Berlin’de 20 Eylül seçimlerini oyların yüzde 25,7'sini alarak açık farkla kazanan Sol Parti (Die Linke) SPD ve Yeşillerle hükümet kurmaya hazırlanırken, karşısında hızla yükselen antisemitizm ve organize suçla ilişki barajını buldu.
Sol Parti başbakan adayı Elif Eralp, İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirinin antisemitizmden ayrılması gerektiğini söylerken, tartışmanın “araçsallaştırılmasına” karşı çıktı. Berlin Teknik Üniversitesi Antisemitizm Araştırmaları Merkezi Direktörü Stefanie Schüler-Springorum ise tartışmanın “abartıldığını” ve “Berlin’deki hükümet kuruluşunu etkilemenin de amaçlandığını” söyledi.
Buna karşın SPD ve Yeşiller, Sol Parti ile koalisyon için antisemitizme karşı açık ve bağlayıcı bir tutumu koşul olarak öne sürüyor. Tartışmaya İsrail’in Almanya Büyükelçisi Ron Prosor ve Almanya Yahudileri Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster de katılıp Sol Parti’nin yöneteceği bir Berlin hükümetine karşı olduklarını açıkladılar.
SPD ve Yeşiller iki koalisyon seçeneğinin de anahtarı
Geçici resmi sonuçlara göre Sol Parti yüzde 25,7 ile birinci olurken, CDU yüzde 18,8, AfD yüzde 16,3, Yeşiller yüzde 14,3 ve SPD yüzde 12,1 oy aldı. Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) yüzde 4,7 ile barajın altında kaldı.
Mevcut CDU-SPD hükümeti çoğunluğunu kaybetti. Ancak yeni parlamento aritmetiği iki ayrı üçlü koalisyon hükümeti seçeneğine olanak veriyor: Sol Parti-Yeşiller-SPD veya CDU-Yeşiller-SPD koalisyonları. Böylece seçimin kaybedenleri olan SPD ve Yeşiller kurulacak herhangi bir hükümetin anahtarı konumuna yükseldiler.
Sol Parti salı günü tercihini resmileştirdi ve SPD ile Yeşilleri ön görüşmelere çağırma kararı aldı. İki olası ortak ise görüşmeler öncesinde antisemitizm konusunu Sol Parti’nin açıklığa kavuşturması gereken bir mesele olarak ortaya atmayı tercih etti.
Eralp: İsrail eleştirisiyle antisemitizm ayrılmalı
Eralp, Federal Basın Merkezi’nde (Bundespressekonferenz) Sol Parti Eş Genel Başkanı Ines Schwerdtner ve Mecklenburg-Pomeranya adayı Simone Oldenburg ile düzenlediği basın toplantısında suçlamalara karşı çıktı:
“İsrail hükümetine yönelik eleştirinin araçsallaştırılmasına açıkça karşı çıkıyoruz. Ayrıca her türlü antisemitizme karşı çıkıyoruz. Bu iki konuyu birbirinden net bir şekilde ayırmaya devam etmek gerekiyor.”
Eralp, CDU’nun bu ayrımı yapmadığını ve bunun “büyük bir hata” olduğunu söyledi. Eralp seçim sonrasında tutumunu ayrıca “Antisemitizmin benimle hiçbir şansı yok” sözleriyle dile getirmişti.
SPD’nin başbakan adayı Steffen Krach ise Sol Parti’nin antisemitizm konusundaki tutumunun yalnızca parti yönetiminde değil, yeni parlamento grubunun bütününde de karşılık bulmasını istedi. Yeşillerin başbakan adayı Werner Graf da Sol Parti’nin kendi içindeki antisemitizm iddialarıyla “kararlı biçimde yüzleşmesi” gerektiğini söyledi.
Cem Özdemir'den Sol Parti'ye ultimatum
Federal Yeşiller Eş Başkanı Felix Banaszak, Sol Parti ve SPD ile hükümete açık olduğunu, bunu antisemitizme karşı açık bir taahhüt koşuluna bağlayarak açıkladı. Baden-Württemberg Başbakanı Cem Özdemir ise antisemitik tutum sergileyen Sol Parti üyelerinin gerekirse partiden çıkarılmasını, aksi halde Yeşillerin koalisyona girmemesini istedi.
İsrail Büyükelçisi de devrede
İsrail’in Almanya Büyükelçisi Ron Prosor, Sol Parti içindeki antisemitizmin münferit olaylardan ibaret olmadığını ve partinin yükselişinin Berlin’deki Yahudi toplumu için bir tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.
Almanya Yahudileri Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, SPD ve Yeşiller ile Sol Parti’nin yöneteceği hükümete katılmamaları çağrısında bulundu.
Berlin Sol Parti Eş Başkanı Kerstin Wolter suçlamaları reddederek İsrail’in var olma hakkı ile Yahudi yaşamının korunmasının partinin açık kararı olduğunu söyledi.
Remmo tartışması
Antisemitizm tartışmasına, seçim gecesi organize suçla ilişkilendirilen Mardinli Mıhallemi ailesi Remmoların önde gelenlerinden Issa Remmo’nun Sol Parti’nin Neukölln’deki seçim etkinliğinde görülmesi de karıştırıldı.
Elif Eralp, Remmo’nun etkinliğe davet edilmiş olmadığını ve fark edilince dışarı çıkarıldığını söyledi:
“Organize suçla hiçbir ilgimiz yok. Bununla mücadele ediyoruz.”
Neukölln Sol Parti örgütü de, Remmo ile siyasi veya kişisel bir ilişkisi olmadığını açıkladı. Hslen iddiayla ilgili doğrulanabilen olgu, Remmo’nun etkinliğe gelmiş olması. Bunun Sol Parti ile organize suç yapıları arasında bir ilişki bulunduğunu gösterdiğine ilişkin herhangi bir bağıntı ortaya konullmuş değil.
Bunun dışında, Sol Parti Federal Meclis üyesi Ferat Koçak’ın Remmo ailesinden bir kişiyle mesajlaştığının ortaya çıkması üzerine Koçak, davranışını bir hata olarak niteleyerek özür diledi. Parti yönetimi olayın açıklığa kavuşturulacağını bildirdi.
Antisemitizm araştırmacısı: Hükümet kuruluşunu etkileme amacı var
Sol Parti üzerindeki baskılar artarken Berlin Teknik Üniversitesi Antisemitizm Araştırmaları Merkezi Direktörü Stefanie Schüler-Springorum’dan tartışma eksenine yönelik dikkat çekici bir itiraz geldi.
Schüler-Springorum, tartışmayı “abartılı” bulduğunu, antisemitizmin yalnız Sol Parti’ye özgü olmadığını söyledi ve Eralp’in daha önce açıkladığı beş maddelik antisemitizmle mücadele programını ikna edici bulduğunu belirtti:
“Burada, açıkça Berlin’deki hükümet kuruluşunu etkilemenin de amaçlandığı abartılı bir tartışma görüyorum.”
Schüler-Springorum, antisemitizm ile İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirinin birbirinden ayrılması gerektiğini ve antisemitizm kavramının siyasi amaçlarla kullanılmasının tehlikeli olduğunu söyledi.
Arkada yatan neden: Konutların kamulaştırılması
Antisemitizm tartışmasıyla gölgelenen olası Sol Parti-SPD-Yeşiller hükümeti kapsamında temel program anlaşmazlıkları arasında büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması da var.
Eralp, seçim kampanyasının başına kiraları ve konut sorununu yerleştirmişti. Sol parti Başbakan adayı seçim zaferinin ardından, 2021 referandumunda Berlinlilerin oylarıyla kabul edilen büyük özel konut şirketlerinin kamulaştırılması hedefinden geri adım atmayacağını açıkladı.
SPD ise kamulaştırmaya karşı, Yeşiller buna daha açıklar. SPD’li Krach seçimden sonra konunun koalisyon görüşmelerinde müzakere edilebileceğini söyledi.
Olası SPD-Yeşiller-Sol hükümetinin karşısında iki ayrı çatışma ekseni var: Antisemitizm ve İsrail-Filistin politikası konusundaki güvensizlik ve konut mülkiyeti, kiralar ve sosyal politika konusundaki program ayrılığı.
CDU seçimi kaybetmiş olsa da hükümette kalabilir
CDU seçimde 9,5 puan kaybederek yüzde 18,8’e geriledi ve Sol Parti’nin yaklaşık yedi puan gerisinde kaldı. SPD, yüzde 12,1 ile Berlin’de tarihinin en düşük sonucunu elde etti. Buna rağmen, karşılıklı federal hükümet koalisyonunun iki ortağının Berlin'de Yeşiller'in katılmasıyla çoğunluğu sağlayacak bir hükümet kurmasının önünde aritmetik bir engel yok. Ancak bu, Sol Parti ile görüşmelerin sonuçsuz kalması durumunda devreye girebilecek gerçek bir alternatif.
Sol Parti ilk hamlesini yaptı: SPD ve Yeşillerle görüşmek istediğini açıkladı. Eralp hem Berlin hükümetinin başına geçme iddiasını hem de büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması hedefini sürdürüyor. Seçim gecesi ortaya çıkan “Sol ağırlıklı üçlü koalisyon" tablosu görelileşti. Yerini daha sert ve açık uçlu bir koalisyon mücadelesi aldı.
(AEK)



