Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Van Valiliğinin 2019’da il genelindeki toplantı ve etkinlikleri 15 gün süreyle yasaklamasına ilişkin bireysel başvuruda hak ihlali kararı verdi.
Mahmut Kaçan’ın başvurusunu karara bağlayan AYM, Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
Mahkeme, toplantı ve gösterilerin tümüyle yasaklanabilmesi için kamu düzenini bozacak nitelikte somut bir tehlike ya da gerçek bir tehdidin bulunması gerektiğini belirtti. AYM’ye göre ayrıca bu tehlikenin daha hafif önlemlerle giderilemeyeceğinin ortaya konulması, yasağın doğuracağı dezavantajın kamu düzeninin korunması amacı karşısında haklılaştırılması ve bütün bu gerekçelerin yargısal denetime elverişli şekilde gösterilmesi gerekiyor.
Valilik 15 günlük yasaklarla tüm yılı geçirdi
Başvuruya konu olayda Van Valiliği, ilki 3 Nisan 2019’da sonuncusu da 24 Kasım 2019’da olmak üzere 18 kez kentte bazı spor faaliyetleri dışındaki tüm etkinlikleri yasakladı.
Gerekçe olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tecritine karşı Leyla Güven’in başlattığı açlık greviydi. Açlık grevleri Mayıs 2019’da son buldu.
Ancak Valilik açlık grevlerinin sona ermesinin ardından düzenlenebilecek etkinliklerin kamu düzeni ve güvenliği açısından risk oluşturabileceğini, etkinliklerin provoke edilebileceğini ve şiddet olayları yaşanabileceğini ileri sürdü.
“Milli güvenliğin sağlanması” için eylem ve etkinlikleri kopyala-yapıştır kararlarla yasaklamaya başladı.

Van’da Eylem ve Etkinlik Yasaklarında 999. Gün
Başvurucu Mahmut Kaçan ise yasaklama kararının soyut ve varsayımsal gerekçelere dayandığını, güvenlik riski bulunması halinde gerekli tedbirleri almanın devletin görevi olduğunu ve sistematik yasakların temel hakların kullanılmasını fiilen imkansızlaştırdığını belirterek işlemin iptali için dava açtı.
Van 2. İdare Mahkemesi davayı reddetti. Mahkeme, kararın kamu düzeninin ve güvenliğinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlara dayandığı ve ölçülü olduğu sonucuna vardı. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.
"Muhtemel güvenlik riski yeterli değil"
AYM ise Valiliğin yasaklama gerekçelerini anayasal ölçütler bakımından yeterli bulmadı.
Bir toplantı ya da gösterinin yalnızca örgüte müzahir yayın organları veya sosyal medya hesapları üzerinden duyurulmasının tek başına yasaklama için yeterli olmadığını belirtti.
Bir etkinliğin örgüt tarafından sahiplenilmesi, bazı gruplarca desteklenmesi veya ileride kutlama etkinliklerine dönüşebileceği yönündeki varsayımların, öngörülebilir bir şiddet tehdidi ya da açık ve yakın tehlike ortaya koymadığı sonucuna vardı.
AYM, Valiliğin etkinliklerin nasıl ve hangi somut olgular nedeniyle şiddete, provokasyona veya terör suçlarına yol açabileceğini açıklamadığını da kaydetti.
Kararda şu değerlendirmeye yer verdi:
“Her ne kadar toplantı veya gösterilerde kamu düzeni, güvenlik ve başkalarının haklarının korunmasına yönelik tedbirler almak yetkili makamların yükümlülüğünde ise de idarenin yalnızca muhtemel güvenlik risklerine dayanarak tüm toplantı ve gösterileri yasaklaması anayasal açıdan yeterli kabul edilemez.
Kuşkusuz idarenin gerekçe sunma yükümlülüğü, idarenin kararında kamu düzeni ve güvenliğine ilişkin her türlü ayrıntıya yer vermesi anlamına gelmemektedir. Ancak bu durumda idarenin hakkın kullanılmasını temin etme şeklindeki pozitif yükümlülüğünün ortadan kalktığının ve müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulması gerekmektedir.
Aksi hâlde soyut mülahazalarla kamu düzeni ve güvenliği gerekçesiyle hakka müdahale edilebilir ki bu durum, hakkın öngörülemez biçimde sınırlanmasına yol açabilir.”
Yüksek Mahkeme, idarenin güvenlik kaygısını “somut, spesifik ve yeterli şekilde” temellendirmediği sonucuna ulaştı.
"Yasak son çare olmalı"
AYM, devletin yalnızca kamu düzenini koruma yükümlülüğü bulunmadığını, barışçıl toplantı ve gösterilerin güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesini sağlama konusunda da pozitif yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.
Buna göre idare, önce somut tehlike ve tehditleri belirlemek ve bunları daha hafif tedbirlerle ortadan kaldırmaya çalışmak zorunda. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına doğrudan yasaklama yoluyla müdahale ise ancak “son çare” olarak gündeme gelebilir.
AYM, Van Valiliğinin daha hafif ve koruyucu tedbirleri değerlendirmeden doğrudan genel yasaklama yoluna gittiğini belirtti.
"Yasak uzadıkça gerekçelendirme yükümlülüğü artar"
AYM kararda ayrıca birbirini izleyen yasaklara ilişkin değerlendirme de yaptı.
Kamu makamlarının süregelen yasaklama kararları vermesi halinde her yeni müdahaleyi öncekinden daha ayrıntılı biçimde gerekçelendirmesi gerektiğine işaret etti.
Mahkemeye göre ilk yasaklamanın gerekçesi başlangıçta yeterli sayılsa bile, kısıtlama devam ettikçe temel hak üzerindeki müdahalenin ağırlığı da artıyor. Bu nedenle idarenin, tehdidin devam ettiğini söylemekle yetinmeyip “gerçek ve yakın tehdidin” varlığını daha belirgin biçimde ortaya koyması gerekiyor.
AYM ayrıca başvurucunun, Van’da süreklilik gösteren yasaklar nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının fiilen kullanılamaz hale geldiği yönündeki iddiasının derece mahkemeleri tarafından araştırılmadığını belirtti.
Mahkeme, şablon gerekçelerle birbiri ardına alınan yasakların hakkın kullanımını anlamsız veya imkânsız hale getirmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ihlal edebileceğini hatırlattı.
İdare Mahkemesine de eleştiri
AYM, Van 2. İdare Mahkemesinin yaptığı denetimi de yetersiz buldu.
Kararda, İdare Mahkemesinin yasağın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olduğu sonucuna varmasına rağmen bu sonuca nasıl ulaştığını yeterince gerekçelendirmediğini belirtti.
Yasaklamaya dayanak gösterilen risklerin neden somut bir tehlike veya gerçek bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehlikenin daha hafif tedbirlerle neden giderilemeyeceğini değerlendirmedi.
Mahkeme, yasaklama kararında uzun açıklamalar bulunmasının tek başına “ilgili ve yeterli gerekçe” anlamına gelmeyeceğini de vurguladı. Kamu düzeni ve güvenliği yönünden açık ve yakın tehlikenin somut verilerle desteklenmediği sonucuna varan AYM, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ortaya konulamadığına hükmetti.
Altı üyeden karşıoy
AYM Genel Kurulu, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verdi.
Üyeler Recai Akyel, İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil, Ömer Çınar ve Metin Kıratlı karara karşı oy kullandı.
Karşıoy gerekçesinde, başvurucunun yalnızca 29 Mayıs-12 Haziran 2019 tarihleri arasındaki yasaklama işlemine karşı dava açtığı, diğer yasaklara ilişkin başvuru yollarının tüketilmediği savunuldu. Karşıoy kullanan üyeler ayrıca Valiliğin örgüt bağlantılı eylemler ve olası şiddet olaylarına ilişkin yeterli gerekçe ortaya koyduğu görüşünü dile getirdi.
Yeniden yargılama ve 50 bin TL tazminat
AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın Van 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.
Mahkeme ayrıca başvurucuya net 50 bin TL manevi tazminat ve toplam 40 bin 487 TL de yargılama gideri ödenmesine karar verdi.
(HA)













