Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “fon piyasasının sınırlı bir bölümünde” kaldığını söylediği yolsuzluk krizi için “800 milyarlık bir kayıptan bahsediliyor” dedi.
Arınç'ın beyanında yer alan 800 milyar TL reel kaybın tamamından çok, tasfiye kapsamındaki fonların yaklaşık büyüklüğünü temsil ediyor. Ancak üzerinde konuşulan 131 fonun 10 ayda 297 milyar TL'den 822 milyar TL hacmine ulaşması ve yaklaşık yarım milyon yatırımcıyı kapsaması, krizin boyutları ile Erdoğan kabinesince krize zamanında müdahale edilip edilmediği sorularını gündeme getiriyor.

KABİNE TOPLANTISININ ARDINDAN
Erdoğan 455 bin yatırımcının parasının buhar edilmesine "fon piyasasında sınırlı bir sorun" dedi
AKP kurucularından, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, TBMM’nin yeni yasama yılı açılışı dolayısıyla Meclis Tören Salonu’nda düzenlenen resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtlarken fon krizine ilişkin konuştu:
Ortaya ne çıkacak, bilelim. Bunlardan, hepsinden hesap soralım. 800 milyarlık bir kayıptan bahsediliyor. Sağdan soldan toplanacak paralar 8 milyar bile değil. Geri kalanını kim ödeyecek, kim bunun sorumlusu? Hepsinin teşhir edilmesi lazım. Ben Cumhurbaşkanımızın sözlerine güveniyorum, bunun gerçekleşmesini diliyorum.
Arınç’ın sözleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üç gün önce krizi “fon piyasasının sınırlı bir bölümünde” meydana gelen bir sorun olarak tanımlamasının ardından geldi.
Erdoğan, 28 Eylül’de Kabine toplantısı sonrasında konuyla ilgili olarak şöyle demişti:
"Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür. Yaşanan sorun, fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir. Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzu bahis değildir. Türk sermaye piyasası dayanıklıdır. Temelleri sağlamdır. Bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye de hamdolsun ziyadesiyle sahiptir. Her kim aksini iddia ediyorsa Türkiye borsasına, Türkiye ekonomisine, Türk halkına çok büyük bir haksızlık yapmış olur. Sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna muhalefet figürleri dâhil hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Arınç: "Gerekenler yapılmazsa seçimler kaybedilebilir"
Arınç açıklamasında, mali büyüklüklerin ve kayıp miktarlarının Erdoğan'ın tespitlerinin çok ötesinde olduğunu ortaya atmakla kalmadı, gidişata gerektiği şekilde müdahale edilmezse iktidarın elden gideceği konusunda çarpıcı bir uyarıda bulundu:
Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a 78'den beri dava arkadaşlığı yapıyorum. Onun inandığı değerlere ben de inanıyorum ama geldiğimiz noktada, bugün Meclisimiz’de yaptığı konuşmaya da baktığımız zaman, onun bu değerlere sahip çıktığı kadar sahada böyle olmadığını görüyorum.
Bütün sahayı da bürokrasi alanını da siyaseti de bu yeni değerler üzerine inşa etmemiz lazım. Sonuna kadar gidilecektir, görelim. Ortaya ne çıkacak, bilelim. Bunlardan, hepsinden hesap soralım [...]
Eğer bunlar gerçekleşmezse, seçimler kaybedilir, ama en kötüsü, insanlar inanca ve bize karşı duydukları tüm hisleri kaybederler. Böyle olsun istemiyorum."
800 milyar TL, fonların toplam büyüklüğünü temsil ediyor
Arınç’ın “800 milyarlık kayıp” ifadesiyle bugüne kadar kamuoyuna açıklanan veriler arasında önemli bir fark var.
SPK’nin 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonu işlemlere kapatarak tasfiye sürecine aldığı dosyanın toplam büyüklüğü 800 milyar TL’nin üzerinde. Reuters, soruşturmanın yaklaşık 20 milyar dolar büyüklüğündeki 100’ü aşkın fonu ve yaklaşık yarım milyon yatırımcıyı kapsadığını bildiriyor. Mevcut bilgiler 800 milyar TL'nin tamamının kaybedildiğini göstermiyor. Ancak, gerçek zararın büyüklüğü de bu varlıkların ne kadarının hangi fiyatlarla nakde çevrilebildiği ortaya çıktığında hesaplanabilecek. Fon portföylerinde bulunan varlıkların tasfiye edilmesiyle elde edilecek tutarlar yatırımcılara dağıtıldığında gerçek kayıplar net olarak ölçülmüş olacak.
Bununla birlikte Arınç'ın telaffuz ettiği 800 milyar TL rakamı, tasfiyeye alınan fonların büyüklüğünü ifade ettiği nispette krizin Erdoğan’ın kullandığı “sınırlı” tanımının ima ettiğinden çok daha geniş bir para hacmini kapsadığını gösteriyor.
Devletin bilgisi dahilinde fonlar 297 milyardan 822 milyara çıktı
İYİ Parti’nin TBMM’ye sunduğu araştırma önergesinde TEFAS verilerine dayanılarak yapılan hesaplamaya göre, tasfiye kapsamındaki fonların toplam büyüklüğü Kasım 2025’te yaklaşık 297 milyar TL idi.
Eylül 2026’ya gelindiğindeyse aynı fonların büyüklüğü 822 milyar TL'ye ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, fonlar 10 ay içinde 2,76 kat büyüdü.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te sermaye piyasalarındaki manipülasyonlardan hükümetin haberdar olduğunu açıkça söylemiş, “özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz” demişti.
Olgular ve açıklamalar bir arada ele alındığında tartışma yalnızca “ne kadar para kayboldu?” sorusuyla sınırlı kalmıyor; yetkililer manipülasyonları bilmelerine karşın fonların 297 milyar TL'den 800 milyar TL üzerine çıkmasına kim, neden izin verdi" sorusu da gündeme yerleşiyor.
SPK şimdi yatırımcılara ara ödeme yapacak
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da 1 Ekim’de tasfiye sürecine ilişkin yeni kararlar açıkladı.
Buna göre, Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından kurulan ve tasfiye süreci devam eden fonlarda mutabakat işlemleri tamamlanan yatırımcılara, nihai tasfiye sonucunda hak edecekleri miktardan düşülmek üzere ara ödeme yapılacak.
Her yatırımcıya her fon için yapılacak ara ödeme en fazla 1 milyon lira olacak. Net yatırım tutarı bunun altında kalanlara ise net yatırım tutarlarının tamamı ödenecek. Uygulamaya para piyasası fonlarından başlanacak.
Bu karar, esasen SPK'nin de yatırımcıların sahip oldukları fonların nominal değerleriyle sonunda ellerine geçecek miktar arasındaki farkı henüz bilmediğini gösteriyor.
Erdoğan: “Üstesinden geliyoruz”
Erdoğan ise Arınç’ın açıklamasından birkaç saat önce TBMM’de fon krizine yeniden değinmiş ve sorunun "fon piyasasının bir bölümünde" olduğu iddiasını yineledi:
“Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan sorunun üstesinden geliyoruz. Hakkaniyet gözeterek bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine fırsat vermeyeceğiz.”
Kriz piyasaya da yansıdı
Krizin etkisi yalnızca tasfiye kapsamındaki fonlarla sınırlı kalmadı.
Reuters, soruşturmanın derinleşmesiyle BIST 100 endeksinin yüzde 2,7 gerilediğini, önceki hafta da yüzde 2,9 kaybettiğini; Türkiye’nin beş yıllık kredi risk priminin (CDS) mayıstan bu yana yaklaşık 254 baz puanla en yüksek seviyesine çıktığını bildirdi.
Financial Times ise krizi yaklaşık 18 milyar dolarlık bir sermaye piyasası skandalı olarak tanımlıyor ve 131 fonda 450 binden fazla yatırımcının bulunduğunu bildiriyor.
Soruşturma da genişliyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 30 Eylül’de açıkladığı son operasyonla 34 kişi hakkında ek gözaltı kararı verildi. Böylece soruşturma kapsamında işlem yapılan şüpheli sayısı 217’ye ulaştı; bunlardan 56’sı tutuklu, 88’i adli kontrol altında.
(AEK)

