6 Eylül’de yapılacak Saksonya-Anhalt eyalet seçimi, Almanya’da son yılların en kritik bölgesel seçimlerinden biri hâline geldi.
Seçimlere dört gün kala protofaşist Almanya için Alternatif (AfD), 2021’deki oyunu yaklaşık iki katına çıkararak yüzde 40’ı aştı; muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise eyalette tarihinin en düşük düzeylerinden birine geriledi.
Anketler AfD zaferinde birleşiyor
Tagesschau'nun haberine göre, son üç önemli araştırma aynı tabloyu veriyor. Infratest dimap AfD’yi yüzde 42, CDU’yu yüzde 22; Forschungsgruppe Wahlen yüzde 40’a karşı yüzde 23; INSA ise yüzde 43’e karşı yüzde 22 gösteriyor. Die Linke yüzde 11-13, SPD yüzde 7-9, Yeşiller yüzde 5-6 bandında. BSW ile FDP ise çoğu araştırmada barajın altında.
Bu güvenilir seçim araştırmalarından yola çıkılarak AfD’nin seçimler sonunda birinci parti olamaması ciddi bir sürpriz sayılabilir. Ama tek başına iktidar, yalnızca birinci çıkmakla ilgili bir aritmetik gereklilik konusu değil. Saksonya-Anhalt’ta mutlak çoğunluk partilerin oy oranıyla değil, meclisteki sandalye sayısıyla belirleniyor; AfD’nin yüzde 42-43 oyla sandalyelerin yarısından fazlasını alıp alamayacağını Sol Parti'den kopan Sahra Wagenknect İttifakı (BSW), Hür Demokrat Parti (FDP) veya Yeşiller’in hepsinin mi, bazılarının mı yüzde 5’i aştığı belirleyecek. ZDF araştırmasında seçmenlerin yüzde 31’inin "kararsız" olduğu görülüyor.
AfD’nin gücü artık yalnızca “protesto oyu”yla sınırlı değil
Infratest dimap’ın seçim araştırmacısı Stefan Merz, partinin artık bütün toplumsal gruplarda destek bulduğunu ifade ediyor. Bununla birlikte AfD'ye destek, erkekler, işçiler, çalışan nüfus, eğitim düzeyi nispeten daha düşük seçmenler ve küçük kentler ile kırsal bölge sakinleri arasında daha yüksek.
Siyasal partilerle ilgili araştırmalara odaklanan Benjamin Höhne ise AfD’nin doğudaki yükselişini yalnızca “Doğu Almanya anomalisi”ne bağlamıyor. Höhne'ye göre, Batı Avrupa’daki yerleşik parti sisteminin çözülmesi Doğu Almanya’da ülke geneline göre daha erken ve daha sert yaşanıyor; sivil toplum ve geleneksel parti bağlarının nispi zayıflığı süreci hızlandırıyor.
Almanya ve ABD'de yayımlanan "demokratik sosyalist" dergi Jacobin’in bu haftaki Saksonya-Anhalt dosyasında yanıtını aradığı soru da buradan yola çıkıyor: "Kendisini güçsüz hisseden seçmene siyasal etkinlik duygusunu neden sol değil, AfD veriyor?" Dergi çözümlemelerinde AfD’nin yükselişini yalnızca “sağa kayış”a indirgemekle yetinmiyor; toplumsallığın güç yitimi ve temsil krizinin örgütlenmesinde inisiyatifi sağın ele geçirmesini de irdeliyor.
Eski Doğu Almanya'dan intikal eden Demokratik Sosyalizm Partisi'nin organlarından biri olan, şimdi bağımsız sosyalist yayın Junge Welt, AfD’nin 100 günlük programındaki göçmen karşıtlığı ve kültür savaşı vaatlerinin eyaletteki doktor, öğretmen, ulaşım ve mesleki eğitim açıklarına çözüm getirmediğini vurguluyor. Bununla birlikte, bu sorunları on yıllardır ülkeyi yöneten partilerin yarattığını ve bunun da AfD’nin “eski partiler” söylemine toplumsal bir gerçeklik kazandırdığını belirtiyor.
“Bizi kimse dinlemiyor” duygusu
Naumburg’da Reuters’a konuşan işçi Stefan Zimmerer, Doğu Almanların sorunlarını dile getirdiklerinde hemen “Putinci, Nazi ya da nankör AfD seçmeni” diye yaftalanmasından yakındı: “İnsanlar artık birbirleriyle konuşmuyor; sorunlarını dile getirmeye bile cesaret edemiyor.”
Quedlinburg’da yenilenebilir enerji yatırımlarıyla uğraşan sermayedar Lars Gottschligg ise AfD’nin oylarının yükselmesinden korkmadığını söylüyor: “İnsanlar çok büyük bir değişim istiyor; aslında AfD bunu şimdiden gerçekleştiriyor.”
Bu duygunun üzerinde yükseldiği bir ekonomik zemin de var. Saksonya-Anhalt’ta işsizlik 2003’te yüzde 22’ye kadar çıkmıştı; bugün yüzde 8 dolayında. Ancak Doğu Almanya'da hanelerin maddi varlığı hâlâ Batıdakilerin ortalama yaklaşık dörtte biri düzeyinde. Eyalet Almanya’nın en yaşlı nüfus bileşimini barındırıyor; genç nüfus göçü ve nitelikli işgücü açığı sürüyor.
Rusya konusu da seçim gündemine girdi
Seçime günler kala Leipzig/Halle Havalimanı’ndaki patlayıcı yüklü İHA olayından Berlin’in Rusya’yı sorumlu tutması, Saksonya-Anhalt’taki başka bir fay hattını da seçim gündemine dahil etti.

Almanya: "Leipzig'e gönderilen patlayıcı yüklü İHA Rusya'nın işi"
AfD, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılmasını, Moskova’yla ekonomik ilişkilerin yeniden kurulmasını ve Ukrayna’ya desteğin azaltılmasını savunuyor. Reuters’a konuşan Naumburg’lu şarap tüccarı Rainer Huppenbauer, Doğu Almanların Rusya’ya bakışını şöyle özetledi: “DAC yurttaşları Ruslarla yaşamayı öğrendi. Bu, onlarla savaşmaktan daha iyiydi.”
Tarihçi Silke Satjukow, Doğu Almanya’da yarım asır süren Sovyet askeri varlığının birleşmiş Almanya’da iki ayrı geçmiş kavrayışının bir arada işlemesine zemin hazırladığını hatırlatıyor. Onun açıklamasına göre, Doğu Almanya’da çocuklar “Sovyetler Birliği dosttur” söylemiyle büyütüldü. AfD de bu tarihsel hafızayı bugün ucuz enerji, barış ve Moskova’yla normal ilişkiler vaadiyle yeniden siyasallaştırıyor.
AfD gerçekten iktidara gelebilir mi?
AfD’nin seçimi kazanması ve hükümeti kurması iki ayrı siyasal düzlemi ilgilendiren süreçler.
CDU, Dosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Sol Parti (Die Linke) AfD ile koalisyonu resmen reddediyor. CDU aynı zamanda Die Linke ile de işbirliğine kapıyı kapatmış durumda. Dolayısıyla AfD mutlak çoğunluğu elde edemediği takdirde, eyalette son derece zor bir hükümet aritmetiği ortaya çıkabilir.
Jacobin’in Marlen Borchardt imzasıyla yayımlanan çözümlemede Die Linke’nin karşı karşıya olduğu ikilem tam olarak böyle tarif ediliyor: "CDU’yu desteklemek AfD’yi engelleyebilir, ama solu CDU’nun destekçisi haline getirebilir; desteklememek ise AfD’nin iktidara gelmesini kolaylaştırabilir."
CDU içindeki “yangın duvarı” da eskisi kadar sağlam görünmüyor. Partinin gençlik kolu Junge Union’ın Saksonya-Anhalt Başkanı Nico Elsner, resmi bir koalisyon olmasa bile AfD oylarıyla parlamentoda çoğunluk oluşturmanın demokratik olarak meşru olabileceğini söyledi.
AfD liderliği ise bu açmazı kendi lehine kullanıyor. Ulrich Siegmund, diğer partilerin CDU etrafında birleşmesi halinde bunun AfD’yi daha da büyüteceğini, bir sonraki seçimde yüzde 50-55’e ulaşabileceklerini savunuyor.
Sol: AfD’nin karşısında yalnız “yangın duvarı” yetmez
Sol yayınlarda ortaklaşan eleştiri de burada ortaya çıkıyor.
Jacobin yazarı Oliver Nachtwey, AfD’nin hâlâ durdurulabileceğini, ancak bunun için gereken toplumsal mobilizasyonun henüz oluşmadığını söylüyor. Jacobin’in diğer analizleri ise “AfD’ye karşı herkes” modelinin kendi başına siyasal bir program olamayacağını, solun sosyal bir taban ve bağımsız bir siyasal proje kurmadan CDU’nun yedeğine düşeceğini savunuyor.
Sol-liberal günlük gazete taz’ın seçim değerlendirmesi de, AfD’nin yüzde 40 civarındaki desteğine rağmen, karşı güçlerin son günlerde daha görünür hale geldiğine dikkat çekiyor. Bu karşı hareket yalnızca partilerden gelmiyor.
Magdeburg’daki Pride yürüyüşünde yaklaşık 3 bin kişi “Vote for Love” sloganıyla sokağa çıktı. Trans bir katılımcı olan Elias, Reuters’a “AfD iktidarında işlerin daha iyi olacağını sanmıyorum” dedi. Bir başka Magdeburglu Annika ise AfD’nin hedeflerinin giderek “daha açık, daha somut ve daha tehdit edici” hale geldiğini söyledi.

Almanya: AfD'nin Saksonya-Anhalt’ta tek başına iktidar olasılığına karşı toplumsal seferberlik
Eski Stasi Arşivleri Federal Komiseri Marianne Birthler de AfD’nin gücüne karşın Doğu Almanya’da demokratların hâlâ çoğunlukta olduğunu ve canlı bir sivil toplumun bulunduğunu hatırlatıyor.
O halde, AfD’nin kazanması kaçınılmaz mı?
AfD'nin seçimlerden birinci çıkması artık neredeyse kaçınılmaz görünüyor. Tek başına iktidar ise, kaçınılmaz değil.
AfD yüzde 40-43 bandını korursa Almanya tarihindeki en yüksek eyalet seçim sonuçlarından birini elde edecek. Ama yüzde 5 barajı, sandalye dağılımı ve AfD dışındaki partilerin tutumu Ulrich Siegmund’un başbakan olup olmayacağını belirleyecek.
Seçimin asıl önemi de burada: 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt yalnızca AfD’nin ne kadar büyüdüğünü ölçmeyecek. Almanya’nın “yangın duvarı”nın bir seçim zaferinden sonra hâlâ bir hükümet stratejisi üretip üretemediğini de sınayacak.
Pazartesi günü AfD'nin hükümet kuramayacağı ortaya çıkacak olursa, Almanya siyasetinin geleceğini belirleyecek olan asıl soru ülke gündeminin merkezine yerleşecek: AfD'yi hükümetin dışına iten koalisyonun, onu yüzde 40’a taşıyan toplumsal öfkeye ne yanıt verecek?
(AEK)

