Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, Sûr ilçesinin Arzoxlî Mahallesi'nde yapılması planlanan Zenkar-2 Güneş Enerji Santrali (GES) ve Enerji Depolama Tesisi için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının yürütmesini durdurdu.
Mahkeme, proje kapsamında hazırlanan ÇED raporunun doğal çevreye, tarım ve hayvancılığa ve arkeolojik mirasa yönelik riskleri yeterince değerlendirmediğine hükmetti. Kararda, projenin uygulanmasının telafisi güç çevresel zararlara yol açabileceği vurgulandı.
Karar, mahalle sakinlerinin 14 gündür sürdürdüğü çadır nöbeti ve protestoların ardından geldi. Köylülerin 3 Kasım'da proje alanına doğru yürüyüşünün önü askerlerce kesilmişti. 4 Kasım'da da mahallelilerin alana yürümeye çalışmaları durdurulmuştu.
31 hektarı aşkın mera alanı kalıcı olarak kullanım dışı kalacak
Mahkemenin dayandığı bilirkişi raporuna göre proje, 804 bin 500 metrekarelik mera niteliğindeki bir alanı kapsıyor. Bunun 313 bin 60 metrekaresi, yaklaşık 31,3 hektarı, tesisin işletme aşamasında kalıcı olarak kullanılacak.
Kararda, meraların daralmasının hayvanların kalan otlaklara yönelmesine ve aşırı otlatmaya neden olabileceği; bunun da bitki örtüsünün azalmasına, toprağın çıplaklaşmasına, kaba yem açığının artmasına ve mera verimliliğinin düşmesine yol açabileceği saptandı.
Mahkeme, ÇED raporunda bölgenin otlatma kapasitesinin değerlendirilmediğini, hayvancılık üzerindeki olası zararları azaltacak yeterli önlemlerin de öngörülmediğini belirledi.
Birinci derece arkeolojik sit alanı da tehlikede
Mahkeme kararının bir başka önemli gerekçesi bölgenin arkeolojik niteliği oldu.
Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20 Ocak 2026 tarihli kararıyla, proje alanındaki 118 ada 63, 70 ve 72 numaralı parselleri kapsayan alanın Girab Bajar Yerleşim Yeri adıyla birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği hatırlatıldı.
Mahkeme, ÇED raporundaki arkeolojik değerlendirmenin bu koruma statüsü karşısında yetersiz olduğuna hükmetti.
Erozyon ve tarım arazileri için yeterli önlem yok
Kararda, projenin kurulacağı alanın yamaç eğimi ve yerleşim yerlerine yakınlığı da incelendi.
Etüt ve kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkacak hafriyatın kontrolsüz bırakılması halinde erozyona, toprak kaymasına ve aşağı kesimlerdeki tarım arazilerinin zarar görmesine yol açabileceği belirtildi.
Mahkeme, söz konusu riskleri önlemek için ÇED raporunda yeterli tedbir öngörülmediğini tespit etti.
Bu değerlendirmelerin ardından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığına karar veren mahkeme, çevrede ve ekosistem dengesinde ortaya çıkabilecek zararların Anayasa'nın güvence altına aldığı sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkını ihlal edebileceğine dikkat çekti.
İki haftalık direniş
Arzoxlî sakinleri, şirketin jandarma eşliğinde proje alanına girmesinin ardından 22 Ekim'den bu yana çadır nöbeti tutuyorlardı.
Köylüler, temel geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılık olduğunu belirterek meralarının enerji üretimine tahsis edilmesine karşı çıkıyordu.
3 ve 4 Kasım'daki yürüyüşlerde “Meralar bizimdir, bizim kalacak” ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı.
(AEK)





