Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Türkiye genelinde LGBTİ+ örgütleri, aktivistler ve LGBTİ+ların gittiği işletmelere yönelik geniş çaplı polis operasyonlarına tepki gösterdi ve gelişmeleri ülkedeki baskının “şoke edici biçimde tırmanması” olarak niteledi.

LGBTİ+ örgütlerinden operasyonlara tepki
Sánchez Amor, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, operasyonları yalnızca gözaltı ve soruşturmalar açısından değil, hükümetin topluma belirli bir ahlak anlayışını dayatması ve Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülükleri açısından da değerlendirdi.
AP Türkiye Raportörünün açıklamasının tamamı şöyle:
“Dün gece LGBTİ aktivistlerine yönelik geniş çaplı gözaltı ve baskın dalgası, Türkiye’de baskının şoke edici biçimde tırmanmasıdır. Bu ahlaki gündemin dayatılması, temel hakların ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerinin açık bir ihlalidir ve ülkeyi karanlık bir yola sürüklemektedir.”
Açıklama, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’de temel haklar ve hukuk devleti konusundaki eleştirilerinin sürdüğü bir dönemde geldi. Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri uzun süredir fiilen donmuş durumda olmakla birlikte, AP Türkiye’deki insan hakları ve demokratik standartlara ilişkin gelişmeleri Türkiye Raportörü aracılığıyla izlemeyi sürdürüyor.
Operasyon 15 ile yayıldı
“Ailem Güvende” adı verilen operasyonlar, İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda başlatıldı ve toplam 15 ilde yürütüldü.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in verdiği bilgiye göre soruşturmalar 162 şüpheliyi, 9 derneği ve 13 işletmeyi kapsıyor. 162 şüpheli ibaresi, gözaltına alınanları değil; hakkında adli işlem yürütülen toplam kişi sayısını ifade ediyor.
"Çocuklarımızı korumak"
Bakanlık, operasyonların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği “2026–2035 Aile ve Nüfus On Yılı” ve 2026/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda yürütüldüğünü açıkladı.
Gürlek, operasyonların amacını “çocuklarımızı, aile kurumunu ve toplum düzenini korumak” olarak tanımladı ve “çocuklarımızı, gençlerimizi ve ailelerimizi hedef alan hiçbir suç yapılanmasına, istismar ağına ve yasa dışı faaliyete müsamaha göstermeyeceğiz” dedi.
Savcılık soruşturmalarında “fuhşa aracılık veya yer temin etme”, “müstehcenlik”, uyuşturucu bulundurma ve bazı dosyalarda “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlamaları bulunuyor.
MASAK da göreve çağrıldı
Adalet Bakanlığı ayrıca bazı LGBTİ+ derneklerinin mali kaynaklarının Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından incelendiğini açıkladı. Gürlek, bazı derneklere “yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığının” belirlendiğini söyledi; para hareketlerinin kaynağı ile soruşturmaya konu faaliyetler arasında bağlantı bulunup bulunmadığının da araştırıldığını bildirdi.
Bakanlığın açıklamasında söz konusu yabancı fonların tek başına yasa dışı olduğu ileri sürülmedi.
Kaos GL yöneticileri de gözaltında
Ankara’da soruşturmanın hedeflerinden biri Türkiye’nin en eski LGBTİ+ hak örgütlerinden Kaos GL oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, derneğin yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının yöneticileri olduğu belirtilen kişiler hakkında soruşturma başlattı.
Ankara’da 21 kişi gözaltına alınırken, 5 kişinin arandığı bildirildi. Kaos GL ise ülke çapında yaklaşık 50 LGBTİ+ hak savunucusunun gözaltına alındığını veya ifade ve gözaltı işlemlerine tabi tutulduğunu açıkladı.
Erişim yasakları
Operasyonlardan önce ve operasyonlarla birlikte, LGBTİ+ örgütlerinin internet siteleri ile aktivistlerin sosyal medya hesaplarına da erişim engeli kararları verildi.
Erişimi engellenenler arasında Kaos GL, 17 Mayıs Derneği, ÜniKuir, Pembe Hayat, SPoD, Genç LGBTİ+, Lambdaistanbul ve Muamma LGBTİ+ ile Velvele’nin internet siteleri bulunuyor. Gazeteci Yıldız Tar, avukat Levent Pişkin, trans hakları aktivisti Seyhan Arman, Zeynep Esmeray Özadikti ve Enes Hocaoğulları’nın sosyal medya hesapları hakkında da erişim engeli kararları verildi.
İzmir’de 16 tutuklama
Operasyonlarda 14 Eylül’deki en önemli yeni gelişme İzmir’den geldi.

LGBTİ+’lara yönelik operasyonlarda İzmir’de 16 kişi tutuklandı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada hakkında gözaltı kararı verilen 24 kişiden 18’i yakalanarak adliyeye sevk edildi. AA'nın haberine göre, nöbetçi hâkimlik, 16 kişinin tutuklanmasına, 2 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi. Savcılık, serbest bırakılan iki kişi hakkındaki karara itiraz etti. Altı şüphelinin aranmasına devam ediliyor.
İzmir soruşturmasında şüphelilere sosyal medya paylaşımları üzerinden “müstehcenlik” ile “fuhuşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek” suçlamaları yöneltiliyor.
Böylece hafta sonunda başlayan operasyonlar ilk toplu tutuklama kararlarına ulaşmış oldu. Reuters, 14 Eylül’de gelişmeyi uluslararası kamuoyuna aktarırken, 16 kişinin yargılama öncesinde cezaevine gönderildiğini doğruladı.
Hak örgütleri: Sivil toplum kriminalize ediliyor
İnsan Hakları Derneği (İHD), operasyonların hükümetin açıkladığı gibi çocukların korunmasına yönelik sıradan ceza soruşturmaları olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
İHD, “Ailem Güvende” adlandırmasına karşı çıkarak operasyonları “devlet eliyle ayrımcılık, korku siyaseti ve sivil toplumun tasfiyesi” olarak niteledi. İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı da LGBTİ+ hakları savunuculuğunun kriminalize edildiğini belirterek “İnsan haklarını ve LGBTİ+ haklarını savunmak suç değildir” açıklamasını yaptı.
Türkiye’de eşcinsel olmak ve eşcinsel ilişkiler TCK kapsamında takibi ve cezalandırmayı gerektiren bir suç değil. Buna karşılık, İstanbul Onur Yürüyüşü 2015’ten bu yana yasaklanıyor; son yıllarda LGBTİ+ etkinliklerine getirilen yasaklar, dernek ve aktivistlere yönelik soruşturmalar ve erişim engelleri giderek genişledi.
Son operasyonlar, ölçeği ve kapsamı bakımından önceki müdahalelerden farklı: 5 ayrı başsavcılığın koordinasyonunda, 15 ili, 162 şüpheliyi, 9 derneği ve 13 işletmeyi kapsayan tek bir hükümet operasyon halinde yürütülüyor. Sánchez Amor’un özellikle üzerinde durduğu “ahlaki gündemin dayatılması” eleştirisinin temelinde de Adalet Bakanlığının operasyonları açıkça “Aile ve Nüfus On Yılı” politikasıyla ilişkilendirmesi yatıyor.
(AEK)

