MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin sosyal medya hesabından Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle gerçekleştirilen 'Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması' başlıklı araştırmaya yönelik açıklamada bulundu.

Amedspor taraftar sayısı dört yılda dört katına çıktı
"Bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır"
Bahçeli, Rawest Araştırması'na ilişkin, "Araştırma, Amedspor taraftarı, futbol ile kimlik arasındaki çizginin nasıl yoğunlaştırdığını iddia etmekte, bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır" ifadelerini kullandı.
Bu çerçevede Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır. Sporun; siyasetin ve ayrıştırıcı kimlik tartışmalarının değil kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve ortak geleceğimizin meşru zemini olması gerekmektedir. Spor kisvesiyle terörsüz Türkiye hedefini, barış, huzur ve kardeşlik iklimini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur. Haddi de olmamalıdır. Amedspor’un süper lige yükselme başarısı üzerine 4 Mayıs 2026 tarihinde Amedspor Başkanı Sayın Nahit Eren’e hitaben yaptığım açıklamada; "1990 yılında kurularak Türk sporuna renk, heyecan ve yeni bir soluk kazandıran Amedspor’un, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselme başarısı göstermesini memnuniyetle karşılıyorum. Bu anlamlı başarıyı Diyarbakır’ımız ve Türk futbolu adına kıymetli bir gelişme olarak değerlendiriyorum" demiştim ve aynı kararlılıktayız. Ne olduğu belirsiz bir araştırmadan mülhem siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söyleyerek sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir. Spora emek veren insanlara da büyük bir bühtandır. Siyasi görüşü etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun spor birleştiren, bütünleştiren herkesi kucaklaması gereken bir aktivitedir. Amed Sporun Süper lige yükselmesinden ve burada başarılı olmasından milletimiz memnuniyet duymaktadır.
"Halk tepki göstermeli"
Bahçeli, duyarlılık çağrısı yaptı.
Bir Anadolu takımının süper ligde kalıcı olması geçmişte benzer takımlarımızda olduğu gibi büyük bir beklentidir. Bununla birlikte Amed Spor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir. Bu girişimler terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır. Kardeşlik iklimini ve barışı zehirleme girişimidir. Amed Spor süper ligdeki oyunuyla, elde ettiği başarılarla takdirle takip edilen Türkiye’nin bir futbol kulübüdür ve öyle kalmalıdır. Spor siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli, edenlerden yasalar çerçevesinde hesap sorulmalıdır. Başta Amed Spor yöneticileri olmak üzere terörsüz Türkiye’den yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya, acilen tedbir almaya davet ediyoruz. Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir. Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir. Amigo kılıklı ihanet şebekelerinin spor, siyaset ve kimlik gibi düzmece yönlendirmelerle barışı tehdit eden bir dil geliştirmesinin önüne geçilmelidir. 7595 sayılı Millî Dayanışma Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulama aşamasında bu gibi sabotajların önüne geçmek zorunludur. Mezkûr kanunla kurulan komisyonlar bu tarz provokasyonları önleme konusunda titizlikle hareket etmeli, gerekli yaptırımlar ilgili kurumlarca uygulanmalıdır.”
“Araştırmamız yanlış anlaşılmış”
Rawest Araştırma, çalışmalarının hedef gösterilmesinin ardından açıklama yaptı.
Ülkemiz Kürt sorununda tarihinin en önemli süreçlerinden birini yaşıyor. KSC ve Rawest olarak, ortak geleceğimizin teminatı olacağına inandığımız bu süreci başladığı günden beri izliyor, katkı vermeye çalışıyoruz. Bu amaçla, süreç başladığından bu yana çeşitli etkinlikler düzenledik ve davet edildiğimiz ilgili TBMM komisyonuna katılarak bilgi ve görüşlerimizi paylaştık. Yakın zamanda yürüttüğümüz futbol araştırması, sporun toplumsal bütünleşmemizin güçlenmesine önemli bir katkı sağlayacağını gösteriyor ve Amedspor’un toplumsal ilişkilerin ve beraberliğin güçlenmesinde önemli bir köprü olduğunu teyit ediyor. Ekim 2024’ten bugüne sağduyusu ve aldığı inisiyatiflerle sürecin başlamasına ve başarıyla ilerlemesine öncülük eden Sayın Devlet Bahçeli’nin açıklaması, araştırmamızın maksadının aksine ve yanlış anlaşılmış olduğunu gösteriyor. Sürecin başından itibaren mesaisinin önemli bir kısmını toplumsal barışa ayıran kurumlar olarak bu yanlış anlaşılmayı düzeltmeyi bir sorumluluk sayıyoruz.
(FY)

