Anayasa Mahkemesi (AYM), 6-8 Ekim 2014 Kobanê protestoları sırasında Diyarbakır'da Yasin Börü'nün öldürülmesine ilişkin davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mazlum İçli'nin gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
14 yaşında tutuklanan ve yaklaşık 12 yıldır cezaevinde bulunan İçli hakkındaki dosyanın, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.
AYM'nin 16 Eylül'de verdiği ve 6 Kasım'da duyurulan karar, bugün 26 yaşında olan İçli'nin yargılandığı davada mahkûmiyete dayanak yapılan deliller ile savunmanın sunduğu kanıtlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini ortaya koydu.
Olay yerinden 140 kilometre uzaktaydı
Mazlum İçli, 6-8 Ekim 2014'te IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırılarına karşı düzenlenen protestolar sırasında Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökgöz'ün öldürülmesine ilişkin olarak açılan soruşturma kapsamında tutuklandı.
İçli, yargılama boyunca olay sırasında Diyarbakır'ın Kulp ilçesindeki bir düğünde, müzik ekibinde bulunduğunu savundu. Savunmayı destekleyen fotoğraflar, video görüntüleri, telefon sinyal kayıtları ve tanık ifadeleri dosyaya sunuldu.

Bilirkişi incelemelerinde mahkûmiyete dayanak yapılan amatör kamera görüntülerinin yanı sıra İçli'nin düğünde bulunduğunu gösteren kayıtlar da değerlendirildi.
Dosyadaki bilgilere göre, 7 Ekim 2014'te Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Demirli köyünün Keçiveren mezrasında, Diyarbakır'ın Bağlar ilçesindeki cinayet mahalline yaklaşık 140 kilometre mesafedeki düğünde, Mazlum İçli, babasıyla birlikte Muhsin Bayram'ın düğününde müzik yapıyordu. Düğün kayıtlarında babasının türkü söylediği, Mazlum'un ise zaman zaman orkestrada bateri çaldığı, oyun oynadığı ve ortaya atılan paraları topladığı aktarılıyor.
Jandarma da doğruladı
Mazlum'un olay günü köyedeki düğünde olduğunu yerel Jandarma da doğruladı; yerinde keşif, tanık anlatımları ve telefon kayıtları da dosyada değerlendirildi.
AYM delillerin neden dikate alınmadığını sorguladı
AYM, aynı bilirkişinin hazırladığı iki rapordan suçlamayı destekleyen rapora itibar edilirken düğün görüntülerine ilişkin raporun neden dikkate alınmadığının açıklanmadığını belirledi. Yüksek Mahkemeye göre, savunmanın ileri sürdüğü itirazlar karşısında Adli Tıp Kurumu veya uzman kuruluşlardan iki rapor arasındaki çelişkileri giderecek yeni ve ayrıntılı bir inceleme istenmeliydi.
AYM, olay sırasında İçli'nin başka bir yerde bulunduğunu gösteren delillerin davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğuna işaret etti.
Savcı 27 gün arayla görüş değiştirdi
İçli'nin yargılanmasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri, 2021'de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını değiştirmesiydi.
28 Mayıs 2021'de savcı, dosyadaki delilleri değerlendirerek İçli'nin beraatini istedi. Ancak 25 Haziran'daki duruşmada aynı savcı, önceki görüşünden vazgeçerek İçli'nin ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Anadolu Ajansı'nın o tarihteki haberine göre, bu değişiklik öncesinde dosyaya İçli'nin olay tarihinde örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu ileri süren bir tanık beyanı girdi.
İçli'nin avukatı Mahsuni Karaman ise 27 gün içinde mütalaanın değiştirilmesini haklı kılacak, müvekkilinin hukuki durumunu etkileyen yeni bir gelişme olmadığını savundu.
Aynı duruşmada mahkeme, daha önce kesinleşmiş üç cinayet suçlaması yönünden yargılamanın yenilenmesi talebini kabule değer bularak infazın durdurulmasına karar verdi. Ancak savcının itirazı üzerine bu karar kaldırıldı. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 29 Eylül 2021'de Yasin Börü'nün öldürülmesi suçlamasıyla İçli hakkında yeniden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.
Yargıtay da Ağustos 2023'te kararı onadı.
Yasin Börü cinayeti yıllarca siyasi suçlama konusu oldu
Mazlum İçli'nin yargılandığı dava, Yasin Börü'nün öldürülmesinin iktidar tarafından HDP'ye ve yöneticilerine yöneltilen siyasi suçlamaların başlıca dayanaklarından biri haline getirildiği bir dönemde görüldü.
▶︎ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Mart 2015'te muhtarlarla yaptığı toplantıda, 6-8 Ekim olaylarını gündeme getirerek Demirtaş'a ve HDP'ye yönelik eleştirilerinde Yasin Börü'nün öldürülmesini de öne çıkardı.
▶︎ 7 Mart 2016'da ise AKP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, Yasin Börü davasının duruşmasını izledikten sonra Demirtaş'ın da soruşturmaya dahil edilmesini istedi. Üstün, Demirtaş'ın çağrılarının ölümle sonuçlanan olaylara yol açtığını ileri sürdü.
▶︎ Erdoğan, 17 Haziran 2018'deki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası sırasında Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınında Demirtaş'ı hedef alarak Börü'nün öldürülmesi için “Sizdiniz ya, siz öldürdünüz” dedi.
▶︎ 5 Nisan 2023'te 24 TV, 360 ve tv4 ortak yayınında da Erdoğan, Demirtaş'ın Börü cinayeti nedeniyle ileride hüküm giyeceği beklentisini dile getirdi.
Böylece cumhurbaşkanının siyasi açıklamalarında Börü'nün öldürülmesine ilişkin cezai sorumluluk, ilgili yargılama tamamlanmadan doğrudan HDP ve Demirtaş'a yöneltilen bir suçlama olarak yer aldı.
İktidara yakın basında da Börü cinayeti, HDP yöneticilerinin sorumluluğunu peşinen kabul eden haber ve yorumlara konu oldu. Kobanê davasının Mayıs 2024'teki karar duruşmasından önce bazı yayınlarda sanıkların “Yasin Börü'nün katilleri” olarak adlandırılması, bu yaklaşımın örneklerinden biriydi.
Mahkeme siyasetçileri cinayet suçlamasından beraat ettirdi
Bu siyasi suçlamaların ardından Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16 Mayıs 2024'te açıkladığı Kobanê davası kararı önemli bir hukuki ayrım ortaya koydu.
Mahkeme, Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu 36 sanığın Yasin Börü ve diğer beş kişinin öldürülmesine ilişkin suçlamalardan, suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraatine karar verdi.
Aynı davada Demirtaş 42 yıl, Figen Yüksekdağ 30 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı; ancak bu mahkûmiyetler Börü cinayetinden değil, başka suçlamalardan kaynaklandı.
Böylece yıllarca siyasal tartışmaların merkezinde tutulan cinayet suçlaması, bu davada yargılanan siyasetçiler bakımından mahkûmiyetle sonuçlanmadı.
Mazlum İçli'nin dosyası ise farklı bir mahkemede ayrı bir cinayet yargılaması olarak sürdürülüyordu. AYM'nin son kararında siyasi açıklamaların yargıyı etkilediğine ilişkin bir tespit bulunmuyor. Ancak mahkûmiyetin dayandığı delillerin yeterince değerlendirilmediğine ilişkin ihlal kararı, yıllardır tartışılan bu dosyayı yeniden gündeme getirdi.
12 yıl sonra yeniden yargılama
AYM, İçli'nin suçlu ya da suçsuz olduğuna ilişkin hüküm kurmadı. Ancak yerel mahkemenin, savunmanın sunduğu ve davanın sonucunu değiştirebilecek delilleri yeterli gerekçeyle değerlendirmediğini belirledi.
Karar uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yeniden yargılamada mahkûmiyete dayanak yapılan görüntülerle İçli'nin başka bir yerde bulunduğunu gösteren deliller arasındaki çelişkileri gidermesi gerekecek.
Karar, henüz yaklaşık 12 yıldır cezaevinde bulunan İçli'nin tahliye edilmesine yol açmadı.
(AEK)





