Azerbaycan Başsavcılığı, 19 Ekim Pazartesi günü yayımladığı açıklamada, Türkiye'de yaşayan ve etkinlikte bulunan 7 kişi hakkında Bakü Binagadi İlçe Mahkemesi'nin gıyabi tutuklama kararı verdiğini ve bu kişilerle ilgili uluslararası arama talimatı çıkarıldığını duyurdu. Başsavcılık, Türkiye makamlarıyla adli iş birliği yürütüldüğünü de bildirdi.
Azerbaycan'ın aradığı kişiler
Başsavcılığın haklarında suçlamada bulunduğu kişiler şunlar: Özgür-Der Genel Başkanı ve Haksöz yazarı Rıdvan Kaya; Köklü Değişim yazarı ve Değişim TV sunucusu, Abdullah İmamoğlu adıyla tanınan Zekeriya Ceran; Analiz Merkezi kurucusu Fatih Tezcan; avukat Ahmet Şanlı; araştırmacı Fahrettin Taşkaya Saral; Abdurrahman Tumer ve Alparslan Tanrıkulu.
İstanbul ve Ankara'daki gösterilere soruşturma
Başsavcılık, söz konusu kişilerin 25 Eylül-18 Ekim arasında sosyal medya platformlarında Azerbaycan'da anayasal düzenin zorla değiştirilmesini teşvik eden, şiddete ve dinî nefrete çağıran içerikler yayımladıklarını ileri sürdü.
Açıklamada, Rıdvan Kaya'nın 3 Ekim'de Azerbaycan'ın İstanbul Başkonsolosluğu önündeki gösteride, Kaya ile Ceran'ın da 13 Ekim'de Ankara Büyükelçiliği önündeki gösteride iktidarın zorla ele geçirilmesine yönelik çağrıda bulundukları iddia edildi.
Başsavcılık, açıklamasında şu ifadeye yer verdi:
"Söz konusu konuşma ve paylaşımlar yalnızca kişilerin dinî görüşlerini açıklaması veya devlet organlarını eleştirmesiyle sınırlı değil."
Suçlamalara dayanak gösterilen konuşmaların tam metinleri ve sosyal medya paylaşımları açıklamada tek tek yayımlanmadı. Başsavcılık, elektronik delillerin incelenmesinin sürdüğünü bildirdi.
7 kişiye Azerbaycan Ceza Kanunu'nun 281.2, 283.2.1 ve 167-3.1 maddeleri uyarınca iktidarı veya anayasal düzeni zorla değiştirmeye yönelik tekrarlanan açık çağrılar, şiddet yoluyla dinî düşmanlığı kışkırtma ve dinî aşırılığı teşvik eden materyalleri hazırlama ya da yayma suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma kapsamında 16 Ekim'de Şanlıurfa Olay gazetesi yazarı Celal Çiftçi de suçlanarak uluslararası aramaya alınmıştı. Başsavcılığın bugünkü açıklamasıyla aynı soruşturma kapsamında uluslararası aramaya alınanların sayısı en az sekize yükseldi.
Başörtüsü düzenlemesinden siyasi gerilime
Bugünkü tutuklama kararlarının arkasında Azerbaycan Bakanlar Kurulu'nun 21 Eylül tarihli 309 sayılı kararının doğurduğu gerilim var.
Karar, devlet okullarında, yönetmeliklerle belirlenmiş üniforma zorunluluğuna aykırı olduğu ve eğitimde laiklik ilkesine uygun olmadığı düşünülen ek kıyafet unsurlarını yasaklıyor. Kararda başörtüsü açıkça anılmamakla birlikte, başörtülü öğrencilerin okullara alınmadığına ilişkin haber ve görüntüler, Azerbaycan'da ve Türkiye'de protestolara yol açtı.
Özgür-Der'in çağrısıyla 3 Ekim'de İstanbul'da yapılan gösteride, başörtüsü yasağına karşı pankartlar taşındı.
Haksöz'de yayımlanan konuşmasında Ahmet Kerim Artuk, düzenlemeyi şöyle eleştirdi:
Bu adım, zaten fiiliyatta hukuksuzca işletilen yasakçı anlayışa resmi bir zemin kazandırmıştır.
Özgür-Der'in kurucu eski başkanı Hülya Şekerci de aynı gösterideki konuşmasında uygulamayı Türkiye'nin 28 Şubat dönemindeki başörtüsü kısıtlamalarına benzetti.
Başörtüsü tartışması, Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerine yönelik eleştiriler ve iki ülkenin iktidar partileri arasındaki karşılıklı açıklamalarla genişledi. Ancak Ankara ve Bakü arasında savunma ve enerji alanlarındaki devletlerarası iş birliği devam ediyor.
Türkiye'ye iade mümkün mü?
Azerbaycan Başsavcılığı'nın uluslararası arama duyurusu, INTERPOL'ün bu kişiler hakkında kırmızı bülten yayımladığı anlamına gelmiyor.
INTERPOL'e göre kırmızı bülten, tek başına uluslararası bir tutuklama emri değil; ülkelerin ulusal hukukları kapsamında değerlendirdiği bir yakalama ve geçici tutuklama talebi.
Başsavcılık, soruşturmanın ve Türkiye'nin yetkili makamlarıyla adli iş birliğinin sürdüğünü bildirdi.
(AEK)



