Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2 Ocak'ta hastaneye yatırılan Tayfun Kahraman'la ilgili olası bir ceza erteleme kararını Adli Tıp Kurumu'nun vereceğini söyledi.
Bakan Tunç, AKP grup toplantısı öncesi MHP'den gelen "infaz kanunu" talebine yanıt verdi. Tunç, "Gündemimizde yok" dedi ve 11'inci Yargı Paketiyle cezaevinden tahliye edilenlerin sayısını açıkladı. Tunç, ayrıca hastaneye kaldırılan Tayfun kahraman hakkında da açıklamalarda bulundu.

Adalet Bakanı "af" iddialarını yalanladı
"Adli Tıp karar verecek"
Bakan Tunç, MS atağı geçirerek hastaneye kaldırılan Gezi Davası hükümlüsü ve şehir planlamacısı Kahraman'ın durumuna ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
"Tayfun Kahraman, şu anda İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi altında. Tedavisi devam ediyor. Bu tedavi süreci sonrasında hazırlanacak sağlık raporu Adli Tıp Kurumu’na gönderilecektir. İnfaz Kanunu’nun 16’ncı maddesi çerçevesinde infazın ertelenmesi ile ilgili bir durum söz konusu ise bu konuda karar verecek olan Adli Tıp Kurulu. Bugüne kadar Tayfun Kahraman’ın ceza tehiri anlamında Adli Tıp Kurumu’na bir başvurusu söz konusu olmadı. Şu anda tıp fakültesinde hastanede tedavisi devam ediyor. Tedavi sürecine göre oluşacak rapor, Adli Tıp Kurumu’na gönderilecek. Adli Tıp, o rapora göre karar verecek."
Özgür Özel ziyaret etti
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Ocak’tan bu yana Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi gören Tayfun Kahraman'ı ziyaret etti. Ziyaretin ardından gazetecilere açıklama yapan Özel, şöyle konuştu:
"Bildiğiniz gibi sevgili Tayfun Kahraman MS hastası ve sağlığıyla ilgili kaygı verici gelişmeler yaşanıyor. Zaten Anayasa Mahkemesi'ne hem sağlıkla ilgili bilgiler de verilerek hem de yargılama sürecindeki hukuksuzluklar dile getirilerek Anayasa Mahkemesi'ne bir başvuru yapılmış. Başvuru esastan görüşülmüş. Anayasa Mahkemesi kendisinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve hem yeniden yargılama hem de tutukluluk halinin değerlendirilmesi, kaldırılması açısından birinci kademe mahkemesi olan 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti. 13. Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye hukuku tarihinde bir ilke maalesef imza atarak şöyle bir karar verdi: 'Ben Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorum' dedi. Esastan alınmış bir karara uymaması ilktir. Daha önce usulden alınmış kararlar ya da milletvekili dokunulmazlığının ihlaliyle ilgili durumlar yargılamanın durdurulmasına ilişkin kararlar hep vardı. Ama olmuş bitmiş bir yargılamadan sonra esastan verilmiş karara uymaması tam bir anayasa ihlaliydi.
"Dört yıldır hücrede yaşıyor"
Bir yandan da sağlık durumu MS hastası olarak kritik bir noktadaydı. Ve bu karardan sonra çok daha kötüye gitti. Şaşılacak bir şey yok aslında zaten bir kere MS hastalarının özenli beslenmesi lazım. Dört yıldır cezaevi yemeği yiyor. MS hastalarının düzenli güneş alması lazım. Dört yıldır hücrede yaşıyor. MS hastalarının düzenli hareket etmesi lazım kaslarının güçlü olabilmesi için dört yıldır bir cezaevinde koğuşunun havalandırmasında günün belli saatlerinde hareket edebiliyor. O yüzden kötüye gidiyordu. Ama MS hastasının stresten ve üzüntüden uzak olması lazım, 'İçeride yatmaya devam edeceksin' denildiğinde de bir MS atağı gelişti.
"Anayasayı ihlal ediyor"
Ancak gördüğümüz durum şu: 15 metrekarelik bir odanın içinde dört tane jandarma eliyle birlikte durmak zorunda kalıyor. Çünkü prefabrik firar tehlikesi var burada bir adli koğuş yok. Şimdi her şey bir yana Sayın Adalet Bakanı da açıklama yapmış, biraz önce onu okuyordum. Sayın Adalet Bakanı'na şunu söylemek isterim: Biz adli tıplık değiliz. Biz senliyiz. Senin Adalet Bakanı olduğun ülkede Anayasa Mahkemesi esastan bir mahkeme kararının adil yargılama hakkını ihlal ettiğini söylüyor ve yeniden yargıla, tutuksuz yargıla diyor. Ayrıca sağlık durumuyla ilgili önemli şeyler söylüyor. Buna uymayan birinci kademe mahkemesi var. Sen de Hakimler Savcılar Kurulu'nun Başkanısın. Yani HSK hakimler ufak tefek orta hatalar yaptığında onların siciline bakıyor, tayin ediyor bilmem ne. Bundan büyük hata yok. Adam anayasayı ihlal ediyor. Anayasaya yok diyor. Anayasal düzeni ihlal Türkiye'de müebbet hapis suçu. Bizzat 13. Ağır Ceza Mahkemesi bu suçu işliyor. Anayasal düzeni ihlal etti. Anayasa'yı yok sayıyorlar. Sayın Adalet Bakanı efendim 'Adli Tıp'a başvururlarsa değerlendirilir.' Oralarda değiliz. Başka bir yerdeyiz.
"Susarak olmuyor bu iş"
Özel, Tayfun Kahraman'ın sağlık durumuna ilişkin de şöyle konuştu:
"Yataktan yardım olmadan ayağa kalkamıyor. Sol ayağında baya bir kuvvet kaybı olduğunu ben de gözlemledim. Tabii hocaları varken, ailesi varken ben sağlık durumuyla ilgili çok fazla bir şey söylemem. Sınırı aşan bir şey söylemek istemem. Burada bir sürü MS hastası var. Onların moralini bozmak istemem. Ama bu kadar strese, bu kadar güneş ışığından mahrumiyetine, hareketsizliğe olacağı buydu. Yani göz göre göre felç etmesinler artık arkadaşımızı. Zaten her yönüyle, hukuken de çok haklı bir zeminde, sağlık yönünden de çok riskli bir zeminde bu işin hızlı bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Ben Adalet Bakanı'nın bu noktada iyi niyetine inanıyorum ama kötü niyetlilere susarak da olmuyor bu iş."
"Bakan kulağı tersten gösteriyor"
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Kahraman hakkındaki Adil Tıp sürecini hatırlatmasına ilişkin görüşleri sorulan CHP lideri şunları söyledi:
"Sayın Adalet Bakanı'nın söylediği yol şu an önümüzdeki yola göre kulağı tersten gösterme yolu. Şimdi Anayasa Mahkemesi 'Bu kişiyi bırakın' demiş. Bıraksalar zaten eşi yanında kalacak. Şu anda refakatçi de kalamıyor eşi yanında. Eşiyle birlikte tedavi yapılacak. Zaten morali yükselecek. Anayasa Mahkemesi ikinci kararını vermek üzere. Şimdi 'Buradan Adli Tıp'a başvurulsun' istiyorlarsa o da yapılır da ama iş oralık değil. Yani bu Adli Tıp yolundan çok daha kısa kestirme ve kesin bir yol var. Onun uygulanmamasına laf etmesi lazım bize yol göstereceğine. Ben diyorum ki ‘Girmem gereken kapıdan giremiyorum.’ Adalet Bakanı’nın kapıda bana mani olana ‘Niye sokmuyorsun’ diyeceğine, ‘Yangın merdivenden çıksan mı acaba’ diyor. İşin bu kısmı hatalı. Kendisi iyi niyet gösteriyor ama kötü niyet gösterenlere karşı bir şey yapılması lazım artık.
"13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa’nın bir sayfasını yırttı, ‘Bence bu yok’ diyor. Yarın ben de senin olduğun sayfayı yırtsam ne olacak? Tamamen düzen ortadan mı kalkacak? Cumhurbaşkanı’nın yetkileri de başka bir sayfada yazıyor. Adalet Bakanı’nın yetkileri başka bir sayfada yazıyor. Bakın yüzlerce arkadaşımız içeride. Mücadelemizi de sürdürüyoruz. Ama şimdi bazı noktalarda sırf karşı taraftan diye bu kadar ağır hak ihlalleri yaparsanız zaten tarihin kötü bir tarafına savruldunuz ama çok kötü bir yerine daha savruluyorsunuz. Anayasa’yı ihlal suçuna sessiz kalınamaz. Olacak iş değil. Bir an önce bu işin burada çözülmesi lazım."
(AB)

