Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), bugün Ankara’da “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı Birinci Yıldönümü” toplantısı gerçekleştirdi.
Abdullah Öcalan’ın yeni mesajının da okunduğu etkinlikte, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan bir konuşma yaptı.
Bakırhan, barış içinde birlikte yaşama iradesinin somut adımlara dönüşmesi ve bu kapsamda Öcalan’ın rolü ile yasal statüsünün net biçimde tanınıp güvenceye alınması gerektiğini belirterek, “Artık sorumluluk devlet ve yürütme erkindedir; bir eşiği aşmak zorundayız” dedi.

BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISI BİRİNCİ YILDÖNÜMÜ
Abdullah Öcalan’ın yeni mesajının tam metni
Bakırhan’ın konuşmasının tam metni şöyle:
Mevanen aziz, hevalen delal hun bi xer hatin. Hun hemiyan can u dil slav dikim. Hepiniz hoş geldiniz. Barış, demokrasi ve emek mücadelesini yıllarca bizimle birlikte yürüten ama şu anda aramızda olmayan çok değerli arkadaşlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Biraz önce sinevizyonda da izlediniz. Bu süreçte büyük emeği ve katkısı olan Sırrı Süreyya Önder’i sevgi ve saygıyla yad ediyorum. Onlara bir kez daha sözümüzü yineliyoruz. Bu topraklarda bir gün mutlaka adil, eşit ve özgür bir yaşamı kuracağımızın sözünü veriyoruz.
Değerli arkadaşlar, tarih bazen kendini tekrar eder, hızlı işlemez ama bazen çok önemli çıkışlar, açıklamalar, olay ve olgular tarihi hızlandırır. 27 Şubat öncesi Türkiye büyük bir umutsuzluk içerisindeydi. Bir kaos, kriz ve çözümsüzlük ülkede hüküm sürüyordu. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla birlikte yeni bir tarihin eşiğine geldik.
27 Şubat, yüz yıllık düğümün çözülmesi için ortaya konulmuş tarihsel bir iradenin adıdır. Bu topraklar bir asırdır Kürt meselesini çözemiyor. 27 Şubat, demokratik siyaset, hukuk ve toplumsal bir uzlaşıyla başta Kürt meselesi ve demokratikleşme sorunlarımızı çözmenin kararlılığıdır. Bu siyasi irade, Ortadoğu’nun kadim topraklarına düşen bir barış cemresidir. Nitekim Suriye’deki çatışma ve savaş ortamını da aynı zamanda bu çağrı diyaloğa ve müzakereye evriltmiştir. Halklar için yıkımdan çıkışın, ortak ve onurlu bir yaşamın pusulasıdır 27 Şubat.
“Artık bir eşiği aşmak zorundayız”
Bu irade çatışmanın değil müzakerenin, inkârın değil eşit yurttaşlığın, ayrılığın değil bütünleşmenin manifestosudur. Fakat siz de çok iyi biliyorsunuz ki parti olarak gece gündüz halkımızla yaptığımız toplantılarda dile getirdiğimiz bir gerçeklik var: Barış tek taraflı adımlarla sağlanamaz, tek taraflı fedakârlıklarla barış inşa edilemez.
Dolayısıyla, devletin de bu barış iradesinin ağırlığına uygun bir pratik içerisinde olmasını bir kez daha ifade ediyoruz. Devlet ve yürütme erki Sayın Öcalan’ın çözüm temposuna denk düşen bir ciddiyet ve kararlılıkla bu süreci ileri taşımakla yükümlüdür. Artık sorumluluk, devlet ve yürütme erkindedir. Artık bir eşiği aşmak zorundayız.
Bir yıldır aynı eşikte bekleyip duruyoruz. Barış içinde birlikte yaşama kararlılığı artık pratiğe dönüşmelidir. Yaptığımız binlerce toplantının temel düşüncesi de buydu. Somut ve pratik adımlardı. Meclis Komisyonu’nun raporunda belirtilen yasal adımların da bu mübarek Ramazan ayının bütünleştirici ruhuna yakışır bir şekilde artık hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyoruz. Artık barışın hukuku yazılmalı, yasal ve anayasal güvence mekanizmaları işletilmelidir.
“Cumhuriyet Kürtsüz olmaz”
Tarihsel ve toplumsal barışın tesisi için Sayın Öcalan’ın rolü, pozisyonu veya yasal statüsü net bir şekilde tanınmalı ve güvence altına alınmalıdır. Sayın Öcalan 16 Şubat’ta heyetimizle yaptığı görüşmede çok önemli bir şey söyledi. “Kürtsüz Cumhuriyet olmaz” demiş. Biz de Cumhuriyet Kürtsüz olmaz diyoruz ve artık bunun gereklerinin yerine getirilmesi çağrısını yineliyoruz.
Gerçek ve demokratik bir cumhuriyet ancak Kürtlerin eşit ve onurlu yaşadıkları bir yurttaşlıkla taçlandırılabilir. Biliyoruz ki mesele sadece Kürt meselesi değildir; mesele Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve adalet meselesidir. Mesele, birlikte ve eşit yaşam meselesidir.
“Demokratik siyasette ısrarı sürdüreceğiz”
DEM Parti olarak, her türlü provokasyona ve baskıya rağmen demokratik siyasetteki ısrarımızı devam ettireceğiz. Çözümün yegane zeminin demokratik siyaset olduğunu söylemeye devam edeceğiz. Yeni bir toplumsal mimari ve bütünleşmeyi yasa ve ilkeye dayanarak inşa etmek temel hedefimizdir.
Tarihe açıkça not düşüyoruz, “DEM Parti nerededir?” diyenlere bir kez daha bu salonda yanıtımızı veriyoruz. 27 Şubat çağrısını tüm inancımızla destekliyor ve sonuna kadar sahipleniyoruz. Sahiplenmeye devam edeceğiz. Sayın Öcalan’ın demokratik siyaset çabasının ve barış iradesinin arkasında olmaya devam edeceğiz. Riya me vekiri be. Aşiti daim be. Yolumuz açık, barış daim olsun.
(VC)



