“Önce boyun bölgemde hafif bir yanma başladı. Ardından su dolu kabarcıklar çıktı. Torunuma, köpeğime sarılamıyordum. En ufak bir dokunuşta bile canım yanıyordu. Ağrı öyle şiddetlendi ki geceleri uyuyamaz oldum. Uyanınca sabahın olmasını bekliyordum. Yaralarım iyileşince her şeyin biteceğini düşündüm. Yaralar geçti ama ağrı geçmedi. İnsan böyle bir acıyı yaşamadan anlayamaz.”
62 yaşındaki Aysun Aydın, zona hastalığının hayatını nasıl değiştirdiğini bu sözlerle anlatıyor. Önce vücudunun bir tarafında yanma ve batma hissiyle başlayan hastalık, kısa sürede şiddetli ağrılara dönüştü.
Doktora başvurdu. Antiviral tedaviyle döküntüleri gerilese de ağrıları halen devam ediyor. Günlük hayatı değişti. Kıyafet giymek, yatakta dönmek, kafasının altına yastık almak bile acı veriyor. Haftalar geçmesine rağmen hastalığın izlerini taşımayı sürdürüyor.
Tedavisi var, aşıyla risk azaltılabiliyor
Halk arasında “gece yanığı” olarak da bilinen zona, çocuklukta geçirilen suçiçeğine neden olan virüsün yıllar sonra yeniden aktifleşmesiyle ortaya çıkıyor.
Özellikle 50 yaş üzerindekilerde ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde daha sık görülüyor. Şiddetli ağrı ve su dolu kabarcıklarla kendini gösteren hastalık, bazı kişilerde döküntüler iyileştikten sonra aylarca, hatta yıllarca sürebilen sinir ağrısına yol açabiliyor.
Zonanın tedavisinde antiviral ilaçlar kullanılıyor. Özellikle döküntülerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 72 saat içinde başlanan tedavi, hastalığın süresini ve şiddetini azaltabiliyor. Ancak tedaviye rağmen uzun süreli ağrı gelişebiliyor.
Ancak zona yalnızca tedavi edilebilen değil, aşıyla ortaya çıkma riski önemli ölçüde azaltılabilen bir hastalık.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), zona aşısının ileri yaştaki yetişkinlerde hastalığı ve komplikasyonlarını önlemede etkili olduğunu belirtiyor. Türkiye'de de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları, zona aşısını 50 yaş üzerindeki kişilere ve bağışıklık sistemi baskılanmış risk gruplarına öneriyor. Ancak aşı ücretsiz değil.
İki doz aşı yaklaşık 17 bin lira
Türkiye'de kullanılan Shingrix adlı zona aşısı iki doz halinde uygulanıyor. Bugün için aşının tek dozunun eczane satış fiyatı 8 bin 444 TL. İki dozun toplam maliyeti ise 16 bin 888 TL’yi buluyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) da aşının ücretini karşılamıyor.
65 yaşın üzerinde olmak ya da bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalığa sahip olmak, tek başına aşının bedelinin SGK tarafından karşılanmasını da sağlamıyor.
Türkiye aşı ücretini karşılamasa da birçok ülke hastalığa karşı aşılamayı kamu kaynaklarıyla finanse ediyor.
İspanya ve Avustralya'da 65 yaş üzerindeki herkes, Almanya'da ise 60 yaş üzerindeki vatandaşlar zona aşısını ücretsiz yaptırabiliyor. İngiltere, Yeni Zelanda ve İspanya'da belirli yaş ve risk grupları kamu tarafından aşılanırken, ABD'de Medicare Part D kapsamındaki kişiler aşı için ücret ödemiyor. Kanada'da da bazı eyaletler zona aşısını ücretsiz uyguluyor. Fransa ise aşının bedelinin yüzde 65'ini kamu sağlık sigortası aracılığıyla karşılıyor.
Türkiye'de ise aşı yaptırmak isteyenler, yaklaşık 17 bin liralık bedeli kendi ceplerinden karşılamak durumunda.
Milletvekili sordu, Bakan sekiz aydır yanıtlamadı
Zona aşısının SGK tarafından karşılanmaması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de gündemine taşındı.
YENİ Parti Burdur Milletvekili İzzet Akbulut, 4 Şubat 2026’ta konuyu Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'na sordu. Üstelik Mayıs 2023’teki seçimin ardından başlayan 28. dönemdeki zona hastalığı ile ilgili tek soru önergesini Akbulut verdi.
“Zona, özellikle ileri yaş grubunda ve bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde şiddetli ağrı, uzun süreli sinir haşan ve ciddi yaşam kalitesi kaybına yol açıyor. Tedavisinde kullanılan antiviral ilaçlar ve ağrı kesici tedaviler uzun süreli kullanım gerektiriyor, buna bağlı olarak hastalar açısından ekonomik yük oluşturuyor. Öte yandan zona aşısı, hastalığın görülme sıklığını ve şiddetini önemli ölçüde azaltmasına rağmen ülkemizde genel olarak kamu tarafından karşılanmıyor.” dedikten sonra Memişoğlu’na altı soruları yönetti.
Son 5 yıl içinde tespit edilen zona vakalarını, tedavide kullanılan ilaçların ne kadarının geri ödeme kapsamında olduğunu, hastaların kendi ceplerinden tedavi için ortalama ne kadar para harcadıklarını, bakanlığın bu konuda çalışması olup olmadığını sordu.
Ancak önergenin en dikkat çekici iki sorusu ise doğrudan aşıya ilişkindi.
Akbulut, 50 yaş ve üzerindeki vatandaşlarla risk grubundaki bireyler için zona aşısının ücretsiz yapılmasına veya geri ödeme kapsamına alınmasına yönelik bir planlama bulunup bulunmadığını öğrenmek istedi. Aşının Ulusal Aşı Takvimi'ne dahil edilmesi konusunda Sağlık Bakanlığının bilimsel veya idari bir çalışma yürütüp yürütmediğini sordu.
Ancak önergenin TBMM'ye ulaşmasının üzerinden sekiz aydan fazla zaman geçmesine rağmen Bakan Memişoğlu'ndan yanıt gelmedi.
Memişoğlu 2 Temmuz 2024'ten beri 2 bin 800'den fazla soru önergesinin yalnızca 102'sini 15 günlük yasal süre içinde cevapladı. Yanıt verdiği önergelerin 100'ü 2024, 2'si ise 2025 yılındaydı. Bakan 2026'da bugüne kadar hiçbir önergeyi yanıtlamadı.
Dr. Cengiz: Aşı sadece zonadan değil komplikasyonlarını da önlüyor
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Melahat Cengiz bianet’e yaptığı değerlendirmede suçiçeği geçirenlerin yüzde 20’sinin zona riski taşıdığını söyledi. Aşının ödeme listesine alınmasının da halk sağlığı açısından önemli olduğunu kaydetti. Zona aşısının iki doz halinde uygulandığını hatırlatan Cengiz, aşının maliyeti için şöyle konuştu:
“Zona aşısı toplamda iki doz yapılıyor. Kas içine uygulanıyor. İlk dozdan iki-altı ay sonra ikinci dozun yapılması öneriliyor. Aşı gerçekten masraflı. Yaklaşık 17 bin TL gibi bir ücreti var iki dozun. Riski grubunun özellikle emekliler olduğunu düşünürsek karşılaması zor.”
Hastalığın yol açabileceği ciddi sağlık sorunlarına dikkat çeken Cengiz şunları ekledi:
“Suçiçeği geçiren insanların yüzde 20’ye yakını zona geçirme riskiyle karşı karşıya. Bu azımsanacak bir oran değil. Suçiçeği bizim ülkemizde hala yaygın. Özellikle 2000 öncesi kuşakta… Suçiçeği geçirenlerin belli bir kısmında, 60 yaşına kadar zona geçirme riski geçirmeyen insanlara oranla çok daha fazla.
Kaldı ki zona geçiren insanların postherpetik nevraljiden (zonanın bir komplikasyonu olarak gelişen ağrılı bir cilt rahatsızlığı) gözle ilgili sorunlara kadar ciddi sıkıntılar yaşaması söz konusu olabilir.
Bu nedenle aşı yalnızca zonadan değil, hastalığın yol açabileceği komplikasyonlardan korunma açısından da önemli.
Zonanın özellikle 50 yaşından sonra daha sık görüldüğünü belirten Cengiz, ilerleyen yaşla birlikte bağışıklık sisteminin zayıflamasının hastalık riskini artırdığına dikkat çekti:
“Zona, 50 yaşından sonra sağlıklı kişilerde bile ortaya çıkabiliyor. Daha önce zona geçirmiş kişilerde de tekrarlama riski var. Bağışıklık sistemi yaşla birlikte zayıflıyor. Araya giren hipertansiyon, diyabet gibi hastalıklarla birlikte etkisi daha yüksek olabiliyor.
Aşıya ilişkin yapılan çalışmalarda 69 yaşına kadar olan kişilerde yüzde 90’ın üzerinde koruma bildirilmiş. Bu iyi bir oran. Ayrıca aşının sadece zona ve komplikasyonlarından değil başka rahatsızlıklardan koruduğuna ilişkin de bulgular var.
Örneğin kardiyovasküler (dolaşım sistemi), iskemik kalp hastalığı, kalp yetmezliği, iskemik inmede gibi rahatsızlıklarda azalma sağlandığı görülmüş. Aşının alzheimer ve demansa etkisi üzerinde yapılan çalışmalar da var. Lancet Neurology'de (hakemli bilimsel dergi) yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışmada bu hastalıklar üzerinde yüzde 20’nin üzerinde koruyuculuk sağladığı söyleniyor.”
Cengiz “Bu hastalıklar da bir halk sağlığı sorunu değil mi?” diye sordu. Konuşmasını aşının ulusal aşı takvimine eklenmesi gerektiğini söyleyerek ve “Risk gruplarında aşı ücretsiz olmalı ve SGK tarafından karşılanmalı” diyerek bitirdi.
(HA)







