Almanya'da cumartesi günü ülke çapında gerçekleştirilen Gen Z regelt (Z Kuşağı Gereğini Yapıyor) gösterilerinin ardından hükümet, gençlerin toplumsal talepleri ve protestoları izleyen şiddet olayları karşısında takınacağı tutum konusunda yalpalıyor.
Başbakan Friedrich Merz, 2 Kasım'da CDU ilçe başkanları toplantısına seslendiği konuşmasında gençlerin eğitim, barınma ve geçim koşullarına ilişkin şikâyetlerinde haklı olduklarını kabul etti.
Merz, gençlerin siyasete katılmasını olumlu karşıladığını belirterek, “Genç kuşak siyasete ilgi duyuyor ve geleceğinden kaygılanıyor” dedi. Özellikle hükümetin konut kiralarını aşağı çekmedeki eksikliğini kabul etti; eyaletlerin eğitime daha fazla yatırım yapabilmesi için hanelerin ekonomik yükünün hafifletilmesi gerektiğini söyledi.
Ancak Başbakan, gösterilerden sonra Frankfurt, Köln, Hamburg ve başka kentlerde meydana gelen şiddet olaylarını da sert biçimde kınadı:
“Şiddetin sokaklarımızda yeri yok. Hükümetim buna hoşgörü göstermeyecek.”
Merz, polis memurlarına saldıran ve mağazaları yağmalayanların yalnızca kamu düzenini değil, gençlerin meşru taleplerini de hedef aldıklarını savundu. Hükümetin, Eğitim Bakanı Karin Prien aracılığıyla gençlik temsilcileriyle görüşmeleri geliştireceğini duyurdu.
120 bin kişi sokağa çıktı
Gen Z regelt girişiminin çağrısıyla 31 Ekim'de 30'dan fazla kentte gösteriler düzenlendi. Örgütleyiciler ülke genelinde yaklaşık 120 bin kişinin katıldığını açıkladı. Gösteriler öncesinde internet üzerinden 180 binden fazla katılım beyanı yapılmıştı.
Berlin'de polis yaklaşık 5 bin, örgütleyiciler 10 bin; Frankfurt'ta polis 8 bin, örgütleyiciler 10 bin katılımcı bildirdi. Hannover, Dresden, Köln, Hamburg, Münih ve başka kentlerde de binlerce genç yürüdü.
Göstericilerin ortak talepleri eğitim ve sağlık harcamalarının artırılması, ödenebilir konut kirası, hayat pahalılığıyla mücadele, iklimin korunması, sosyal kesintilerin durdurulması ve zorunlu askerlik düzenlemelerine karşı çıkılmasıydı.
Berlin'deki gösteride konuşan Gen Z regelt sözcüsü Kaja Schwab, gençlere çalıştıkları takdirde iyi bir hayat kurabileceklerinin söylendiğini, ancak artık yaşamlarını karşılamanın giderek zorlaştığını anlattı. Hükümetin askerlik planlarını da eleştirerek gençlerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olması gerektiğini vurguladı.
Girişimin sözcülerinden Veronika Dinter ise protestolar öncesinde gençlerin durumunu şöyle özetlemişti:
“Gençlerin yaşam koşulları güvencesiz. Buna rağmen sesimiz duyulmuyor.”
Eğitim sendikası: Sorun para yokluğu değil, kaynakların dağılımı
Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW), protestolardan önce yaptığı açıklamayla gençlerin eğitim taleplerini desteklediğini duyurdu.
GEW Başkanı Maike Finnern, bakımsız okul binaları, öğretmen açığı, ders iptalleri ve eğitim harcamalarındaki kesintilerin gençlerin devlete güvenini zayıflattığını söyledi.
“Eğitime yatırım yapın, genç kuşaktan tasarruf etmeyin.”
Finnern, federal hükümetin 500 milyar avroluk altyapı özel fonundan en az 130 milyar avronun kreşlere, okullara, üniversitelere ve mesleki eğitime ayrılmasını istedi.
GEW ayrıca yüksek gelir ve servetlerin kamu harcamalarının finansmanına daha fazla katılmasını, borç freni kurallarının değiştirilmesini ve öğrenci desteklerinin artırılmasını savunuyor.
Federal Eğitim Bakanı Karin Prien de gençlerin eğitim eleştirilerini haklı bulduğunu söyledi. Prien'e göre Almanya'da eğitim başarısı, hâlâ ailelerin toplumsal ve ekonomik konumuna çok fazla bağlı.
Bakan, mevcut hükümetin eğitim yatırımlarını ve öğrenci desteklerini artırmayı amaçladığını belirtirken, kuşaklar arasında yükün adil dağılımının da sağlanması gerektiğini savundu.
Frankfurt'taki çatışmalar gündemi değiştirdi
Ülke genelindeki gösterilerin büyük bölümü barışçıl geçti. Ancak Frankfurt'ta gösteri sırasında başlayan bazı çatışmalar, akşam saatlerinde giderek şiddetlendi.
Polis, başlangıçta yaklaşık 8 bin kişinin katıldığı yürüyüşü yanıcı maddelerin kullanılması, yüzlerin kapatılması ve polis görevlilerine yönelik saldırılar nedeniyle erken sonlandırdı.
Kent merkezinde polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı; taş ve yanıcı maddeler atıldı, mağazalar yağmalandı. Hessen İçişleri Bakanlığına göre Frankfurt'ta 100'den fazla polis yaralandı.
Köln ve Hamburg'da da gösterilerin ardından polisle çatışmalar çıktı.
Gen Z regelt örgütleyicileri şiddet olaylarından uzak durduklarını açıkladı. Girişimin düzenleyicilerinden Emma Hübner, WDR'ye yaptığı açıklamada 120 bin kişinin gösterilere katılmasını olumlu karşıladıklarını, ancak şiddetin gençlerin taleplerini gölgede bırakmasından üzüntü duyduğunu söyledi.
Hübner, hareketin barışçıl kalması ve tartışmanın yeniden gençlerin taleplerine yönelmesi gerektiğini vurguladı.
İçişleri Bakanlarından göçmenlere suçlama
Gösterilerden sonra şiddet olaylarına kimlerin karıştığı konusunda hükümet üyeleri arasında da tartışma çıktı.
Federal İçişleri Bakanı Hristiyan Sosyal Birlik'ten (CSU) Alexander Dobrindt, gösterilerin sonradan şiddete eğilimli sol gruplar ve kendi ifadesiyle “göçmen kaosçular” tarafından ele geçirildiğini iddia etti.
Hessen İçişleri Bakanı Hristiyan Demokrat Birlik'ten (CDU) Roman Poseck de şiddete katılan grupların büyük bölümünün "göçmen kökenli" olduğunu iddia etti.
Ancak bu değerlendirmelere Sosylay Demokrat (SPD) Savunma Bakanı Boris Pistorius karşı çıktı. Pistorius, “göçmen gruplar” ifadesinin kimleri kapsadığının belirsiz olduğunu, üçüncü kuşak Alman yurttaşların da bu tanıma girip girmediğinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Eğitim Bakanı Prien ise şiddet olaylarının nedenlerinin araştırılmasını isterken göçmen kökenli gençlerle ilgili toplumsal bütünleşme sorunlarının da tartışılabileceğini savundu.
Şiddet eylemlerinin sorumlularının kimlikleri ve örgütsel bağlantılarına ilişkin soruşturmalar henüz tamamlanmadı.
Hessen 20 Kasım gösterilerini yasaklamayı tartışıyor
Hessen İçişleri Bakanı Roman Poseck, 20 Kasım için hazırlanan yeni gösterilerin yapılmasına izin verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.
“Bu gösterilerin 20 Kasım'da bu şekilde yapılıp yapılamayacağına bakmak gerekiyor.”
Poseck, barışçıl toplanma hakkının anayasal güvence altında bulunduğunu kabul etmekle birlikte Frankfurt'taki olayların tekrarlanmasına izin verilmeyeceğini söyledi.
Bakan, gösterileri düzenleyenlerin katılımcıları kontrol altında tutamadığını savunarak benzer bir yürüyüşün Frankfurt'ta yeniden yapılmaması gerektiğini ileri sürdü.
Buna karşılık Goethe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Profesör Matthias Jahn, gösterilerin yasaklanmasının önünde yüksek hukuki engeller bulunduğunu hatırlattı.
Jahn, Hessenschau gazetesine yaptığı açıklamada, henüz gösterileri düzenleyenlere yöneltilebilecek somut bir suçlama bulunup bulunmadığının bile bilinmediğine dikkat çekti.
Üç hafta sonraki bir gösterinin bugünden yasaklanmasını tartışmanın, gençlerin tamamını olumsuz biçimde damgalayabileceğini belirtti.
Almanya Anayasa'sının 8. maddesi, barışçıl ve silahsız toplanma özgürlüğünü güvence altına alıyor. Gösterilere yönelik yasaklama veya sınırlamalar için somut tehlike gerekçeleri ve orantılılık koşulları aranıyor.
Dolayısıyla geçmişteki şiddet olayları, yeni bir gösterinin otomatik olarak yasaklanmasına hukuken yeterli sayılmıyor.
Gençler yeniden sokağa çıkacak
Hükümetin güvenlik önlemleri ve görüşme çağrıları, gençlik hareketinin yeni eylem hazırlıklarını durdurmadı.
Gen Z regelt, 2-6 Kasım haftasında okullarda ve üniversitelerde etkinlikler düzenlenmesini, 14 Kasım'daülke çapında yeni gösteriler yapılmasını ve 20 Kasım'da uluslararası gençlik grevine katılmayı planlıyor.
Federal Öğrenci Temsilcileri Konferansı (BSK) da 20 Kasım protestolarına katılım çağrısı yapıyor. Bununla birlikte BSK, Gen Z regelt girişiminin örgütsel yapısındaki belirsizlikler nedeniyle 31 Ekim gösterilerine destek vermemişti. İki örgütlenmenin yeni eylemleri birlikte hazırlayıp hazırlamayacağı da henüz açıklığa kavuşmuş değil.
Gençlik hareketinin yeniden örgütlenmesi, hükümetin sosyal ve ekonomik taleplere verdiği yanıt kadar, gösteri hakkına yönelik olası sınırlamalara ilişkin tutumuyla da şekillenecek.
(AEK)







