Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır İl Örgütü, 3’üncü Olağan Kongresini gerçekleştirdi.

Pervin Buldan: Somut adımların atılacağı bir sürece gireceğiz
ÇandAmed Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen kongreye, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
"Bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız"
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Henüz Kürtlerin demokratik haklarını, kayyımları, kimliğimizi, ana sütümüz gibi helal olan dilimizi konuşmadık. Bu birinci aşamayı başarıyla sonuçlandırabilirsek, ikinci aşamada mücadele ettiğimiz, emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız” dedi.

Efkan Ala'dan süreç açıklaması: Alt kurullar çalışmalara başladı
"Kürtler yüz yıl sonra ilk defa menüde değil, masadadır" diyen Bakırhan, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğer kıymetini bilirsek, doğru yürütebilirsek, bir birimizle uğraşmak yerine bizi reddeden, inkar eden Ortadoğu’daki bu rejimlere karşı demokratik haklarımızı inançlı ve güçlü şekilde savunabilirsek, menüde olan biz olmayız. Sayın Öcalan’ın Kürtleri menüden kaldırarak masaya koyan süreci başlatması kıymetlidir, önemlidir. 13 Eylül’de Sayın Öcalan’la yapılan görüşmede, Sayın Öcalan heyetimize, ‘Artık fazla gecikmeden karşılıklı adımlar atılmalı ve kurullar karşılıklı çalışmaya başlamalı’ dedi. Bizde diyoruz; artık gecikmeyin, neyi bekliyorsunuz? En başta da bu sürecin mimarı olan Sayın Öcalan’ın yaşam, iletişim koşullarını düzenleyin. Her gün birileri, ‘İmralı’da şöyle bir görüşme yapılmış’ deniliyor. Bu işin mimarı orada; kapıyı açın basın, sivil toplum örgütü gitsin. Gidip yerinde doğru bilgi almak daha iyi değil midir? Bu süreç sadece bir barış süreci değildir. Aynı zamanda demokratikleşme sürecidir. Bu sürecin karakteri olarak demokratikleşmeyi okuyoruz. Sürecin barıştan demokrasiye evrilmesi için, başta iktidar olmak üzere hepimizin çaba içinde olması gerekiyor."

Erdoğan’dan süreç açıklaması: "Barış ve istikrar olacak"
"Cumhuriyet hareketi yaratacağız"
Bakırhan, şunları söyledi: “Barış ne demektir, kısaca anlatayım; barış hiçbir eve cenaze gitmemesi demektir, bir gencin yarınını planlamasıdır, insanların dilini, inancını özgürce yaşamasıdır, silahların sustuğu yerde demokrasi ve hukukun devreye girmesi demektir. O yüzden bu sürecin başarıya ulaşması gerekiyor. Bizim talip olduğumuz, istediğimiz rejimin adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet Kürdün, alevinin, ezilenin eşit şekilde onuruyla yaşadığı bir zemindir, sistemdir. Kayyımların, dil yasaklarının, özgürlüğü kısıtlayan uygulamaların olmadığı bir demokratik cumhuriyet hareketi yaratacağız."
Tülay Hatimoğlulları: Bu düzen böyle gitmez
DEM Parti Erzurum İl Örgütü, 2’nci Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Kongreye, Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Hatimoğulları, şunları söyledi: “Bugün Türkiye'de hangi kanalı açarsanız varlık fonu üzerinden gerçekleşen hırsızlık karşımıza çıkar. İlk defa bu kadar büyüklükte bir vurgunla karşı karşıyayız. İktidar ise sanki bu hırsızlık kendi ülkesinde yaşanmıyormuş gibi davranıyor ve soruları yanıtsız bırakıyor. Bunun sorumlusu çok net denetlemeyen kurumlar, önünü açan siyasiler ve iktidarın önünü açtığı yolsuzluk furyasıdır. Ülkeyi vurgunların merkezi haline getirdiler. İktidar bu vurgunu izliyor. Bu vurgunun başında iktidarın önceki dönemde bakanlık yapan birine dayanıyor. Ucu nereye dokunursa dokunsun araştırılmalı. Türkiye şuan yoksulluğun en dibini yaşayan ülkelerin başında. Asgari ücretle insanlar geçinemiyor. Tarımı, hayvancılığı bitirdiniz. DEM Parti olarak çok netiz. Bu düzen böyle gitmez. Bu düzen değişecek.”

Tuncer Bakırhan: Süreçte dönüşler için eylül sonu ya da ekim öne çıkıyor
"Kürtler varlığını kanıtladı"
Meclis’te 10 Ağustos’ta kabul edilen çerçeve yasaya değinen Tülay Hatimoğulları, halkın yasanın nasıl pratikleşeceğini merak ettiğini dile getirdi:
"Sorumlular görevlerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeliler. 107 yıl önce Erzurum Kongresi’nde verilen kardeşlik söylemi hala yaşam bulmayı bekliyor. 107 sene sonra Erzurum'dan bütün Türkiye'ye 'Bu ülkede yaşayan, Kürtler, Aleviler kendi dilleriyle konuşabilmeli, anadilleriyle eğitim alabilmeli. Kültürlerini yaşayabilmeli' mesajını veriyoruz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, bir halkın geriye atıldığı bir süreç olamaz. Asla geriye bakılmamalı. Hep ileri bakılmalı. Yüzümüzü bu süreci ileriye taşımak için dönmek zorundayız. Ekim ayı silahların sonsuza kadar sustuğu bir ay olmasını istiyoruz. Çerçeve yasanın pratikleşmesiyle adımların atılmasıyla olmalı. Bölge bize 'Türkiye daha güçlü bir konuma getirmeli, Kürt sorununu barışçıl yöntemlerle çözebilmeli' diyor. Mücadele ederek kazanacağız. Şimdi daha fazla emek vermek gerekir. Sayın Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla gerçekleşen Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yepyeni bir dönemin kapısını açtı. Bütün dünya Kürt halkının onurlu varlığını görmüştür. Varlığını bütün dünyaya kanıtlanmış durumdadır. Sayın Öcalan 'Yepyeni bir evreye geçmeliyiz' diyor. Bu perspektifi hayata geçirmenin en güçlü yolu partimizi örgütlemek. Kadın örgütlemesini, gençlik, ekoloji mücadelesini örgütlemek gerekiyor. Erzurum'dan İmralı'ya bir selam gönderelim."

Tuncer Bakırhan: Ne bölünme, ne çatışma ne de kimseden bir şey alma süreci
"Demirtaş ve Yüksekdağ bırakılmalı"
Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı: "Sevgili Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksedağ'ın bırakılması için Milli Güvenlik Kurulu kararına gerek var mı? Ortada önemli bir AİHM kararı var. Yerlerine kayyım atanan belediye eşbaşkanlarının yerine dönmesi için Milli Güvenlik Kurulu kararına mı ihtiyaç var. Hayır. Atanmışlar seçilmişlerin yerini çalmıştır. Bu süreçte demokrasiyi katleden adımlar atılıyor. Muhalefet belediyeleri alınıyor. Her gün sosyal medya hesapları kapanıyor. Biraz muhalefet eden hesaplar hemen kapatılıyor. Eleştirel olmayı iktidar artık suç sayıyor. 'Bu süreçte 86 milyon yurttaşımız kazanacak' diyorlar. Eğer bunda samimiyseniz düşünce ifade ve örgütlenme üzerindeki baskıları sonlandırmak zorundasınız. Baskılara derhal son verilmelidir. Yine kadınların yaşadıklarına değinmek istiyorum. Son zamanlarda şiddet ve kadın cinayetleri almış başını gidiyor. Buna son verilmesi için mücadele vermek zorundayız. Herkesin üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmek gerekiyor. 2 yıl önce tam bugün Rojin Kabaiş kaybedildi. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında TJA ve kadın hareketleri eylem düzenliyorlar. Jin, jiyan, azadî, temel felsefemiz olmaya devam edecek."
(FY)

