Millyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu.

Savaşın Türkiye’ye ilk faturası akaryakıta: Motorinde 6,70, benzinde 2,50 TL zam beklentisi
Bahçeli, konuşmasının başında İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına değindi. İran'a tuzak kurulduğunu ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
"Amerika Birleşik Devletleri'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayrimeşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibinden bahsedilemeyecektir.
"İran'a tuzak kurulmuştur"
"Hani müzakereler sürüyordu, hani anlaşmaya yakın olduğu söyleniyordu? Hamaney'in üst düzey isimlerle toplantıdayken vurulması, İran'ın en mahrem alanlarına kademe kademe girildiğini göstermiştir. Siyonist eşkıyalık ite ite ABD'yi İran'a saldırtmıştır. Müzakere kisvesiyle İran'a tuzak kurulmuştur. İran'da Hamaney ile birlikte canını kaybetmiş herkese rahmet diliyorum."
"Neyi amaçladığımızı görüyor musunuz?"
Saldırıların Türkiye'yi de ilgilendirdiğini belirten Bahçeli, sürece dair şu mesajları verdi:
"Bu çok boyutlu saldırılardan ders çıkarmalı ve tehditin ne kadar yaklaştığını görmeliyiz. İç cephenin önemi, milli birlik ve beraberliğin önemini öne çıkmıştır. İran'ın başına gelen felaketlerden ülkemizi soyutlamak doğru olmayacaktır. Terörsüz Türkiye hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz?"
"Barış çabalarını desteklemeliyiz"
Bahçeli, savaşta Türkiye'nin alması gereken pozisyonla ilgili ise şunları kaydetti:
"Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmek, barışçıl çabaları destekleyip teşvik etmek mümeyyiz nitelikli politik ve diplomatik bir tutum tercihidir. Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal temkinlere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafımızda dolaştığımız asıl mevzunun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut uzak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır."
(AB)

