Suç örgütü soruşturması kapsamında 6’sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24’ü tutuklu toplam 200 kişinin yargılandığı davada tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş, duruşmada kapsamlı bir savunma yaptı.
Aktaş, şirketlerinin işler durma noktasına geldiğini, ödemelerin zamanında ve düzenli yapılmadığını ve bu nedenle ekonomik kayıplar yaşadığını belirtti.
Savunmalar
“Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” listesinden ilk savunmayı yapan Akın Kumanlı, Mahkeme Başkanı’nın “Siz bu paraların ne olduğunu bilerek verdiniz?” sorusuna, yalnızca teslim görevini yerine getirdiğini belirtti. İlk duruşmalarda İSFALT Mühendislik ve Planlama Müdürü Çağrı Mazı ve İSFALT İdari İşler Uzmanı Murat Delice de haklarındaki suçlamaları reddetti.
Geçen hafta tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, duruşma salonunda tutuksuz sanıklarla birlikte yer aldı. Aktaş’ın kuzeni Ayşegül Ünal, şirketinin yönetiminde tek söz sahibi olduğunu, rüşvet olaylarından haberi olmadığını ve Aktaş’a birkaç kez borç verdiğini belirterek suçlamaları reddetti.
Duruşmanın öğle arasının ardından yaklaşık bir saatlik gecikmeyle devamında, davaya ismini veren ve 704 yıla kadar hapsi istenen Aziz İhsan Aktaş, yaklaşık bir yıl aradan sonra ilk kez sanık kürsüsüne çıktı.
Aktaş, uzun sürecek savunmasında şirketlerinin ekonomik kayıplar yaşadığını, ödemeler zamanında yapılmadığı için işlerini sürdürebilmek amacıyla bazı belediyelerde biriken hak ediş ödemelerini alabilmek ve ödemelerin sürekliliğini sağlamak için belediye yetkililerinin nakdi ve şahsi taleplerini karşılamak zorunda kaldığını aktardı.
Yakınlarıyla ticaret yaptığını, onların şirketleri üzerinde yetkisi olmadığını ancak fikir alışverişinde bulunduğunu söyleyen Aktaş, işlerini kanunlara uygun, basiretli bir tacir gibi yürüttüğünü ve rakiplerinin bunu rekabet edememesi için çarpıtılarak mahkemeye yansıtıldığını belirtti. 13 Ocak 2025’te gözaltına alındığını, tutuklandığını ve tamamen kendi iradesiyle, baskı veya yönlendirme olmaksızın etkin pişmanlıktan yararlanmak için savcılığa başvurduğunu hatırlattı. Amacının iş süreçlerini açıklığa kavuşturmak ve doğruları ortaya koymak olduğunu söyledi.
Aktaş, şöyle dedi:
"Adımla anılan bir örgüt iddiası var. İddianamede onlarca şirkete sahip olduğum ya da akrabalarımın şirketlerinin benim olduğu yazıldı ama benim sahibi olduğum firma sayısı yalnızca ikidir. Yakınlarımla ticaret yapıyor muyum? Evet, ben bir iş insanıyım, işlerimi hukuksal zeminde yapmaya özen gösteririm. Ticari rakiplerimiz oluyor ve gizli tanıklar, ticarette yapamadıkları zararı, hukuku yanıltarak vermeye çalışıyorlar. 13 Ocak 2025'te gözaltına alındım ve tutuklandım. Kendi irademle baskı ve zorlama olmaksızın etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere başvuruda bulundum. Amacım yapmış olduğum işler kapsamında şirketlerin yaşadığı güçlüklerin açığa kavuşturulması, doğruların ortaya çıkması ve devletimize yardımcı olmaktı. Neden bu kararı almak işin 3 ay bekledim diye sorarsanız, gerekli belge ve bilgileri toplamak konusunda geçen süre nedeniyle bekledim. İddianameyi ayrıntılı olarak okudum. Savunmamda, işlediğim iddia edilen hiçbir suçun oluşmadığı, gizli tanık beyanlarının soyut olduğu anlaşılacaktır. Ceza davası algıyla değil delille yürütülür. Bu dosya kapsamında beraat edeceğimden eminim. Bazı belediyelerde biriken hak ediş ödemelerimizi alabilmek adına yetkililerin taleplerini karşılamak zorunda kalıyorduk. Öyle ki, bazı başkanlar sadece kendilerinin değil, başka adayların dahi taleplerini karşılatıyorlardı. Bu talepleri sadece ilgililere yapılan ödemeler olarak algılamayınız. Bazen düğün yapıyorsunuz, bazen sanatçı sağlıyorsunuz. Bazen gayrimenkulleri fahiş fiyatlarla satın alıyorsunuz, araç tahsis ediyorsunuz. Bazen aracı değerinden çok fazlasına satın alıyorsunuz. Bazen belediye başkanlarının eskiden kalma borçlarını ödüyorsunuz ama yetmiyor. Her istek karşılanınca öyle talepler geliyor ki, kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. Her ne kadar bazı belediye başkanları ödemelerin düzenli olduğunu dile getirseler de, bu ödemelerin düzenli olmasını biz sağlıyorduk."
Savunmasında, itirafçı olduktan sonraki sürece de değinen Aziz İhsan Aktaş, şöyle dedi:
"İtirafçı değil iftiracı diyorlardı ya, iftiracı değil, söylediklerimin doğru olduğuna dair tüm itiraflarımı özetleyeyim. Söylediklerim ile paraları teslim alanların baz kayıtları eşleşti mi? Eşleşti. Daha ne yapacağım? Kameraya mı çekeceğim, ses kaydı mı alacağım? Beşiktaş Belediyesi'ndeki borç iddialarına gelmek istiyorum; Alican Abacı, kardeşlerinden borç sorununu çözmelerini istemiştir. Paralar, Fahri Aksoy tarafından Alican Abacı'ya teslim edildi. Belediye borçlanmıştı. Alican Abacı, Fahri Aksoy ve benim aynı araçta olduğum, HTS kayıtlarında mevcuttur. Abacı kendi kardeşlerine, Rıza Akpolat'a ait iki araca satın alma şartı koymuştu. İki aracın satın alım işlemi, Akpolat'ın üzerine kayıtlıdır. Akaryakıt şirketine ait ihale, Akpolat'ın baskısıyla yapılmıştır."
Örgüt kurma suçuna ilişkin de savunma yapan sanık Aktaş, şöyle devam etti:
"Ailemle geçirdiğim zamanlarda ailem de örgüt üyesi olmuştur. Sanıkların yaptığı ihalelere fesat karıştırma suçuna ilişkin inkar savunmaları yersizdir. Bana itirafçı değil, iftiracı diyorlar.
Benim böyle olmadığımı burada kanıtlayacağım. Daha önce verdiğim etkin pişmanlık hükümleri ifadelerini kabul ediyorum. Ben, doğrudan sadece 2 firma sahibiyim. Yakınlarıma ait şirketlerde tek başıma yetkili olduğum firma yoktur.
Yakın çevrem ile siyaset yapıyorum. Ben bir iş insanıyım, işlemlerimi kamuya uygun şekilde yapmaya özen gösteririm. Verdiğim etkin pişmanlık ifadesini, kimse tarafından bir baskıya uğramadan, devletime yardımcı olmak amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdum. Kanıtlarımı ve evraklarımı toplamak için ifade verme sürecim biraz zaman aldı. Üzerime atılı hiçbir suçu işlemediğimi, gizli tanık ifadelerinin soyut olduğunu kanıtlayacağım."
Duruşmada, Aktaş’ın savunmasının ardından Mahkeme Başkanı ve sanık avukatlarının kendisine çok sayıda soru yöneltmesi öngörülüyor.
*Güncellenecek
(EMK)





