Türkiye’de kadın hakları, ekonomik eşitsizlik ve demokratik temsiliyet tartışmaları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken yeniden gündemin merkezinde yer alıyor. Kadınların yaşam hakkından ekonomik özgürlüğüne, siyasette temsilinden toplumsal algının dönüşümüne kadar pek çok başlıkta süren tartışmalar, aynı zamanda devlet politikalarının ve toplumsal yapının nasıl şekillendiğine dair önemli soruları da beraberinde getiriyor.
Bu tartışmaların odağında yer alan konulardan biri de kadınların kamusal hayatta ve siyasette eşit biçimde var olabilmesi. Kadın hakları savunucuları, eşitsizliklerin yalnızca sosyal değil aynı zamanda ekonomik ve kurumsal boyutları olduğuna dikkat çekiyor.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Türkiye’deki mevcut tabloyu ekonomik sıkıntılar, derinleşen eşitsizlik ve kamu yönetimindeki işleyiş sorunları üzerinden bianet’e değerlendirdi.
“Kadın temsili sadece sayısal bir mesele değil”
Kadın haklarının siyasette çoğu zaman parti rekabetinin gölgesinde kaldığını belirten Kaya, Meclis’te kadınların daha güçlü temsil edilmesinin yalnızca sayısal bir mesele olmadığını vurguladı:
“Kadın mücadelesi parti rozetine göre verilmez; verilmemelidir. Ancak Meclis’te kadın hakları çoğu zaman siyasi rekabetin gölgesinde kalıyor. Oysa kadınların yaşam hakkı, güvenliği ve eşitliği partiler üstü bir meseledir.
Meclis, milletin sesi ve vicdanıdır. Orada ne kadar çok sorunu gören, çözüm üreten, sahadan beslenen kadın olursa; o kadar hızlı ve etkili adımlar atılır. Kadın temsili arttıkça yalnızca sayısal bir artış olmaz; gündem değişir, öncelikler değişir, siyaset dili değişir.
Kadınlar çoğaldıkça siyaset daha gerçek, daha insani ve daha çözüm odaklı hale gelir. Demokrasi temsille güçlenir. Kadınların daha fazla olduğu bir Meclis, daha güçlü bir demokrasi demektir.”
Toplumsal algının değişmesi için güven duygusunun temel olduğunu belirten Kaya, kadınların haklarına güvenle ulaşabildiği bir ortamın dönüşümün başlangıcı olduğunu söyledi:
“Toplumsal dönüşümün temeli güven duygusudur. Kadın kendini güvende hissettiğinde ve anayasal haklarına güvenle ulaşabildiğinde değişim başlar.
Bu değişim; ailede, eğitim kurumlarında ve kamusal alanda eş zamanlı yürütülmelidir. Hak bilinci bir ders olmaktan ziyade bir yaşam kültürü olmalıdır.
Devletin güvenlik mekanizmaları hızlı, adli süreçleri kararlı, yargı kararları ise caydırıcı olmalıdır. Devlet tereddüt ettiğinde toplum geri çekilir; devlet kararlı olduğunda eşitlik kültürü daha güçlü kök salar.”
“Eşit siyaset, güçlü demokrasi demektir"
Kaya, kızların başka bir ülkede doğmayı istemeyeceği bir Türkiye hedeflediklerini belirterek eğitim, hukuk ve sosyal politikaların bu hedef doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi:
“Bir ev düşünün: Kızın söz hakkı, eğitimi ve sosyal alanı erkek çocuğa göre kısıtlı. Böyle bir ortamda hiçbir çocuk o rolü seçmek istemez.
Hedefimiz; çocukların korkmadan okula gittiği, hayal kurabildiği, güvenli sokakların var olduğu bir Türkiye’dir.
Eğitim politikaları fırsat eşitliğini esas almalı. Hukuk reformları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Hanım’ın sürekli söylediği gibi değil, ‘gerçekten şiddete sıfır tolerans’ ilkesini işletmelidir. Sosyal politikalar çocukların barınma, beslenme ve gelişim haklarını güvence altına almalı.
Biz çocukların başka bir ülkeyi değil, kendi ülkesini umut olarak gördüğü bir Türkiye inşa etmek istiyoruz.”
“Mor ekonomik dönüşüm ilkemiz”
Kadınların ekonomik özgürlüğünün güçlendirilmesi için yapısal politikalar gerektiğini vurgulayan Kaya, partisinin programındaki “mor ekonomik dönüşüm” yaklaşımına dikkat çekti:
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak eşitlik ilkesi doğrultusunda herkes için sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz. Ekonomide mor dönüşüm eşitlikçi bir toplum hedefimizin temelidir.
Mor ekonomik dönüşüm ile kalkınma ve sosyal adalet sağlanacak, ekonomik dirençlilik artacak, kadınlar ve demokrasi eş zamanlı olarak güçlenecektir. Mor ekonomik dönüşümü; bakım hizmetlerinin kamusallaşması, istihdam politikaları, kırsal kalkınma ve eşitlikçi makroekonomik politikalar üzerine inşa edeceğiz.
“Gerçek eşitlik” kavramına ilişkin değerlendirmesinde Kaya, bunun ancak yasaların herkes için eşit uygulanmasıyla mümkün olacağını söyledi:
“Gerçek eşitlik; yasaların herkes için eşit uygulanmasıdır. Bir kadın katledildiğinde indirim gerekçesi aranmayan bir yargı düzeni. Şüpheli ölümlerde etkin ve tarafsız soruşturma. Yargıda caydırıcı ve tutarlı karar mekanizması. Burada en önemli adım İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olmak ve kadına yönelik şiddetin cezasız kalmasını önlemektir.
Çalışma hayatında cinsiyet temelli engellerin kaldırılması ve bakım yükünün kamusal destekle paylaşılması. Bunun en önemli unsuru her mahallede devlet kreşleri açmaktan geçer. ‘Eşit işe, eşit ücret’ uygulamasını hayata geçirilmesi. Eğitimden medyaya kadar eşitlik kültürünün kurumsallaştırılması. Kadını siyasi ve sosyal ekonomik hayatta güçlendirmek.
Herkes şunu iyi bilmeli: Eşitlik bir lütuf değil, anayasal haktır. Ve biz kadınlar hakkımızı istiyoruz.”
8 Mart mesajını da paylaşan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“8 Mart; mücadelenin, dayanışmanın ve direncin günüdür. Kararlılıkla kazanılmış bir tarihtir. Eşitlikten vazgeçmeyeceğiz. Yaşam hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Güvenli bir gelecek talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Kadınların korkmadan yaşadığı, eşit fırsatlara sahip olduğu, adaletin herkese eşit uygulandığı bir Türkiye mümkündür. Bu ülkenin kadınları korkmadan yaşayacak, üretecek ve yönetecek. Çünkü: kadın özgürleşirse toplum özgürleşir. Eşitlik kazanırsa Türkiye kazanır.”

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya: Hayatlarımıza kayyım atayamayacaksınız
KADINLAR ANLATIYOR: MÜCADELE, SİYASET, DAYANIŞMA
Türkoğlu: Devletin demokratikleşmesi kadın mücadelesinin tanınmasından geçer
10 il, 14 depo, tek mücadele: Migros Direnişini Neslihan Acar anlatıyor
(EMK)









