Ankara’da 104 kişinin yaşamını yitirdiği IŞID saldırına (10 Ekim Gar Katliamı) ilişkin yakalanarak Türkiye’ye getirilen firari sanıkların yargılandığı dava bugün devam etti.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, katliamda yakınlarını yitiren ailelerin yanı sıra Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile çok sayıda siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Firari sanıklardan Ömer Deniz Dündar, avukatların duruşmaya fiziki olarak getirilmesi taleplerine rağmen tutulduğu Kırşehir Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.
Bir önceki celsede geçici mahkeme heyeti, fail Dündar’a yönelik tepkiler üzerine aileleri duruşmadan çıkarmakla tehdit etmişti. Duruşma bu nedenle avukatların protestosuyla başladı.
Protesto sonrası Dündar'ın yarım kalan ifadesinin alınmasıyla duruşmaya devam edildi.

Gar Katliamı davasında sanık Dündar: HTŞ’nin hapishanelerinde 5 yıl kaldım
Mahkeme başkanının “Hatay'da yakalan araçta çıkan parmak izi” sorusuna Dündar, araçta yakalananları tanımadığı parmak izinin nasıl çıktığını bilmediğini öne sürdü.
Duruşmaya gelmemeyi sanığın kendisi istemiş
Ardından söz alan avukat Gülşen Kaya, Dündar'ın katliamdaki önemli faillerden birinin olduğunu belirti. Dündar'ın fiziki olarak mahkemeye getirilmesini istediklerini söyledi.
Bunun üzerine mahkeme başkanı, Dündar'ın duruşmaya getirilmesi için cezaevine yazı yazıldığını ancak rahatsızlığı nedeniyle gelmek istemediği için duruşmaya getirilmediğini aktardı.
Duruşmayı takip eden ailelerin, salondaki ses sorunun çözülmesi talebi üzerine mahkeme başkanı, "Müdahale etmeyin, siz izleyicisiniz" dedi.
"Bu dosyada delil saklandı"
Avukat İlke Işık da Türkiye'ye getirildiği belirtilen Savaş Yıldız'ın bombalı eylemlerin ilki olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana ve Mersin il binalarına yönelik saldırıların da faili olduğunu hatırlattı.
Katliamdaki kamu sorumluluğuna dikkati çeken Işık, "Failler tespit edilmiş olmasına rağmen önlem alınmadı. Ankara'da önlem almayan İçişleri Bakanlığı ve MİT, bu katliamdan sorumludur. Bu dosyada aynı zamanda delil saklandı. Davaya ilişkin delil ve evraklar, savcıların odalarında saklandığı ortaya çıktı. Bu savcılar hakkında suç duyurusunda bulunmamıza rağmen hiçbir işlem yapılmadı. Antep'te bomba malzemesi aldığı tespit edilen sanıklardan Yakup Şahin hakkında işlem yapılmadı. Yakup Şahin yakalanmış olsaydı 103 kişi yaşamını kaybetmeyecekti" diye konuştu.
Saldırının nasıl gerçekleştiğinin aydınlatılması gerektiğini belirten Işık, şöyle devam etti:
"Bu katliamı sadece 'IŞİD'liler geldi yaptı ve gitti' diyerek açıklayamayız. Kimler korudu, kimin imkan sağladığı ortaya çıkarılmalı. Bu katliamın tüm sorumluları ile ilgili talepte bulunduk. Çünkü bu katliam sadece kamu görevlilerin de sorumluluğunda değil. Bu katliam politik. Katliamın siyasi sorumluları da ortaya çıkarılmalı. Bu bir hukuk ve adalet mücadelesi aynı zamanda bir hakikat mücadelesi. Cesaret değil görevin yerine getirilmesini istiyoruz. 10 yıldır bunu söyledik. Değişen 3 heyete söyledik, siz 4'üncü heyetsiniz size de söyledik. Söylemeye devam edeceğiz."
"İnsanlığa karşı suç kapsamında yargılanmalı"
Avukatlardan Senem Doğanoğlu da söz alarak şunları söyledi:
"Katliamın insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi yönündeki talebimiz devam ediyor. Faillerden Erman Ekici hakkında insanlığa karşı suç kapsamında iddianame hazırlanmış olsa da, 2024’te bu suçtan beraat ettirilerek adeta aklanmaya çalışıldı.
Ömer Deniz Dündar da ne yazık ki bu kadar sorumluluğa karşı 'örgüt üyeliği' suçlamasıyla yargılanıyor. Yunus Durmaz'ın ortaya çıkan notlardan saldırıların toplumun belli kesimlere yönelik olduğunu anlıyoruz. Hem Ömer Deniz Dündar hem firariler yönünden insanlığa karşı suç kapsamında iddianame hazırlanılmasını talep ediyoruz."
"Diğer firarilerin de getirilmesi olanaklı"
Avukatlardan Eylem Sarıoğlu da, Dündar'ın davada yalnızca "örgüt üyeliği" suçundan yargılandığına işaret etti. Şunları ekledi:
"Ömer Deniz Dündar'ı iddianamede yazanlarla ele aldığımızda, katliamdaki pozisyonunu anlamamız mümkün değil.
Ömer Deniz Dündar, 2014’te Suriye'ye gidip gelişi üzerine ifade vermesine rağmen hakkında hiçbir işlem yapılmadan serbest bırakılıyor. Buradan Adıyaman'a geliş gidişi üzerinden IŞİD'in örgütlenmesini gerçekleştirdiği anlaşılıyor.
İslam Çay Ocağı ve Ömer Deniz Dündar'ın daha sonra IŞİD'in gerçekleştirdiği eylemlerde zikredilen isimler ile ilişkisi de açık. Ömer Deniz Dündar beyanlarında, birçok katliamı gerçekleştiren isimlerin bulunduğu Yunus Durmaz'ın ekibinde idareci olduğunu söylüyor.
Bu nedenlerle Dündar'ın 10 Ekim katliamında sorumlu olmadığını düşünmek mümkün değil. Katliamda kullanılan bomba malzemelerinin alınmasından bilgisi olan, maliyesine ilişkin bilgisi olan Dündar, yalnızca 'örgüt üyesi' iddiasıyla hazırlanan bir iddianame ile karşımızda.
Ömer Deniz Dündar'ın Türkiye vilayeti sorumluluğu yürüttüğüne ilişkin dosyamızda beyanlar var. Dosyamızda firari sanıkların nerede olduğuna dair bilgiler olmasına rağmen bu kişilerin getirtilmesini sağlayamadık. Dündar'ın 11 yıl sonra getirilmiş olması aslında diğer firarilerin de getirilmesinin olanaklı olduğunu gösteriyor.”
Sarıoğlu, firari faillerden Savaş Yıldız'ın da aralarında olduğu 184 kişilik IŞİD üyesinin Türkiye'ye getirildiğine dair haberlere rağmen, mahkeme tarafından kendilerine herhangi bir bilgi verilmediğini söyledi.
"Dosyamızdaki henüz yakalanmayan firari sanıkların bu 184 kişi arasında olup olmadığını öğrenmek istiyoruz. Bu 184 kişi arasında firari sanıkların Türkiye'ye getirilip getirilmediğine dair ilgili bakanlıklara yazı yazılmasını ayrıca Savaş Yıldız'ın Adana ve Mersin dosyalarının celbini talep ediyoruz" diye konuştu.
Birçok isme ilişkin tutanak celbi istendi
Avukat Erkan Ünüvar ise, Dündar'ın HTŞ kontrolünde tutuklu bulunduğu sırada MİT ile yaptığı görüşmelere dair bilgi ve belge ile MİT'e teslim ettiğini beyan ettiği flaş belleğin istenmesini talep etti.
Ünüvar ayrıca, Seydi Aslan, Kadir Gözükara, Mehmet Aslan, Cebrail Kaya, Savaş Yıldız, Metin Çevik ve Cengiz Doğan hakkında ifade ve soruşturma tutanaklarının celbini talep etti.
"Belgeleri MİT’e HTŞ verdi"
Daha sonra ara mütalaasını açıklayan iddia makamı, eksik hususların tamamlanmasını, gelmeyen cevapların akıbetinin sorulması ve failin tutukluluğunun devamını istedi.
Ardından söz verilen fail Dündar, mütalaaya karşı söyleyeceğinin olmadığını ancak avukat beyanlarına karşı söz hakkı istedi.
Mustafa Dokumacı ile tanıştıktan sonra Suriye’ye geçtiğini belirten Dündar “Orhan Gönder benden önce Ağustos 2014’te IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye gitti. İslam Çay Ocağı’nın ne zaman açıldığı hakkında bilgim yok. IŞİD’de bulunan herkesin, Adıyaman grubundan herkesin canlı bomba olduğu gibi bir algı oluşturulmuş durumda. Ben hala buradaysam ve şu anda yaşıyorsam canlı bomba değilim. Şu an yaşayan hiç kimse canlı bomba değildir. MİT mensuplarına flaş bellek teslim ettiğim doğru değildir” dedi.
HTŞ tarafından tutuklandıktan sonra MİT'in kendisiyle görüştüğünü söyleyen Dündar, bir önceki duruşmadaki ifadelerini değiştirerek, elindeki belgeleri kendisinin MİT'e teslim etmediğini söyledi. Şöyle konuştu:
"17 Temmuz 2021'de MİT mensupları gelerek bizle oturdu. Flaş bellekleri MİT'e kendim vermedim. Tutuklandıktan sonra HTŞ tarafından sorgum yapıldı. Bilgisayarımda arama yapıldı. Şifreli olanları ben açtım. Bunları MİT'e ben teslim etmedim, HTŞ teslim etmiş olabilir. Katliamı üst düzey yöneticilerin konuşmalarından duydum. Doğrudan bilgim yok. Katliam tamamen Yunus Durmaz'ın içtihadıydı. Ben o dönemlerde zaten Suriye'deydim. Yunus Durmaz ile hiçbir zaman yazışmadım. Ben Cengiz Doğan'ın ekibinin bulunduğu yerlerde mutfak alışverişlerini yapıyordum. Adıma açılan GSM numaraları da kimliğim üzerinden haberim olmadan işlem yapılarak alınmış. Resmimin bulunduğu kimlik de benden habersiz çıkarıldı. Hiçbir şekilde örgüt yöneticiliği yapmadım. Yazılımcı olarak görev almak dışında üst düzey görev aldım.”
Mahkeme IŞİD’lileri MİT’e soracak
Dündar'ın konuşmasının ardından mahkeme heyeti, ara kararını açıklamak üzere 15 dakikalık ara verdi.
Verilen aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Türkiye'ye getirildiği belirtilen 184 IŞİD’linin akıbetinin MİT ve TEM'e sorulmasına, Ömer Deniz Dündar hakkında katliamdaki sorumluluğuna ilişkin suç duyurusunda bulunulması talebinin bir sonraki duruşmada değerlendirilmesine, diğer taleplerin ise reddedilmesine karar verdi.
Dündar'ın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme bir sonraki duruşmayı 3 Aralık'a erteledi.
(HA)











