Çözüm süreci tartışmalarında sıklıkla gündeme gelen İmralı adasındaki yaşam koşulları ile ilgili açıklamada tartışmanın "normal" olduğu ancak "asgari bir ahlaki ve insani zeminde gerçekleşmesi" gerektiği ifade edildi.
Yazılı açıklamada "Yaklaşık iki yüzyıllık tarihsel ve siyasal arka plana sahip Kürt sorununun, çatışma ve şiddet denkleminden çıkarılarak siyasal ve hukuki zeminde ele alınabilmesinin imkânlarının oluşturulmaya çalışıldığı önemli bir dönemden geçiyoruz. Bu sürecin ve ortaya çıkan imkânın temel aktörü olan ve bütün çabasını bu imkânın kalıcı bir barış ve demokratik çözüme dönüşmesine yoğunlaştıran Sayın Öcalan’a yönelik olarak bir süredir çeşitli çevrelerce manipülatif ve kışkırtıcı söylemler dolaşıma sokulmaktadır." görüşüne yer verildi
Adada ev yapılması ile ilgili konuda ise "Bir diğer manipülasyon alanı ise İmralı’daki “konut” üzerinden yürütülen tartışmadır. Çatışma ve çözüm süreçlerinin doğurduğu bir ihtiyaç doğrultusunda, dünyadaki benzer örneklerin dahi gerisinde bir biçimde oluşturulan, sürecin siyasi ve hukuki çalışmalarının ilerleyebilmesi bakımından gerekliliği bulunan bu yapının, bağlamından koparılarak bir kışkırtma malzemesine dönüştürülmesi aynı yaklaşımın devamıdır." denildi.
Öcalan'a statü verilmesi konusunda ise açıklamada "Ve tam da bu nedenle statü tartışması önemli ve değerlidir. Kendini ifade etme ve savunma imkanları bu denli yok sayılmış Sayın Öcalan’ın barış yolunu gösterebilmesinin imkânları yaratılmalıdır. Statü talebi, toplumun bilmesi gereken her şeyin doğrudan muhatabı tarafından, ilk elden ve şeffaflıkla ortaya konulabilmesinin imkânlarının yaratılması ihtiyacıdır. Statü aynı zamanda, bu kirli çevrelerin toplumun canına, huzuruna ve moral değerlerine uzattıkları ellerini çekmeleridir; bu ülkenin demokrasi ve barış arayışlarını provoke edememeleridir." görüşü savunuldu.
Açıklamanın son bölümünde ise "Barış ve Demokratik Toplum sürecinin tartışılması, her kesimin görüş ve tutumunu ifade etmesi, yapıcı ve eleştirel tutumun kamusal alanda sergilenmesi elbette olması gereken bir olgudur. Ama bunun asgari bir ahlaki ve insani zeminde gerçekleşmesini sürece taraf ya da karşı olan her kesimin dikkate alması gerekir. Aksi söylemlere karşı, hukuk çerçevesinde gereken yanıtları ve girişimleri sürdüreceğimizin de bilinmesini isteriz.
"Yüzyılın algıları yıkılmaktadır. Demokratik bir cumhuriyet ve demokratik bir toplum çalışması, bütün farklılıkların özgür ve eşit temelde bir arada yaşayabileceği bir ülkenin imkânını vaat etmektedir. Haramilerin saltanatı sarsılmakta, bugün tanık olduğumuz feveran tam olarak bundan kaynaklanmaktadır.
"Bir kez daha “savunulamaz” kılınmaya çalışılan Sn. Öcalan’ın hukukunu da Kürdün hukukunu da tüm ezilenlerin hukukunu da her şart altında savunacağımızın bilinmesini isteriz." denildi.
(Mİ)

