüğü İzleme Komisyonu’nun kurulmasını istedi.
“Meclis’in önünde ertelenmeyecek bir görev var. Çerçeve Yasa’nın öngördüğü İzleme Komisyonu en kısa zamanda kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Meclis, uygulamayı izlemeli, aksayan noktaları gündemine almalı, taraflarla görüşmeli, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler için harekete geçmelidir.”
DEM Parti olarak sorumluluk almaya hazır olduklarını söyleyen Bakırhan, diğer siyasi partilere de çağrı yaptı.
“Biz sorumluluk almaya hazırız DEM Parti olarak. Bütün partileri de bu tarihi süreçte sorumluluk almaya çağırıyoruz.”
Kobanê davası: “Arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşmalı”
Bakırhan, 6-8 Ekim 2014’te yaşanan Kobanê eylemlerinin yıl dönümüne de değindi.
Dönemi “çok karanlık bir dönem” olarak nitelendiren Bakırhan, yaşamını yitirenlerin faillerinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
Kobanê davasında tutuklu bulunan siyasetçilerin serbest bırakılması çağrısı yapan Bakırhan, “Aradan geçen 12 yıla rağmen Kobanê Kumpas Davasında bir hukuk garabeti hâlâ devam ediyor. Arkadaşlarımız halen tutuklu. Yerel mahkemenin vermiş olduğu karara rağmen tutuklu olmalarını kabul etmiyoruz. Bunun izahı yok” dedi.
Bakırhan, “Bir an önce Kobanê Kumpas Davasında yargılanan arkadaşlarımızın artık özgürlüklerine kavuşması gerekiyor” diye konuştu.
“Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu”
Bakırhan’ın gündeminde “fon krizi” tartışmaları da vardı.
Yaşananları “Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu” ve “yüz yıllık vurgun” sözleriyle nitelendiren Bakırhan, milyonlarca kişinin geçim sıkıntısı yaşarken bazı kişilerin büyük miktarlarda para kazandığını söyledi.
“Bir yandan geçinemediği için hayatına son veren emekliler ve aile bütçesine katkı sunmak için çalışan çocuklar var. Diğer yandan birini bin yapan, milyonunu milyona çeviren vurguncular, hırsızlar var.”
Türkiye Futbol Federasyonu’nun son beş yılda 440 yöneticiyi bahis oynadıkları gerekçesiyle disipline sevk ettiğini söyleyen Bakırhan, bahis soruşturmalarının futboldaki ekonomik ilişkilerin de araştırılması gerektiğini gösterdiğini savundu.
Bakırhan, “Rantın milletin formasına, sevincine, futbol tutkusuna kadar sızdığını ortaya koyan bir rezaletle karşı karşıyayız” dedi.
“İktidar hesap vermesi gereken bir muhatap değilmiş gibi davranıyor”
Bakırhan, iktidarın fon soruşturmasındaki tutumunu da eleştirdi ve bazı isimler hakkında neden işlem yapılmadığını sordu.
“Vurgundan önceki son bir ayda birkaç ayda fonlardan yüklü miktarda para çekenler kimlerdir?” diye soran Bakırhan, Fatma Betül Sayan Kaya’nın mal varlığına ilişkin de soruşturma yürütülüp yürütülmediğini sordu.
Bakırhan ayrıca bazı AKP yöneticilerinin yakınlarının mal varlıklarına konulan tedbirlerin kısa süre sonra kaldırıldığını belirterek, “Niye koydunuz? Niye mal varlığına koyduğunuz tedbiri 2-3 saat sonra kaldırdınız?” diye konuştu.
SPK Başkanı’nın görevine devam etmesini de eleştiren Bakırhan, Hazine ve Maliye Bakanı’nın daha önce borsada haksız kazanç elde edenler bulunduğuna ilişkin açıklamalarını hatırlattı.
Basına yönelik erişim engelleri
Bakırhan, T24 ve Mezopotamya Ajansı’nın bazı sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini de gündeme taşıdı.
T24’ün geçmiş yıllardaki haberlerinin incelenmesine tepki gösteren Bakırhan, “T24’ün 10 yıl öncesi haberlerini bu kadar titizlikle takip edeceğinize keşke vurgun yapan Terra’yı, bu fonlarda vurgun yapan insanların hesaplarını bir ay kontrol edebilseydiniz” dedi.
Dicle Fırat Gazeteciler Cemiyeti’nin eylül ayı raporuna atıf yapan Bakırhan, internet ve dijital medyada yaklaşık 4 bin içeriğe erişim engeli getirildiğini söyledi.
Eylül ayında 16 gazetecinin gözaltına alındığını, dokuz gazetecinin tutuklandığını belirten Bakırhan, “Fonda vurgun yapanlar soruşturmaya dahi çağrılmıyor. Haber yaptığı için gazeteci tutuklanıyor” dedi.
Kadın cinayetleri
Kadın cinayetlerine de değinen Bakırhan, son 10 günde altı kadının öldürüldüğünü söyledi.
“Bunlar birer rakam değil. Her birinin bir adı, bir hayat hikayesi var” diyen Bakırhan, kadın cinayetlerinin politik olduğunu savundu.
Bakırhan, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ve kadınlara yönelik yasaların etkin uygulanmamasının failler üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Failleri cezasızlıkla cesaretlendirmek bu cinayetin sorumlularının kim olduğunu ortaya koyuyor. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Kadın cinayetleri politiktir” dedi.
KHK’liler ve Barış Akademisyenleri
Bakırhan, KHK’lerle ihraç edilenler ve Barış Akademisyenlerinin yaşadığı sorunların da çözülmesi gerektiğini söyledi.
“Barış istedikleri için insanların çırasını döndürdüler. Evini barkını perişan ettiler” diyen Bakırhan, KHK’lerle işlerinden edilenlerin görevlerine dönmesi gerektiğini belirtti.
Bakırhan, “En basit adımlar bile atılmıyor” dedi.
Varto’daki köylerin nöbeti
Bakırhan, Varto’daki köylülerin güneş enerjisi santralı (GES) projesine karşı sürdürdüğü nöbete de değindi.
22 köyü kapsayan projeye karşı köylülerin yaşam alanlarını savunduğunu söyleyen Bakırhan, Bingöl İdare Mahkemesi’nin keşif ve bilirkişi incelemesine karar verdiğini aktardı.
Bakırhan, “Umuyorum ve diliyoruz ki heyet, mahkeme heyeti, bu talana son verecek. Köyler kazanacak, Varto kazanacak, doğamız kazanacak, suyumuz kazanacak, çiçekler kazanacak, su ve derelerimiz kazanacak” dedi.
(EMK)







