Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un cevaplandırılması talebiyle verdiği soru önergeleri ile Amedspor’a yönelik son dönemde yoğunlaşan cezalar, taraftar yasakları ve hakem kararlarını Meclis gündemine getirdi.
Amedspor’un yalnızca bir spor kulübü değil, Diyarbakır merkezli bir kimlik ve aidiyet sembolü olduğunu ifade eden Akça Cupolo; "Tam da bu nedenle kulübe yönelik her yaptırım, taraftar kitlesi tüm yurttaşlar olan koca bir kentin kollektif meselesidir de. Amedspor’un sistematik olarak uzun yıllardır maruz kaldığı haksız ve ayrımcı uygulamalar son üç hafta içinde peş peşe yaşanan gelişmelerle üst bir seviyeye taşınmıştır. Kutuplaşma yangınına benzin döken, düşmanlıkta vites arttıran bu uygulamalar kentin kollektif öfkesini de, isyanını da gün be gün büyütmüştür" dedi.
Amedspor’a yönelik uygulamalar
Akça Cupolo, kısa süre zarfında ardı arda yaşanan gelişmeleri şöyle sıraladı:
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 22 Ocak’ta Amedspor’un Instagram hesabından yapılan saç örme paylaşımlarını gerekçe göstererek; paylaşımın “futbolun ve kurumların itibarını zedelemeye yönelik açıklamalar” ile “ideolojik propaganda” içerdiği iddiasıyla, Trendyol 1. Lig’de lider konumda bulunan Amedspor’a 802.500 TL para cezası ve Amedspor Kulübü Başkanı Nahit Eren hakkında da “futbolun ve kurumların itibarını zedelemeye yönelik açıklamalar” gerekçesiyle 15 gün hak mahrumiyeti cezası vermiştir.
1 Şubat günü Diyarbakır Stadyumu'nda TFF 1. Lig'de mücadele eden Amed Sportif Faaliyetler Kulübü ile Adana Demirspor karşılaşmasında; tribünlerdeki sloganlar, pankartlar ve gol sonrası saç örme hareketi nedenleriyle ideolojik propaganda yaptığı gerekçesiyle Amedspor’a 600.000 TL para cezası ve takım kaptanı Çekdar Orhan'a da 5 maç men cezası verilmiştir.
15 Şubat’ta Amedspor ve Sakaryaspor maçı sonrası, yönetici locasına giren Sakaryaspor Stadyum ve Tesislerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Kolunsağ’ın "Onların vücutlarının üzerinde baş varsa Gaffar Okan yüzündendir. Ayak bastığınız her yer bizimdir" şeklindeki ifadeleri, ete kemiğe bürünmüş bir nefretin en somut ve tehlikeli tezahürüdür. Yanı sıra maçı izlemeye gelen Hilvan Kaymakamı Orhan Gazi Karakaş, protokol tribünündeki "tarafsızlık" kuralına hiçe sayıp karşılaşmayı Sakaryaspor atkısıyla izlemiştir. Oysa bir önceki sezon Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun, protokole Amedspor formasıyla girmek istediğinde aynı kural nedeniyle maça alınmamıştı.
18 Şubat’ta Trendyol 1. Lig’de Sarıyer ile Amedspor arasındaki karşılaşmaya ise hakem kararları damga vurmuştur. Önce hakemin haksız yere verdiği kartlar nedeniyle takım 10 kişiye düşmüştür. Mücadelenin altmışıncı dakikasında Amedspor futbolcusu Hasan Ali Kaldırım'ın ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyundan ihraç edilmesi, maçı canlı yayınlayan TRT spikerini şu ifadelerle hayrete düşürmüştür: "Ben neden kart çıktığını anlayamadım. Pozisyonda adam topa da dokunmuş. Topla oynama gayreti içinde. Top yön de değiştirmiş", böylece hakemin kasten müsabakanın sonucuna müdahale ettiği de, sportif rekabetin yerini masa başı müdahalelerin aldığı da anlaşılmıştır.
Ayrıca Amedspor’un deplasmanda oynadığı kritik maçların ekserisine Valilikler ve İl Spor Güvenlik Kurulu kararlarıyla taraftarların deplasmana gidişi engellenmiş, iç saha maçlarında tribün blok kapatma cezaları uygulanmıştır.
"Sistematik bir cezalandırma rejimine dönüştüğü tescillendi"
Tüm bu yaşananların, Amedspor özelinde somutlaşan baskıların artık sistematik bir cezalandırma rejimine dönüştüğünü tescillediğini belirten Akça Cupolo şunları söyledi:
"Yeşil sahalarda sergilenen bu ayrımcı refleks, kulübün isminde ve renklerinde hayat bulan Kürt kimliğine ve toplumsal muhalefet odağına yönelik bir tasfiye çabasından farksızdır. Bir kentin kimliğini ve milyonların gönül bağını hedef alan bu herkese farklı işletilen hukuk kılıflı müdahaleler, sadece sporun evrensel etik değerlerini değil, aynı zamanda toplumsal barışın en temel dayanaklarını da sarsmaktadır. Unutulmamalıdır ki; stadyumları birer siyasi hesaplaşma alanına, tribünleri ise tecrit mekanlarına dönüştüren bu tutum, Amedspor’un temsil ettiği kollektif iradeyi zayıflatmak bir yana, adaletsizliğe karşı duyulan o tarihi isyanı ve aidiyet bilincini daha da perçinlemektedir."
"Güvenlik sorunu olarak mı görülmektedir?"
Akça Cupolo soru önergesinde; “Dönemsel bir söylem ya da konjonktürel bir hamle değil, devlet politikası” olarak Kürtlerle milli dayanışmayı tesis etmek için yoğun çaba sarf ettiğiniz böylesi bir süreçte Amedspor’un şampiyon olması, bir güvenlik sorunu olarak mı görülmektedir?” sorusunu sordu.
(AB)

