İstanbul’da üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin ihraç polis Cemil K.’nin baş sanık olarak yargılandığı dava bugün Küçükçekmece Adliyesi’nde görülüyor.
Dosyada toplam 9 erkek sanık yargılanıyor. Sanıklardan 8’i tutuklu bulunurken, 1 sanık erkek adli kontrol şartıyla serbest. Bugün (24 Mart 2026 Salı) iki sanık polisin davası da bu dava ile birleştirildi.
Bugün itibarı ile davada toplam 11 sanık erkek yargılanıyor. Sonradan eklenen iki polis, "görevi kötüye kullanma, kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçlarından yargılanıyor.
Davanın 29-30-31 Aralık 2025’teki ilk celsesinde, Cemil K., haricindeki sanıkların savunmaları alındı. Sanıklar iddiaları kabul etmedi tahliye istedi. Mahkeme, tutukluluğunun devamına karar verdi.
Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmayı, CHP Aile ve Sosyal Politikalar Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka, DEM Parti Milletvekili Özgül Saki, CHP Kadın Kolları başkanı Hatice Selli Dursun, Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da takip etti.
Müdahillik talepleri kabul edilmedi
Davaya Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatları, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden avukatlar, Mor Çatı Vakfı'nın avukatları ve Ayşe Tokyaz'ın ailesi geldi.
Duruşmaya baş sanık Cemil K., SEGBİS'le bağlanıyor, tutuklu 3 sanık ve tutuksuz sanık salonda hazır.
Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu adına Yelda Koçak söz aldı. Müdahillik talebinde bulundu. Ayrıca Mor Çatı Vakfı da müdahillik talebinde bulundu.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platrofmu’ndan avukat Esin Yeşilırmak da dernek adına müdahillik talebinde bulundu. Farklı illerde müdahillik talebinin kabul edildiğini söyledi.
Mahkeme, “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” iddiası ile müdahillik talepleri kabul etmedi.
"Cemik K.'nin arandığı bilgisini ilettim"
Cemil K.’yi tanımadığını söyleyen SEGBİS’le bağlanan sanık Malatya Emniyet Müdürlüğü’nde polis Zülküf B.
“Sanık Necdet Ç.’den adını duydum Emniyet’te büro personeli olarak görev yapıyorum. Ben bürodayken şubemizdeki Necdet Ç., iletişime geçti. Şahısla ilgili bilgiye ihtiyaç olduğunu söyledi. Şubemiz narkotik çalışması yapılır. Konuyu söylemedi. TC numarası bana mesaj olarak gönderildi, sistem üzerinden talep edilen bilgiyi ilettim. Şahsın son karışmış olduğu olayla ilgili olay özeti talep edilmişti. Ben de sistemde kayıtlı olan olayı gönderdim dosya kapsamında firari olduğu bilgisini kendisine ilettim."
Mahkeme Başkanı, "Cemil'in aranması olup olmadığı mı soruldu?" dedi. Sanık polis Zülküf B.," Eveet bu bilgi istendi. Ben talep edilen bilginin hangi konuya ilişkin istendiğini bilmiyordum. Telefonda sistemimin kapalı olduğunu söyledim, onun sistemi üzerinden baktım" dedi.
Sanık polise sorular
Tokyaz Ailesi’nin avukatları, “Necdet için yardım yatakalıktan yatar” dediğiniz bilgisi var. Bu mesaja dair ne diyeceksiniz?
Sanık Zülküf B., “Bana olayı anlattı Necdet. Cinayet ortaya çıkınca bu yorumu yazdım. Bu herhangi bir delile dair yazdığım bir mesaj değildir” diye yanıt verdi.
Zülküf B.'nin avukatı, disiplin soruşturmasında ceza verilmediğini söyledi. "Amirinin sorusuna verdiği yanıttan dolayı yargılanıyor. Suç işleme kastında air kanıt beyan yok. Tanık olarak yargılansa daha iyi olur. Kendi telefonun şifresi ile telefonunu verdi. Tüm mesajları iletti. Atılı suçtan beraat edeceğini düşünüyorum" dedi.
"İfadeyi attım"
Tutuklu sanık polis memuru Necdet Ç., duruşmada savunma yaptı. Necdet Ç., “İfade metnini ben gönderdim. Bunu refleks olarak yaptım, suç kastıyla hareket etmedim. Bunun nedeni Türkiye’deki hukuk sistemidir” dedi.
Duruşma sırasında taraflar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. Bir sanık avukatı, “Emniyet’in ne suçu var?” diye sorarken, avukat Güyeter Aketepe buna tepki göstererek, “Sabahtan beri ne diyoruz burada? Ne diyorsunuz siz?” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine başka bir sanık avukatı ise “Sürekli emniyeti suçluyorsunuz” dedi.
Mahkeme başkanı tartışmalara müdahale ederek, “Kimsenin hakkı yenmeyecek. Hakim böyle çırpınır mı? Zaten yeterince zor bir dosya. Esra’ya insancıl davranmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.
Duruşmada müşteki Esra Tokyaz da sanık polise tepki gösterdi. Tokyaz, “Suç olduğunu bile bile mi yaptın?” diyerek sanığa seslendi. Yaşanan gerilim sırasında Tokyaz, polislerin kendisini salondan çıkarmak istemesine de karşı çıktı. “Yaptığınız yetmedi mi? Bana dokunamazsın” diyerek tepki gösteren Tokyaz, “Bu aşamaya gelmesi için ben mücadele ettim, şimdi neden çıkarılıyorum?” dedi.
Tepkilerini sürdürmesi üzerine Tokyaz, “İblisler, pislikler” ifadelerini kullandı. Bunun ardından mahkeme başkanı, Tokyaz’ın duruşma salonundan çıkarılmasına karar verdi.
Avukatların müdahalesi sonucu Esra salondan çıkarılmadı.
Sanık Necdet Ç., bilirkişi raporuna ilişkin savunmasında, “Bilirkişi, konuşmaların bilinçli olarak silindiğini belirtmiş ancak ben yalnızca önemsiz gördüğüm kayıtları siliyorum, önemli olanları ise arşivliyorum” dedi.
Cemil K.’nin kendisine, “Benim arama kaydım var, bak” dediğini aktaran Necdet Ç., “Ancak ben bu kayıtlara bakmadım. Bunun üzerine kendisi bana sitem etti. Olaydan sonra durumu düşündüm, aradan 4-5 saat geçti” dedi.
Olay günü Cemil K.’nin kendisini arayarak İstanbul’a davet ettiğini söyleyen Necdet Ç., “İzin alıp gelemeyeceğimi söyledim. Daha sonra saat 23.00 sıralarında tekrar aradı ve çalışıp çalışmadığımı sordu” dedi.
Cemil K. ve sanık Necdet Ç. arasında finansal bağlantı
Daha önce Diyarbakır’da görev yaptığını belirten Necdet Ç., “Cemil’in yalnızca uyuşturucu suçundan kaydı olduğunu biliyordum, başka bir suçu olduğunu bilmiyordum” diye konuştu.
"Herkes beni arar herkese yardımcıyım diyen sanık Necdet Ç., "Ocak'ta 50, Mart'ta 30 bin TL aldım. Sonrasında da 15 bin TL aldım. Hepsini borç olarak aldım" dedi.
Sanık Necdet Ç., "Cemal'in var olduğunu bilseydim Cemil'e yardım için böyle çırpınmazdım" dedi. Sonra kabul etmedi. Avukatlar zapta geçirdi. Mahkeme Başkanı "Buradayız hepimiz eşitiz lütfen beni bağırtmayın" dedi.
Sanık Necdet Ç.'ye avukatlar soru sordu.
Cemil K., konuştu
Cemil K., savunma yapmaya başladı. Şöyle dedi:
“Bana ses kayıtları gelmedi. Ben raporun tamamını görmedim nasıl savunma yapayım?” dedi. İddiaları kabul etmedi.
Cemil K., savunmasını yapmak istediğini söyledi. Esra’nın sunduğu resimlere dair konuşan Cemil K., “Ayşe ile benim beraber fotoğrafımız var. Somut deliller bende yok. Hepsini görmek istiyorum” dedi.
Cemil K., savunma yapmaya başladı. Şöyle dedi:
“Bana ses kayıtları gelmedi. Ben raporun tamamını görmedim nasıl savunma yapayım?” dedi. İddiaları kabul etmedi.
Cemil K., savunmasını yapmak istediğini söyledi. Esra’nın sunduğu resimlere dair konuşan Cemil K., “Ayşe ile benim beraber fotoğrafımız var. Somut deliller bende yok. Hepsini görmek istiyorum” dedi.
Cemil K., “Bu ses kaydı ile oynanmış delil olarak kabul edilemez. Oynanmış. Bugün yazdığım dilekçenin kabul edilmesini istiyorum. İstediğim verilerin bana iletilmesini istiyorum. Benim elimde hiçbir video yok” dedi. Cemil K., “Üç tane ayrı dilekçe gönderdim” dedi. Mahkeme başkanı, bu dilekçeyi almadığını söyledi.
Cemil K., savunma yapmayacağını söyledi. Avukatı da "müvekkilim beyanından sorna savunma yapacağım" dedi.
Sonrasında tutuklu sanıklardan Cemal A. konuştu, “Bu olay benim vicdanımı aştı. Benim ideolojimi aşıyorum. Eğer ki bu olayda bir suçum olduysa bu dünyada cezamı çekmek istiyorum" dedi.
Bazı sanıkların avukatları mahkemenin Cemil K.'nin susma hakkını kullandığını kabul ederek, ona göre yargılamaya devam edilmesi talebinde bulundu.
Cemil K.’nin ifadeleri ile mahkeme heyeti arasında geçen diyaloglar dikkat çekti. Üye hâkimin sorularını yanıtlayan Cemil K., Ayşe’nin hayatını kaybettiği ana ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Üye hâkimin “Ayşe’nin öldüğü anı gördün mü?” sorusuna “Evet” yanıtını veren sanık, olay sırasında yardım çağırmak için telefon aradığını ve bu esnada Ayşe’ye kalp masajı yaptığını söyledi. Cemil K., “Telefonu arıyordum, birilerini aramak için… Hastaneyi, ambulansı aramak için… Ben kalp masajı yaptım kendisine” ifadelerini kullandı.
Sanık, yardım çağırmak için üst kata çıktığını belirtirken, daha önce yaşanan bir olay nedeniyle kimsenin kendisine inanmayacağını düşündüğünü ve bu yüzden o an farklı davrandığını öne sürdü.
Sanık Cemil K. neden sağlık personeli aramadığı sorusuna yanıt veremedi
Mahkeme heyetinin Ayşe’nin ölüm şekline ilişkin soruları üzerine Cemil K., Ayşe’nin burnunun daha önceden kırık olduğunu iddia etti.
Olay sırasında herhangi bir darbe olmadığını savunan sanık, “Burnunda kan yok. Burnu olayda kırılmadı, olaydan önce kırıldı. Düştüğünde beyin kanamasından vefat etmiş” dedi. Ayrıca, e-Nabız kayıtlarının incelenmesini talep etti.
Üye hâkimin “Neden kalp masajı yaptın?” sorusuna Cemil K., Ayşe’nin nefes almadığını fark ettiğini belirterek, “Koltuğa oturttum, ellerini tuttum, kalp masajı yaptım. Sonrasında telefonu almaya çıktım” diye konuştu.
Sanık, sağlık ekiplerini neden daha önce aramadığı sorusuna ise “O an öyle oldu. Biraz bekledim, 15 dakika bekledim. Dua ettim. Baktım bir şey yok, soluk almayınca kalp masajı yaptım” yanıtını verdi.
Duruşmada taraflar arasında tartışma olup olmadığı da gündeme geldi. Cemil K., olay günü tartışmadıklarını, ancak daha önce bir tartışma yaşandığını belirtti. Tartışmanın nedenine ilişkin soruya ise bu konuyu ifadesinde açıklamak istediğini söyledi.
Cemil K., “Merdivenden düştü. Nereye çarptığını görmedim. Ölümün bu kadar kolay olabileceğini düşünmezdim tahminimce vefat olayı 10 dakka oldu. Düşmesinden tam vefata kadar 40 dakika diyebiliriz” dedi.
Sanık avukatlarından “Esra’nın düştüğünü gördün mü?” Diye sordu. İki kez aynı soruyu sordu. Esra da “kasıtlı yapıyor, Ayşe, Ayşe” dedi. Sanık Avukat “Hayır bilerek yapmadım” dedi ve Esra’ya hakaret etti.
Sanık polis İlker U. U., “Lekelenmeme hakkım masumiyet karinem ihlal edildi. Ben aylardır tutukluyum. Bir günah keçisi bulunmuş. Bu dosyada bilgi sahibi değilim” dedi, iddialara kabul etmedi.
Davada öğleden sonraki oturumda sanıklar ve avukatlarının beyanları öne çıktı.
Tutuklu polis İlker Ü. ise cezaevindeki koşullara ve süreçte yaşadıklarına dikkat çekti. Yüksek güvenlikli cezaevinde bulunduğunu belirten İlker Ü., ailesinin de mağdur olduğunu ifade ederek, “Masumiyet karinesi vardır, ancak daha sorgulamanın başında basına servis edildim. Bu dosyada hiçbir suçum yoktur” dedi.
Duruşmada söz alan Necmettin E. ise Ayşe Tokyaz’ı tanımadığını savundu ve önceki ifadelerinin geçerli olduğunu dile getirdi. Necmettin E.’nin avukatı da müvekkilinin cesedin kaldırılmasına yardım etmediğini öne sürerek, “Babası cezaevindeyken hayatını kaybetti, bu haberi kendisine ben verdim” ifadelerini kullandı.
Sanıklardan Yusuf Ziya da mahkemede yaptığı savunmada yaklaşık 9 aydır tutuklu bulunduğunu belirterek, “Bu dosyadan tutuklu olmak beni üzüyor. Dosyada Erhan ve Barış dışında kimseyi tanımıyorum” dedi. Olay günü Erhan’ın kendisini aradığını ve doğum günü nedeniyle görüşeceklerini söyleyen Yusuf Ziya, valizin araca konulduğu sırada orada olmadığını ve herhangi bir para alışverişinden haberdar olmadığını savundu. “Benim bahsedilen 100 bine ihtiyacım yok. Beraatimi istiyorum” diye konuştu.
Tutuklu polis İlker Ü. ise cezaevindeki koşullara ve süreçte yaşadıklarına dikkat çekti. Yüksek güvenlikli cezaevinde bulunduğunu belirten İlker Ü., ailesinin de mağdur olduğunu ifade ederek, “Masumiyet karinesi vardır, ancak daha sorgulamanın başında basına servis edildim. Bu dosyada hiçbir suçum yoktur” dedi.
Saanık avukatları, Cemil K.’ye olay sırasında ya da öncesinde Cemal’e yardım etmesi yönünde bir talimat verip vermediğini sordu. Cemil K., “Hiçbir şekilde olmadı. Suçsuz yere Cemal ve çoğu kişi yatmaktadır” diyerek iddiaları reddetti.
Cemil K. ayrıca, Necmettin E. ile bavul konusunda yaptığı görüşmeye değinerek, bavulun içeriğine bakılmaması gerektiğini söylediğini ve içinde “tarihi eser” bulunduğunu ilk duruşmada da ifade ettiğini belirtti.
"Suç ortaklarını korumayın"
Duruşma öncesinde Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler basın açıklaması yaptı. Rüya Kurtuluş’un okuduğu açıklama şöyle:
"Bu davada olmayan ama haklarında ayrıca açılan davada yargılanan Küçükçekmece Emniyeti mensubu erkekler de var. Esra’nın yardım çağrısına saatler sonra gelen, kardeşin reşit diyerek önem vermeyen, Cemil Koç’un mesai arkadaşı oldukları için Esra’yı oyalayan, instagramdan ekleyip Esra’yı taciz eden, karakolda Esra’nın telefonuna el koyup taciz mesajlarını silen, Esra’yı şikayetçi olursa kardeşini bulmalarının uzamasıyla tehdit eden, Cemil Koç’a Esra’nın verdiği ifadeleri gönderen polisler.
Biz bu davada organize bir suç örgütü görüyoruz. Emniyetinden erkeklerine geniş bir suç şebekesi yargılanıyor bu davada. Hem patriyarkal sistemin hem de yaygın cezasızlığın ve adaletsizliğin onlara sağladığı avantajları sonuna kadar kullanan erkekler yargılanıyor!
Cemil Koç’un bugüne kadar işlediği suçların üstü örtülebildi. Ejegül’ün ölümü sonrası etkin soruşturma yürütülmedi. Erkeklere uygulanan cezasızlık politikaları kadınların hayatına mal oluyor.
Esra kızkardeşi Ayşe’ye şiddetten kurtulması için yardım etmeye çalışırken Ayşe bu ülkede erkek şiddetine karşı kadınları koruyan, şiddeti önleyen, cezalandıran politikalar olduğuna güvenemedi, “o çok güçlü” dedi. Önleyici koruyucu politikaların olmaması kadınların hayatına mal oluyor.
Esra Tokyaz kızkardeşi için karakol karakol gezerken polisler katil Cemil Koç’a yardım etti. Ayşe Tokyaz cinayeti’nden sonra Beşiktaş’ta yaptığımız yürüyüşte “Ayşe’nin katili Cemil Koç, suç ortağı katili koruyan polisler” yazan pankartımıza emniyet engel olmaya çalışmıştı. Şimdi polislerin yargılandığı bu davadayız! Polisin görevini yapmaması, erkeklerle işbirliği yapması kadınların hayatına mal oluyor.
Katil Cemil Koç ve onunla hareket eden erkekler para ve suç ilişkileriyle birbirine bağlanmış, erkek egemen sisteminin güç verdiği, cesaretlendirdiği erkekler. Birazdan adliyeye gireceğiz. Erkeklerin bu gücü arkalarında hissetmediği, Ayşe’nin katillerinin bütün ilişkileriyle birlikte açığa çıkarıldığı ve erkek adaletin değil gerçek adaletin tecelli ettiği bir duruşma olmasını istiyoruz. Bunu feminist mücadelemizle kazanacağımıza inanıyoruz. Erkek adalet değil, gerçek adalet."
"Erkekler suçta organize oluyor"

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da şu açıklamayı yaptı:
“Biz bu dosyada şunu gördük hem kollukta hem de aktif görevdeyken kirli işlerini yaptırdığı onlarca erkek var. Gerek erkek Egemen sistem gerekse suçta ortaklık ettiği şu an yargılanan sanıklarla birlikte organize bir şekilde öldürdüğü Ayşe tokyaz'ın bedenini yok etmeye çalışmışlar.
Erkeklik suçta organize olabiliyor öldürdükleri bir kadının bedenini nasıl yok edeceklerini kime hangi görevi vereceklerini kararlaştırabiliyor.
Son zamanlarda bu şekilde erkek dayanışması ile birçok kadının öldürüldüğünü bedeninin yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz .
Bunun ana nedenlerinden biri kurumların bu konuya dair herhangi bir önlem almayışı, cezasızlık politikası ve kadınların üzerinde politik baskının oluşmasıdır.
Bir günde 6 kadının öldürülmesi cezaevinden tahliye olan kadına karşı şiddet uygulayan erkeklerin çıktıkları anda şiddet uyguladıkları kadınları öldürmüş olmaları tamamen sistemin ürünüdür. Bu bayramda 8 kadın öldürüldü faillerin intihar süsü vermeye çalıştığını delil karatmak için ev yaktıklarını görüyoruz. Şüpheli kadın ölümleri kadın cinayetlerini geçti buna örnek olarak
3 Mart'ta Zeytinburnu sahilinde ölü bedenleri bulunan Fatmanur Çelik ve kızı Hifa ikra'nın korunmadığı gibi istismar zanlısı sanık hala serbest dolaşıyorken Fatmanur ile görüşüp haber yapan gazeteci İsmail Arı yalan habercilik iddiasıyla tutuklanabiliyor.
Bütün bunların karşısında biz kadınlar hem anayasal haklarımızı hem yaşam hakkımızı korumak için mücadele edeceğiz ve kadın cinayetlerini durduracağız."
(EMK)







