Saksonya-Anhalt’ta protofaşist AfD'nin birinci çıktığı seçimlerden bir ay sonra iktidar yürüyüşünün ilk kritik oylaması 6 Ekim’de eyalet meclis başkanlığı seçiminde yapılacak. 39 milletvekiliyle tek başına çoğunluk kuramayan AfD, eyalet meclis başkanlığını BSW’nin desteğiyle alacak.
Öte yandan, AfD'nin eyalet yönetimini ele geçirme olasılığı da ortadan kalkmadığı gibi somut bir hükümet seçeneğine dönüşüyor. 83 üyeli Meclis’te AfD dışındaki partiler 44 sandalyeyle hâlâ çoğunlukta. Ancak AfD eyalet lideri Ulrich Siegmund, aralıkta başbakanlığa aday olacağını ve üstelik ilk turda seçilmeyi hedeflediğini açıkladı. Bu, eksik 3 sandalyeyi diğer partilerden tamamlayabileceğine dair bir ışık gördüğünü ima ediyor.
Yaklaşan oylamalar soruyu böylece, BSW’nin AfD’ye destek vermesinden daha geniş bir alana taşıyor: Neden AfD dışındaki çoğunluk ipleri eline alamıyor ve bir hükümet seçeneği ortaya çıkaramıyor?
BSW "anahtar parti" mi?
Bu tablo medyada sık sık sık, beş milletvekilli BSW'nin “anahtar parti” haline geldiği anlatısıyla açıklanıyor. Bununla birlikte, Eyalet Meclisi aritmetiği nesnel olarak başka bir tabloya da imkan veriyor: AfD'nin 39 sandalyesine karşı AfD dışındaki beş partinin toplam 44 sandalyesi var: CDU'nun 15, SPD'nin 8, Sol Parti'nin 8, Yeşillerin 8 ve BSW'nin 5 milletvekili var. AfD'nin hükümete gelmesi, parlamento aritmetiğinin kaçınılmaz bir sonucu değil. Sorun, AfD dışındaki 44 sandalyenin bir hükümet çoğunluğu için bir araya getirilmemesi.
BSW'nin “yangın duvarı”nı reddi
Düğümün bir ucunda BSW var. Parti AfD ile koalisyon kurmayacağını söylese de diğer partilerin AfD'yi siyaseten tanımama, siyasi işbirliği kurmama politikasını, Almanya'da yerleşen adıyla araya bir “yangın duvarı” koymayı kabul etmiyor. Seçimden üç gün sonra BSW eyalet yönetimi AfD'nin görüşme çağrısını kabul etti. Görüşmelerin enerji, eğitim ve barış politikası gibi konularda yürütüleceğini açıkladı.
BSW ayrıca yeni Meclis'in 6 Ekim'deki ilk toplantısında AfD'nin Meclis Başkanı adayı Tobias Rausch'u destekleyeceğini açıkladı. Buna karşılık, başbakanlık seçiminde Siegmund'un BSW'nin oyunu almayacağını, milletvekillerinin çekimser oy kullanacağını söyledi.
BSW Eyalet Eş Başkanı Claudia Wittig, seçimden hemen sonra bu yaklaşımı açıkladı: Parti AfD ile bir koalisyona girmeyecek ama AfD'nin kuracağı bir azınlık hükümetinin projelerine konu konu destek verebilecek.
Bu nedenle BSW'nin 5 oyu gerçekten önemli. Fakat AfD'nin önündeki tek siyasi değişken BSW değil.
CDU da AfD'siz çoğunluğa katılmıyor
SPD, Yeşiller, Sol Parti ve BSW 29 Eylül'de AfD dışındaki bir hükümet seçeneğinin mümkün olup olmadığını görüşmek üzere bir araya geldi. Masadaki seçeneklerden biri, partiler üstü bir başbakanın değişen parlamenter çoğunluklarla yönetmesiydi. Dört parti görüşmeleri 6 Ekim'deki Meclis açılışından sonra sürdürme kararı aldı. Ancak dört partinin sandalye toplamı 29'da çoğunluğa ulaşmak için CDU'nun bu koalisyona katılmasına ihtiyaç var. CDU ise görüşmelere katılmayı reddediyor.
CDU eyalet ve meclis grubu başkanı, halen geçici başbakan Sven Schulze Perşembe günü de bu tutumu yineledi:
“CDU olarak hükümet kurma sürecine katılmayacağımızı söyledik.”
Schulze aynı zamanda muhtemel bir AfD azınlık hükümetinin BSW'ye bağımlı olacağı uyarısında bulunuyor:
“Siegmund kendisini bütünüyle [Sahra Wagenknecht'e] bağımlı hale getirmek zorunda kalacak.”
CDU sonuçta AfD ile hükümet kurmayı reddediyor, fakat AfD dışında hükümet kurulmasını amaçlayan görüşmelere de katılmıyor.
CDU bu tutumunu federal politika düzleminde esas aldığı “uyuşmazlık kararı”na (Unvereinbarkeitsbeschluss) dayandırıyor: Parti sadece AfD ile değil Sol Parti'yle işbirliğini de reddediyor.
Ancak Saksonya-Anhalt seçim sonucu iki yasağın aynı anda sürdürülebilir olup olmadığı sorusunu bir varsayım olmaktan çıkardı.
“CDU ikisini birden nasıl yapacağını açıklamalı”
Bochum Ruhr Üniversitesi'nden siyaset bilimci Oliver Lembcke daha seçimler yapılmadan CDU'nun bu sorunla karşı karşıya kalacağını öngörüyordu. Lembcke'ye göre CDU'nun, Alman partiler düzenindeki değişiklikler karşısında uyuşmazlık kararını çoktan yeniden değerlendirmiş olması gerekirdi.
Lembcke'nin Saksonya-Anhalt için ortaya koyduğu soru bugünkü seçim aritmetiğine bire bir uyuyor:
“AfD liderliğindeki bir hükümet ancak Sol Parti'nin oylarıyla önlenebiliyorsa CDU, ikisini aynı anda nasıl gerçekleştirmek istediğini açıklamak zorunda: Sol Parti'yle stratejik işbirliğini dışlamayı sürdürmek ve aynı zamanda onun yardımıyla bir AfD hükümetini önlemek.”
Lembcke bunun “siyasal cambazlıklar olmadan” gerçekleştirilmesinin güç olduğunu söylüyor.
Eski Thüringen Eyalet Başbakanı ve şimdiki Federal Meclis Başkan Yardımcısı Bodo Ramelow da seçimden önce CDU'ya aynı yönde çağrı yapmıştı. Saksonya-Anhalt'ı korumak isteyenlerin “parti sınırlarının ötesinde birbirleriyle konuşabilmesi” gerektiğini söyleyen Ramelow, işleyen bir hükümetin AfD'nin “şantaj potansiyeli” olmadan kurulması gerektiğini savunmuştu.
Buradaki tartışma CDU'nun Sol Parti'yle koalisyon kurup kurmamasından daha geniş. Thüringen'de CDU ile Sol Parti yıllardır koalisyon kurmadan belirli konularda birlikte hareket ediyor; bunun başlıca nedenlerinden biri de AfD'ye bağımlı parlamenter çoğunluklardan kaçınma ihtiyacı.
Üçüncü tur AfD'ye otomatik iktidar vermiyor
AfD azınlık hükümetinin “kaçınılmaz” olduğu izleniminin hakikate aykırı olduğuna ışık tutan ikinci öge ise Saksonya-Anhalt Anayasası.
Başbakanlık seçiminin ilk turunda adayın Meclis üyelerinin mutlak çoğunluğunu, yani 42 oyu alması gerekiyor. Sonuç çıkmazsa, yedi gün içinde ikinci tur yapılıyor ve yine mutlak çoğunluk aranıyor.
İkinci turda da başbakan seçilemezse, Meclis'in önünde başka bir anayasal seçenek açılıyor: 14 gün içinde seçim dönemini erken sona erdirerek yeniden seçime gitmek.
Meclis bu seçeneği kullanarak kendisini feshetmezse, bunu izleyen üçüncü turda basit çoğıunluk sonuca gitmek için yeterli oluyor.
AfD'nin 39 milletvekili üçüncü turda dahi Siegmund'u kendiliğinden başbakan yapmıyor. Sonuç diğer partilerin aday çıkarıp çıkarmamasına, karşı oy veya özellikle çekimser oy kullanıp kullanmamalarına bağlı.
Üstelik başbakan seçimi için Anayasa'da bir son tarih yok. Mevcut hükümet yeni başbakan seçilene kadar geçici olarak görevini sürdürebiliyor. Dolayısıyla hükümetin kurulamaması eyaleti otomatik olarak yönetimsiz de bırakmıyor.
“Seçmen kararını verdi” tartışması
Anayasal rejimin sunduğu mekanizmalar ve seçenekler BSW'nin AfD'yi desteklerken kullandığı siyasal argümanları da geçersizleştiriyor.
BSW, AfD'nin dışlanmasının seçim sonucunun kabul edilmemesi anlamına geldiğini ve bu nedenle AfD ile işbirliği kapısının kapatılmaması gerektiğini savunuyor. Ancak Anayasa, parlamentonun hükümet üretememesi halinde seçmene yeniden başvurmayı açıkça meşru bir seçenek olarak içeriyor.
Dolayısıyla mesele yalnız “BSW Siegmund'a 5 oy verir mi?” sorusundan ibaret değil. BSW'nin çekimserliği, diğer partilerin üçüncü turdaki davranışı ve bundan önce Meclis'in erken seçim seçeneğini kullanıp kullanmaması ayrı siyasal tercihler ve bunların her biri AfD'li veya AfD'siz hükümetlere imkan tanıyor veya önünü kesiyor.
AfD'nin statüsü de tartışma dışında değil
Saksonya-Anhalt Anayasayı Koruma Teşkilatı, eyalet AfD örgütünü “kesinleşmiş aşırı sağcı” (gesichert rechtsextremistisch) olarak sınıflandırıyor. Bu nedenle SPD, Yeşiller, Sol Parti ve CDU AfD'nin görüşme çağrılarını seçim sonrasında reddetti; çağrıyı kabul eden tek parti BSW oldu.
Chemnitz Teknik Üniversitesi'nden siyaset bilimci Benjamin Höhne, CDU içinde AfD ile işbirliğine kapının açılmasını isteyenlerin partinin niteliğini gözden kaçırdığını söylüyor: “Bunu isteyenler, bunun aşırı sağcı bir parti olduğunu gözden kaçırıyor.” Höhne’ye göre AfD “özgürlükçü demokratik temel düzenin temellerini sarsıyor”; dolayısıyla tartışma sıradan bir partiler arası işbirliği sorunu değil
“Anahtar” kimin elinde?
Bu veriler BSW'nin konumunu önemsizleştirmiyor. Tam tersine, 5 milletvekilinin davranışı başbakanlık seçiminin sonucunu değiştirebilir. Ancak “BSW AfD'nin iktidar anahtarını elinde tutuyor” anlatısı, AfD'nin 39 sandalyesinin hükümete dönüşmesi için gereken diğer siyasi kararları görünmez kılıyor ve bu kararların sorumluluğunu gündem dışına itiyor.
6 Eylül'de AfD Saksonya-Anhalt'tan 39 sandalye kadar destek aldı. Bu 39 sandalyenin bir AfD hükümetine dönüşüp dönüşmeyeceği seçim sonucundan otomatik olarak türemiyor. Bundan sonraki sonucu AfD dışındaki 44 milletvekilinin vereceği siyasal kararlar belirleyecek.
Saksonya-Anhalt’ı 2027’de AfD yönetmeye başlayacak olursa, bunu yalnızca AfD’nin kazandığı 39 sandalyeyle açıklamak mümkün olmayacak. Genel siyasal program ayrılıkları bir yana, AfD dışındaki 44 milletvekilinden bir hükümet kurmak ya da bunun mümkün olmadığı durumda seçimi yenilemek için seçmenin verdiği yetkiyi kullanmaktan kaçınan iki partinin —BSW ve CDU’nun— tercihleri, AfD’nin seçmenin vermediği iktidara kavuşmasında da belirleyici olacak.
(AEK)

