Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul Valiliği’nin 2020 yılında Suriye’deki Bahar Kalkanı Harekatı’nı eleştiren eylem ve etkinliklere yönelik uyguladığı genel yasak kararıyla ilgili kritik bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, idarenin yalnızca muhtemel ve soyut güvenlik risklerini gerekçe göstererek tüm toplantı ve gösterileri yasaklamasını anayasaya aykırı buldu.
ANKA'dan Mehmet Oflaz'ın haberine göre AYM, İstanbul Valiliği'nin kararıyla Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Başvurucuya net 5 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar veren Yüksek Mahkeme; kararın bir örneğini Adalet Bakanlığı’na, bilgi amaçlı olarak da İstanbul 10. İdare Mahkemesi’ne gönderdi.
Yargı süreci
İstanbul Valiliği, 1-10 Mart 2020 tarihleri arasında kentte yapılması planlanan ve Suriye'deki askeri harekatı eleştirmeyi amaçlayan tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamıştı.
Valilik gerekçesinde, hassas bir dönemden geçildiği, eylemlerin toplumda infial yaratabileceği ve provokasyonlara yol açabileceği değerlendirmesine yer vermişti. DİSK'e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası yöneticisi Erdoğan Demir’in yasağın iptali istemiyle açtığı dava ise İdare Mahkemesi ve İstinaf tarafından reddedilmiş, bunun üzerine konu Temmuz 2022'de AYM'ye taşınmıştı.
"İdare güvenlik kaygılarını somutlaştırmadı"
AYM'nin gerekçeli kararında, toplantı kısıtlamalarında müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklandığını kanıtlama yükümlülüğünün idareye ait olduğu vurgulandı. Valilik kararında kamu düzeninin bozulabileceğine dair genel ifadelere yer verildiği ancak bunu destekleyecek somut, ikna edici bilgi ve belgelerin sunulmadığı belirtildi.
"Rahatsız edici düşünceler de ifade edilebilir"
Kararda, Anayasa ile sağlanan güvencenin yalnızca toplum genelince kabul gören görüşleri kapsamadığına dikkat çekildi.Devlet politikalarıyla çelişen, toplumu veya yetkilileri rahatsız eden, şok edici düşüncelerin de kolektif biçimde ifade edilmesine imkan tanınması gerektiği, şiddeti teşvik etmediği sürece bu tür eylemlerin yasaklanamayacağı ifade edildi.
İdarenin, eylemlerin barışçıl şekilde yapılmasına imkan sağlayacak daha hafif alternatif tedbirleri değerlendirmeden doğrudan yasaklama yoluna gittiği kaydedildi. Soyut güvenlik kaygılarıyla tüm eylemlerin engellenmesinin öngörülemez sınırlamalara yol açacağını belirten Yüksek Mahkeme, yerel mahkemelerin de bu incelemeyi yüzeysel yaptığını vurgulayarak hak ihlali tespitinde bulundu.
(EMK)








