Çanakkale Merkez, Serçiler ve Terziler köylerinde Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından yapılmak istenen Altın-Gümüş Madeni Projesi için verilen ikinci “ÇED Olumlu” kararına karşı açılan davada bugün bilirkişi keşfi gerçekleştirildi.
Yağmura ve sert rüzgâra teslim olan bir Çanakkale sabahında hava muhalefeti yurttaşların iradesini kırmaya yetmedi. Sabahın erken saatlerinden itibaren Çanakkale Belediyesi önünde toplanan grup, sadece merkezden değil, körfezden gelen destekle de büyüdü. Sabah 05.00 sularında Ayvalık’tan yola çıkan bir araç; Burhaniye, Edremit ve Altınoluk’tan yaşam savunucularını toplayarak dayanışmayı Kazdağları’nın eteklerine taşıdı.
“Su, yaşam, adalet”
Keşif öncesinde Çanakkale Adliyesi önünde bir araya gelen davacılar ve yaşam savunucuları, burada açtıkları pankartlarla projeye karşı itirazlarını dile getirdi. Hep bir ağızdan atılan “Su, Yaşam, Adalet” sloganları adliye önünde yükseldi, kitle buradan otobüslerle keşfin yapılacağı Terziler Köyü’ne hareket etti.
Alanda; Çanakkale Belediyesi, Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Burhaniye Çevre Platformu, İda Dayanışma Derneği, Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri, Kazdağları Ekoloji Platformu, Sarıçay İnisiyatifi ve Polen Ekoloji gibi çok sayıda demokratik kitle örgütü ve ekoloji platformu hazır bulundu. Ayrıca davaya müdahil olan yurttaşlar, Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu avukatları tarafından temsil edildi.
Jandarma engeli
Zorlu hava koşullarına rağmen maden sahasına ulaşan kitleyi bu kez jandarma engeli karşıladı. “Halkın katılımı” ilkesinin sıkça yok sayıldığı benzer çevre davalarında olduğu gibi, keşfi yerinde takip etmek isteyen yurttaşlar alana alınmadı.
Basın mensuplarına yönelik engelleme girişimi ise tepkiler üzerine kısmen aşıldı. Önce alana girmeleri engellenen gazetecilerin, haber takibi ve halkın haber alma hakkının engellenemeyeceğine dair itirazları sonucunda “kayıt almamak koşuluyla” uzaktan dinlemelerine izin verildi.
“Kamu yararı yok”
Keşif sırasında davacılar ve müdahil avukatlar, projenin yaratacağı geri dönülmez tahribatı bilirkişi heyetine anlattı. Beyanlarda öne çıkan en kritik nokta, maden sahasının Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na olan yakınlığıydı.
Baraja kuş uçuşu sadece 1,4 kilometre mesafede bulunan ve barajın orta ile uzun mesafeli koruma alanı içerisinde kalan proje sahasının kentin su güvenliğini doğrudan tehdit ettiği vurgulandı. Davacılar, aynı alanda daha önce planlanan maden projesinin mahkeme kararıyla iptal edildiğini hatırlatarak, sahanın genişletilerek yeniden önlerine getirilmesinde hiçbir kamu yararı bulunmadığını, o zamanki sürecin iptalini sağlayan bilirkişi değerlendirmelerinin geçerliliğini koruduğunu, hatta geçen sürede iklim krizinin etkilerinin daha da belirginleştiğini ifade etti. Davalı taraf temsilcileri ise ÇED sürecinin “olumlu” ve prosedüre uygun olduğunu savundu.
Kirazlı Direnişi hatırlatması
Bilirkişi incelemesinin ardından yapılan basın açıklamasında konuşan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, keşif sürecindeki olumsuzluklara dikkat çekti. Doğan, “Keşif esnasında davacılardan bir kısmının beyan vermesine müsaade edilmedi. Bölgeye kadar gelen yurttaşların alana sokulmaması kabul edilemez,” diyerek şeffaflıktan uzak yürütülen sürece tepki gösterdi.
Müdahil yurttaşların vekilliğini üstlenen Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ali Aydın Çalıdağ ise bundan sonraki sürecin bilirkişi raporuna bağlı olduğunu belirtti. Çalıdağ, raporun beklenenin aksine olumsuz gelmesi (şirket lehine) durumunda dahi hem sahada hem de hukuk düzleminde mücadelenin süreceğini vurguladı. Çanakkale’deki maden baskısına karşı Kirazlı’daki direnişi hatırlatan Çalıdağ, Çanakkalelileri rehavete kapılmadan mücadeleye devam etmeye çağırdı.
Çanakkale’nin Türkiye tarımı açısından önemini vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şube Başkanı Onur Sinan Türkmen de Atikhisar Barajı’nın sadece içme suyu değil, bölgedeki 25 bin dekar tarım arazisinin sulanması için de hayati önem taşıdığını hatırlatarak, projenin tarımsal üretime vuracağı darbeye dikkat çekti.
Ekokırıma karşı halkın örgütlü mücadelesi

Alanı ilk kez gören gazeteci İbrahim Gündüz, karşılaşılan tablonun Türkiye genelindeki “doğa talanının” bir özeti olduğunu belirtti. Gündüz, “Burada yapılmak istenen; ormanları, dereleri ve doğal yaşamı yok etmektir. Türkiye çok kritik bir yol ayrımında. İş, istihdam, ekonomi gibi kılıflarla meşrulaştırılmaya çalışılan bu faaliyetler birer ekokırımdır" dedi.

Ekoloji Birliği adına söz alan Burhaniye Çevre Platformu Sözcüsü Süleyman Eryılmaz ülkenin dört bir yanında süren doğa katliamlarına karşı direnişin de büyüdüğünü, bu ekokırımı durduracak gücün halkın örgütlü mücadelesi olduğunu vurguladı.

Açıklamaların ardından “Ekmek, Toprak, Adalet”, “Ormanlar, Nehirler Sermaye Değildir” ve “Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma” sloganları atan yaşam savunucuları, mücadeleyi büyütecekleri sözünü vererek alandan ayrıldı.
(BB/EMK)







