Ayşe Şan, 1938 yılı Kasım ayında Diyarbakır’da dünyaya gelir. Halk arasında “Taçsız-Tahtsız Kraliçe” olarak anılan Ayşe Şan, sanatı kadar yaşadığı zorluklar ve bu zorluklara karşı verdiği mücadeleler ile uluslararası tanınırlığa ulaşır.
Eyşana Kurd, Eyşe Xan, Eyşana Osman, Eşyana Eli isimleriyle de bilinen Kürt sanatçının babası da kendisi gibi denjbejdi ve bu yüzden müzikle küçük yaşta tanıştı.
"Keşke evimizin duvarlarının dili olsaydı"
Evlerinde kurulan dengbêj divanlarıyla Kürt müziğini, kültürünü, tarihini, klamlarını öğrenerek ilk müzikal eğitimini alan Eyşe Şan bu sürecin kendisi üzerindeki etkisini; “Keşke Diyarbakır’daki evimizin duvarlarının dili olsaydı da o dengbej gecelerini anlatsaydı. Evin dip köşesinde dengbejleri dinlerdim. O kadar dinlerdim ki, biri beni çağırsaydı aniden irkilirdim…” diyerek anlatır.
İlk olarak mevlitlerde ilahiler okur, sadece kadınların bulunduğu ortamda sesini duyurur. Ancak babası, kızının dengbêjlik geleneğini sürdürmek istemesine, erkeklerin bulunduğu ortamda stran söylemesine olumlu bakmaz. Şan, 1958 yılında babasının isteği üzerine evlendirilir ve bu evlilikten bir kızı olur. Kendi rızasıyla yapmadığı evliliği bir süre sonra sonlandırır, sanat hayatı da bir bakıma boşanmadan sonra başlar.
“Ez Xezal im” ve sürgün hayatı
Boşandıktan sonra Antep Radyosu’nda şarkı söylemeye başlayan Ayşe Şan, Kürtçe ve Türkçe parçalardan oluşan bir plak yapar. Daha sonra 1963 yılında İstanbul’a giderek Kürtçe ve Türkçe şarkılar seslendirdiği konserler verir.
Kürtçenin yasak olması nedeniyle Türkçe ağırlıklı iki kaset sonrasında da Kürtçe kasetler yapar. “Ez Xezal im” şarkısıyla tanınır. Kürtçe okuduğu şarkılardan dolayı ciddi baskılarla karşılaşır ve 1972 yılında Almanya’ya giderek sürgün hayatı yaşamaya başlar.
Kürt dilinin ve Kürtçe şarkı söylemenin yasak olduğu o dönemde birçok Kürt müzisyen gibi o da el altından yapılan kasetler sayesinde sesini duyurma olanağı bulur ve Türkiye’ye yeni gelen kasetçalarlar sayesinde de evlerde dinlenmeye başlanır. İlk kasetinde söylediği ‘Lê Lê Ximşê’, ‘Lorke’, ‘Siverek Yollarında’ ve ‘Gurbette’ şarkılarıyla ünlenir.
Almanya’da iken 18 aylık kızı Şehnaz’ı kaybetmesi üzerine zor günler yaşar ve sanat yaşamına bir süre ara verir. Unutulmaz şarkılarından biri olan “Qederê” isimli bestesini bu yıllarda yazdığı söylenir.
Bağdat radyosu ile gelen tanışmalar
1979’da Bağdat’a giderek buradaki radyoda Kürtçe söylemeye başlar. Bağdat Radyosu’nda o dönemde Mihemed Arif ve Hesen Cizrawi, Tahsin Taha, Meryem Xan, İsa Bervari gibi Kürt müziğinin birçok önemli ismiyle tanışır, onlarla konserler verir.
Daha sonra Diyarbakır’a dönmek ister ancak akrabaları şiddetle karşı çıktığı için İzmir’e yerleşir. Ölümünden önce son kez onu görmek isteyen annesinin isteği yerine getirilmez, annesinin mezarını ziyaret etmesine izin verilmez.
Ayşe Şan, 29 yıl sonra doğduğu topraklara defnedildi
18 Aralık 1996 yılında İzmir’de sağlık sorunları neticesinde yaşamını yitiren Şan, cenazesinin Diyarbakır’a defnedilmesini vasiyet etmesine rağmen bu isteği gerçekleşmez ve cenazesi İzmir’de defnedilir.
Şan’ın vasiyeti nedeniyle cenazesi 29 yıl sonra 18 Haziran 2025'te İzmir’den Diyarbakır'a getirilerek kadınların omuzlarından toprağa verildi.
Şan seslendirdiği şarkılarla ve hayat mücadelesiyle Kürt müziğinde bir efsane haline gelmiştir.
(NÖ)

