Anayasa Mahkemesi (AYM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ihlal kararına dayanarak yaptıkları yeniden yargılama talebi reddedilen Ali Buluş, Bayram Parlak ve Mehmet Karaaslan’ın ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.
Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 2008’de Gündem Gazetesi Mersin Temsilcisi Bayram Parlak, DİHA Muhabirleri Ali Buluş ve Mehmet Karaaslan’ı “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 6 yıl 3’er ay hapis cezasına mahkum etti.
Mehmet Karaaslan’a ayrıca katıldığı bir gösteride “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle 10 ay hapis cezası verdi. Kararlar temyiz incelemesinin ardından kesinleşti.
Başvurucular, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle mahkum edildiklerini belirterek AİHM’e başvurdu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesinin ihlal edildiğini savundu.
AİHM 2020’de ihlal kararı verdi
AİHM, 23 Haziran 2020’de verdiği Buluş ve diğerleri/Türkiye kararında başvurucuların ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.
Mahkeme, mahkumiyetlerin dayanağını oluşturan Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/7. maddesinin uygulanmasının “kanunilik” koşulunu karşılamadığı sonucuna vardı. AİHM, daha önce verdiği Bakır ve diğerleri/Türkiye kararına da atıfta bulunarak maddenin uygulanmasının öngörülebilir olmadığını değerlendirdi.
Başvurucular bunun üzerine AİHM kararını gerekçe göstererek yeniden yargılama talep etti.
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi ise 8 Mart 2021’de talebi reddetti. Mahkeme, AİHM’in TCK 220/7’nin öngörülemez olması nedeniyle ihlal kararı verdiğini kabul etmekle birlikte söz konusu hükmün hala yürürlükte ve uygulanabilir olduğunu belirterek yeniden yargılama koşullarının oluşmadığına karar verdi.
Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi de bu karara yapılan itirazı reddetti.
AYM: AİHM kararının gereği yerine getirilmedi
Dosya AYM’ye gitti. AYM de AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi uygulanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki hakların etkili biçimde korunmasının bir gereği olduğunu kaydetti.
Yüksek Mahkeme, AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin AYM tarafından denetlenebileceğini ancak bu incelemenin davanın baştan görülmesi değil, AİHM kararının gereğinin yerine getirilip getirilmediğiyle sınırlı olduğunu belirtti.
AYM’ye göre Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM kararını yanlış biçimde yalnızca kanun metnindeki öngörülemezlik sorununa indirgedi. AİHM’in kararında yalnızca TCK 220/7’nin lafzını değil, hükmün mahkemeler tarafından yorumlanması ve uygulanmasından kaynaklanan belirsizliği de sorunlu bulduğuna dikkat çekti.
Bu nedenle yerel mahkemenin, kanunun uygulanmasından ve yorumlanmasından doğan sorunun somut olayda giderilip giderilemeyeceğini değerlendirmesi gerektiğini kaydeden AYM, bunun yapılabilmesi için yeniden yargılama kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaştı.
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının “Anayasa’nın 26. maddesinin gerektirdiği ölçüde ve özende bir inceleme” içermediğine ve AİHM tarafından tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmadığına hükmetti:
“Eldeki başvuruda Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucuların yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine AİHM'in verdiği ihlal kararını yukarıda açıklandığı biçimde salt kanun lafzından kaynaklanan öngörülemezliğe indirgeyerek reddettiği gözlemlenmiştir. Nitekim kararında Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM'in 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasının öngörülmez olduğuna ilişkin tespitte bulunmuş ancak madde hükmünün hâlen yürürlükte ve uygulanır olduğunu belirterek talebin reddine karar vermiştir.
Hâlbuki yukarıda yapılan açıklamalarda da belirtildiği üzere Buluş ve diğerleri/Türkiye kararında AİHM, salt kanun lafzından kaynaklı bir öngörülemezlik ihlalinden öte kanun hükmünün uygulamadaki yorumunun ortaya çıkardığı belirsizlik nedeniyle kanunun öngörülebilir olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Dolayısıyla Ağır Ceza Mahkemesinden önündeki davada kanun hükmünün yorumundan kaynaklanan eksikliğin ihlale konu somut olay özelinde giderilip giderilmediğinin değerlendirilmesi beklenmektedir. Bu hâlde değerlendirmenin yapılabilmesi için de yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla Ağır Ceza Mahkemesince yargılamanın yenilenmesinin reddine ilişkin kararında söz konusu hükmün hâlen yürürlükte olduğuna dair değerlendirmelerinin AİHM'in ihlal kararıyla örtüşmediği, Anayasa'nın 26. maddesinin gerektirdiği ölçüde ve özende bir inceleme içermediği ve AİHM tarafından verilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”
Yeniden yargılama yapılacak
Mahkeme bu gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının gerekli olduğuna hükmetti.
Kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilecek.
AYM, başvurucuların ayrı ayrı talep ettiği 1 milyon lira maddi ve 1 milyon lira manevi tazminat ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddetti.
Ancak toplam 40 bin 487 lira 60 kuruş yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine hükmetti.
Hakimler TCK 220/7'yi tartıştı
Karara üç üye hakim farklı ve ek gerekçe yazdı. Üye hakimler, TCK 220/7’nin kendisinin Anayasa’ya uygunluğunun yeniden incelenmesi gerektiğini de kayda geçti.
Üye Yusuf Şevki Hakyemez, ihlalin giderilebilmesi için söz konusu hükmün somut norm denetimi yoluyla yeniden AYM önüne taşınması gerektiği görüşünü dile getirdi. Üyeler Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar da ek gerekçelerinde benzer biçimde, derece mahkemesinin Anayasa’nın 152. maddesi kapsamında AYM’ye başvurması gerektiğini savundu.
Üyeler Ömer Çınar ve Şaban Kazdal ise karşıoy kullandı. İki üye, AİHM’in tespit ettiği ihlalin doğrudan kanun hükmünden kaynaklandığını, hüküm yürürlükte olduğu sürece yeniden yargılamanın ihlali ortadan kaldırmayacağını ve çözüm için yasal düzenleme gerektiğini belirtti.
(HA)











