Avrupa'da insanları sokağa döken farklı da olsa aynı yerde buluşuyorlar

Fransa ve İtalya'da protestoları ateşleyen öğrenciler oldu, Portekiz'de ise pahalılık ve barınma hakkı insanları sokağa döktü. Sokağa ilk çıkış gerekçelerinde ufak tefek farklılıklar olsa da bugün Avrupa'da binlerce insan benzer taleplerde sokaktan eve dönmeyi reddediyor.
Deutsche Bank Araştırma Enstitüsü tarafından hazırlanan 2026 raporu da Avrupa'da şehirden şehre bile farklılık gösteren yaşam koşullarını ortaya koydu. Türkiye'ye ait veriler bugün sokağa dökülen Avrupalılardan daha kötü bir tablo çiziyor.
Rapordan bazı başlıklar şöyle:
- Üç yatak odalı konut kiralarında New York'u Zürih, San Francisco, Boston ve Singapur izliyor. Londra (8), Paris (21), Frankfurt (30) ve Tokyo (40) büyük finans şehirleri açısından ilginç karşılaştırmalar sunuyor.
- Aylık toplu taşıma abonmanı açık farkla en pahalı Londra'da; Lüksemburg'da ise ücretsiz. Sidney, New York, Melbourne ve Auckland diğer pahalı şehirler.
- En yüksek fatura giderlerinde ilk onda Alman ve Orta Avrupa şehirleri ağırlıklı. Bu, enerji krizinin ve Rus gazı ile nükleer enerjiden uzaklaşmanın kalıcı mirası.
- Şarabı ve kahveyi seviyorsanız Roma'ya gidin. Şişe şarabın en ucuz, kapuçinonun dördüncü en ucuz olduğu şehir burası. Şarapta Lizbon ikinci en ucuz, Singapur en pahalı. Buenos Aires, Budapeşte, Johannesburg, Cape Town ve hatta Frankfurt da ucuz seçenekler arasında.
- Buenos Aires'te ucuz şarabı yazlık elbisenize dökmeyin; yenisini almak için en pahalı yer burası.
- İnternete erişim en pahalı Ortadoğu'da (ilk sırada Dubai); Hindistan, Rusya ve Çin'de ise bağlantı ucuz
Fransa'da gösteriler bir ayı geride bıraktı. İlk olarak Paris’in banliyösü Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğrenciler ve öğretmenler, personel eksikliği ve kötü okul koşullarına karşı okul girişini kapattı. Ardından "sarı yelekliler"in ve hayat pahalılığını protesto edenlerin katılımı ile öğrenci hareketi kitlesel bir protestoya dönüştü.
Belçika'da özellikle Fransızca konuşulan bölgelerde, Liège ve Brüksel’de eğitim kesintilerine karşı gelişti. Ancak hareketin geçmişi daha eski: Haziranda da eğitim reformlarına karşı gösteriler yapılmıştı. İlk olarak gösteriler, Valonya-Brüksel Federasyonu’nun 2029’a kadar 500 milyon avroluk tasarruf planı, Üniversite harçlarının artırılması ve Öğretmenlerin haftalık ders yükünün 20 saatten 22 saate çıkarılması nedeniyle başladı. Reuters’a göre çoğu öğrenci için harçların 835 avrodan 1.194 avroya yükseltilmesi, kalabalık sınıflar ve ders materyallerine erişim güçlüğü temel şikâyetler arasındaydı.
Bir süre sonra durulan gösteriler Fransa'daki gösteriler ile birlikte yeniden canlandı.
İtalya'da ilk olarak Regina Margherita Lisesi ve Carlo Ignazio Giulio Enstitüsü işgal edildi. Ertesi gün başka okullar katıldı; hareket Roma ve Napoli’ye yayıldı. Öğrenciler okul binalarının kötü koşullarına, eğitim politikalarına ve yabancı öğrencilere yönelik sınırlamalara itiraz ediyor; eğitime daha fazla, silahlanmaya daha az kaynak ayrılmasını istiyordu. Fransa’daki hareketten etkilendiklerini “Fransa’daki gibi yapalım” sloganıyla ifade ediyorlardı.
Portekiz'de ise göstericiler yükselen kiraları ve konut fiyatlarını protesto etmek için Praça D. João I Meydanı’na yaklaşık 40 çadır kurdu. Sloganları “Kiranı ödeyemiyor musun? O zaman çadırını kur” idi. Eylemciler Madrid'de yaşlı bir kadının evinden tahliye edilmesi üzerine başlayan meydan işgalinden de ilham aldı. 10 Ekim'de başlayan gösteride Porto’da yaklaşık 3 bin kişi barınma hakkı için toplandı. Bu hareket, Portekiz İşçileri Genel Konfederasyonu'nun (CGTP) hayat pahalılığına karşı Lizbon, Porto ve Coimbra’da düzenlediği sendikal gösterilerle aynı dönemde büyüdü.
Arnavutluk'ta ilk tepki, koruma altındaki kıyı ve sulak alanları tehdit ettiği belirtilen lüks turizm projesine karşıydı. Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in desteklediği, Edi Rama hükümetinin arkasında durduğu proje, çevre kaygılarının yanı sıra kamu kaynaklarının kullanımı ve yolsuzluk iddiaları üzerinden tepki topladı. Flamingoların yaşam alanlarının korunması talebiyle başlayan hareket, “Flamingo Devrimi” adıyla anıldı.
13 Ekim’de öğrencilerin kitlesel katılımı talepleri genişletti: Üniversitelerin kötü fiziki koşulları, yüksek eğitim maliyetleri, yetersiz maddi destek ve mezuniyet sonrası iş olanaklarının azlığı öne çıktı.
Sonraki günlerde göstericilerle polis arasında çatışmalar yaşandı; kamu binalarına saldırılar ve yangınlar gerçekleşti. Eylemler Tiran’dan başka kentlere yayıldı.
Avrupa'da insanları sokağa döken nedenlerin başında ekonomik sorunlar yer alıyor. Deutsche Bank tarafından hazırlanan “Dünya Fiyatlarının Haritalandırılması 2026” raporu da insanların daha iyi bir yaşam kalitesi için ihtiyaç duyduklarını temel alarak şehirleri değerlendiriyor. Araştırmanın yaşam kalitesi bölümünde sekiz ölçüt kullanılıyor;
Satın alma gücü, güvenlik, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve erişilebilirliği, tüketim malları ve hizmetlerin genel maliyeti, konut satın almanın gelir karşısındaki erişilebilirliği, trafik ve günlük işe gidiş gelişte harcanan zaman, çevresel kirlilik düzeyi, iklim koşullarının yaşam açısından elverişliliği

Türkiye'den herhangi bir şehir bu sıralamada ilk 50 arasında yer alamıyor.
Raporda gösterilerin yoğun yaşandığı ülkeler ile ilgili olarak şu yönde değerlendirmeler yer alıyor:
- Lizbon’da temel gerilim gelir ile barınma maliyeti arasında. İklim ve bazı günlük yaşam koşulları görece iyi olsa da satın alma gücü ve konuta erişilebilirlik oldukça geride. Bu, şehirde yaşamanın çekiciliğiyle orada yaşamayı karşılayabilmenin farklı meseleler olduğunu gösteriyor.
- Brüksel’de konutun gelire oranı görece avantajlı. Buna karşılık güvenlik ve kirlilik göstergeleri toplam yaşam kalitesini aşağı çekiyor. .
- Roma’da düşük satın alma gücü öne çıkıyor. İklim avantajına rağmen gelir, konut ve sağlık göstergeleri daha zayıf.
- Paris’te sağlık hizmetleri güçlü, gündelik yaşamın maliyeti yüksek. Satın alma gücündeki görece iyi konum, konut maliyetleri, güvenlik ve çevre sorunlarını telafi etmeye yetmiyor.
Raporun bir diğer bölümünde ise gelir ve barınma ilişkisi ele alınıyor. İki kişilik bir ailenin üç odalı bir evde yaşamak için yapması gereken harcama örnekleme olarak belirlenmiş.
Raporda ayrıca şu göstergeler karşılaştırılıyor:
- Vergi sonrası aylık ücret.
- Kira sonrası kalan gelir: İki kişinin çalıştığı ve şehir merkezinde üç yatak odalı bir daire kiraladığı hane varsayımı.
- Konut satın alma fiyatı: Şehir merkezinde metrekare fiyatı.
- Kira: Şehir merkezindeki bir ve üç yatak odalı dairelerin aylık kiraları.
- Konut kredisi yükü: İki çalışanın, yüzde 20 peşinatla şehir merkezinde 90 metrekarelik daire alması varsayımıyla kredi ödemesinin gelire oranı. Faiz karşılaştırmasında 20 yıllık sabit faizli kredi yaklaşık ölçüt olarak kullanılıyor.

İstanbul, 28 Avrupa şehri arasında iki çalışanın kira sonrası elinde en az para kalan ikinci şehir oldu; İstanbul'da iki maaştan geriye 353 euro kalırken, listenin son sırasındaki Lizbon'da bu tutar 253 euroya düşüyor.
Raporun bir diğer bölümünde ise benzer ürünlerin dolar bazında fiyatları ele alınıyor. Karşılaştırmayı mümkün kılmak için ürünlerin özellikleri belirleniyor: Örneğin 85 metrekarelik evin temel faturaları, orta sınıf restoranda iki kişilik üç çeşit yemek, aylık toplu taşıma kartı, başlangıç ücreti dahil 5 kilometrelik taksi yolculuğu ve belirli model iPhone. Market fiyatları endeksinde New York = 100 kabul ediliyor.
New York’un 100 kabul edildiği market fiyatları endeksinde Paris 78, Brüksel 72, Milano 70, Roma 65 ve Lizbon 50 düzeyinde. Zürih’in 115 olduğu düşünüldüğünde, bu şehirler arasındaki gıda fiyatı farkı belirgin.
Ancak sıralama harcama türüne göre değişiyor. Orta sınıf bir restoranda iki kişilik üç çeşit yemek Milano’da 94, Brüksel’de 92, Paris’te 80, Roma’da 69 ve Lizbon’da 63 dolar. Aynı yemek Zürih’te 149, New York’ta 140 dolar. Aylık toplu taşıma kartında ise Paris 103 dolarla bu grubun en pahalısı; Brüksel’de 63, Lizbon’da 46, Milano’da 45 ve Roma’da 40 dolar ödeniyor. Londra’nın 268 dolarlık maliyeti bunların oldukça üzerinde.
İstanbul’un endeks değeri 42; Lizbon’da 50, Roma’da 65, Brüksel’de 72, Paris’te 78. İstanbul dolar bazında bu şehirlerden daha ucuz.
İki kişilik yemek İstanbul’da 53 dolar; Lizbon’da 63, Roma’da 69, Paris’te 80 ve Brüksel’de 92 dolar. İstanbul’un 62 dolarlık aylık kartı, Brüksel’e yakın; Lizbon, Milano ve Roma’dan daha pahalı. iPhone 17 Pro’nun 256 GB modeli Türkiye’de 2.592 dolar. Türkiye, karşılaştırılan 41 ekonomi arasında en pahalı; fiyat ABD düzeyinin yaklaşık 2,2 katı.













