Berlin’de 150’yi aşkın Yahudi, Sol Parti’nin (Die Linke) 20 Eylül eyalet seçimlerini kazanmasının ardından partiyi Yahudiler için bir güvenlik tehdidi olarak gösteren sağcı açıklamalar karşısında ortak imzalı bir mektupla sürece müdahale etti.
“Sosyal ve güvenli bir kent için” başlıklı metnin imzacıları, Almanya'da süregiden tartışmalar dolayısıyla Sol Parti’de "antisemitizm" bulunamayacağını ileri sürmüyor; antisemitizmin toplumun bütün kesimlerinde var olduğunu belirtiyor, buna kjarşılık partinin sürekli olarak Yahudi güvenliğinin başlıca tehdidi gibi gösterilmesini “sinik siyasi araçsallaştırma” diye niteliyor. Mektup, İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirinin antisemitizmle özdeşleştirilmesine de karşı çıkıyor.
Mektup tam da Berlin’de seçim sonucunun bir koalisyon tartışmasına dönüştüğü sırada yayımlandı. Almanya Yahudileri Merkez Konseyi (Zentralrat der Juden in Deutschland) Başkanı Josef Schuster, seçim gecesinden başlayarak Sol Parti’nin kampanyasında “antisemitik sınır ihlalleri” yaşandığını savundu; SPD ve Yeşillere Sol Parti’yi Kızıl Belediye Sarayı’na taşımama çağrısı yaptı ve tersine bir kararın “Yahudi yaşamını” tehlikeye atacağını söyledi. Seçimden önce Yahudi-Alman Değerler İnisiyatifi de CDU, SPD ve Yeşillerin Sol Parti’yle koalisyonu dışlamasını istemiş, AfD’ye karşı kullanılan “yangın duvarı” ilkesinin siyasi yön ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiğini savunmuştu.
150’yi aşkın Berlinli Yahudinin müdahalesi bu bağlamda Sol Parti’yi savunan bir açık mektup olarak değil; “Yahudilerin güvenliği” adına koalisyon tartışmasına taşınan siyasi sonucun Yahudiler arasında ortaklaşa kabul edilmediğini gösteren bir karşı çıkış olarak sürece ışık tutuyor.
Almanya Yahudileri Merkez Konseyi, ülke çapındaki Yahudi cemaatlerinin en önemli çatı örgütü olarak çok daha büyük bir kurumsal temsil ağırlığına sahip. Buna karşılık açık mektubun imzacıları bir kurum adına değil, Berlin’de yaşayan Yahudi bireyler olarak konuşuyorlar ve bu farklılığı daha ilk cümlede özellikle belirtiyorlar: farklı çevrelerden geldiklerini, farklı sinagoglarda ibadet ettiklerini ya da hiç etmediklerini ve farklı partilere oy verdiklerini söylüyorlar. Dolayısıyla mektubun ağırlığı, Merkez Konseyi’ne alternatif bir “temsil kurumu” olmasından değil, Yahudi toplumunun siyasi açıdan tek sesli olmadığını görünür kılmasından geliyor.
Müdahalenin zamanlaması da ağırlığını artırıyor: Mektup, Sol Parti’nin antisemitizmi tartışmasının artık yalnız parti içindeki İsrail-Filistin gerilimine dair görüşlerle değil, doğrudan Berlin’i yönetmeye ehil olup olmadığıyla ilişkilendirildiği seçim sonrası günlerde yayımlandı. Üstelik aynı gün antisemitizm araştırmalarının Almanya’daki en tanınmış isimlerinden Wolfgang Benz de “Sol Parti antisemitik değildir” diyerek Berlinli Yahudilerin güvenliğinin Sol Parti tarafından tehdit edilmediğini söyleyerek ileri çıktı. Böylece seçim sonrasında “Yahudilerin güvenliği” adına Sol Parti’nin hükümetten uzak tutulmasını isteyen kurumsal açıklamaların karşısına, birbirinden bağımsız iki itiraz çıkmış oldu: 150’den fazla Yahudi Berlinlinin siyasi itirazı ve antisemitizmin tanımına ilişkin Benz’in uzman itirazı.
İmzacılar kimler?
İmza listesinin bileşimi de mektubun iddiasıyla uyumlu: Tek bir cemaatin, siyasi çevrenin ya da meslek grubunun bildirisi değil.
İmzacılar arasında yazar ve eski PEN Berlin Başkanı Eva Menasse, Unorthodox kitabıyla tanınan yazar ve yayıncı Deborah Feldman, filozof ve Potsdam Einstein Forumu Direktörü Susan Neiman, yazar Esther Dischereit, yazar Irene Dische, müzisyen Merrill Nisker (Peaches), film yönetmeni Udi Aloni, uluslararası hukukçu Itamar Mann, tarihçiler Adam Raz ve Ben Miller, siyaset bilimci Emilia Zenzile Roig, sosyal bilimci ve antisemitizm konusunda kurum danışmanı Vered Berman, yazar Hila Amit, yazar ve yayıncı Tomer Dotan-Dreyfus, film yapımcısı-yazar Michelle Bernstein ve Barack Obama’nın eski video yapımcısı Arun Chaudhary bulunuyor. İmza listesi akademisyenlerden sanatçılara, yazarlardan öğretmenlere, kültür çalışanlarından teknoloji alanında çalışanlara kadar genişliyor.
Farklılık yalnız mesleki değil. Mektubun imzacıları kendilerini özellikle farklı toplumsal çevrelerden, farklı siyasal tercihlerden ve farklı dinsel ilişkilerden gelen Berlinli Yahudiler olarak tanımlıyor: Kimi farklı sinagoglarda ibadet ediyor, kimi hiçbir sinagoga gitmiyor. Listede kadınlar ve erkekler, Almanya’da doğmuş Yahudilerle başka ülkelerden Berlin’e yerleşmiş Yahudiler, İsrail kökenliler ve farklı kuşaklardan insanlar yan yana. Bu bileşim, mektuba Almanya Yahudileri Merkez Konseyi’ninki gibi kurumsal bir temsil yetkisi vermese de tam ters yönden onun eşit bir ağırlık oluşturuyor: “Yahudiler böyle düşünüyor” imasıyla orta atılan tek Yahudilik iddiasının karşısına, Yahudi yaşamının kendi içindeki dinsel, kültürel ve siyasi çoğulluğu çıkarıyor.
* * *
Berlinli Yahudilerden
sosyal ve güvenli bir kent için açık mektupBerlin, seçimin ertesi günü
Biz Berlinli Yahudileriz ve farklı çevrelerden geliyoruz; farklı sinagoglarda ibadet ediyoruz ya da hiçbirinde etmiyoruz; farklı partilere oy veriyoruz. Bu mektubu yazmamızın nedeni geçtiğimiz haftalarda aynı iddiayı tekrar tekrar duymuş olmamız: Die Linke'nin Yahudiler için tehlikeli olduğu ve onun katılacağı bir koalisyonun cemaatlerimiz için güvenlik riski oluşturacağı söyleniyor.
Biz bu değerlendirmeye karşı çıkıyoruz. Kaygıları küçümsediğimiz için değil; tam tersine, onları slogan haline gelmiş uyarılardan çok daha ciddiye aldığımız için.
Almanya'nın dört bir yanında kısmen açıkça faşist bir partinin iktidara yürüdüğü bir dönemde, geniş kitlelere ulaşan büyük medya kuruluşları ve kendi Yahudi toplumumuzun önemli kesimleri, Yahudilerin güvenliği açısından en büyük tehlikenin Die Linke olduğu izlenimini vermeye devam ederek sorumluluklarından kaçmış oluyorlar.
Her türlü hınç ve önyargı gibi antisemitizm de toplumun çok farklı kesimlerinde ortaya çıkıyor.
Ve diğer grup düşmanlığı biçimleri gibi antisemitizm de, aşırı sağcı ideolojiyle ve zaman zaman sokaklarımızda kendisini şiddetle dışa vuran antidemokratik eğilim ve çatışmalarla birleştiği yerde en tehlikeli halini alıyor.
Tam da bu esnada Die Linke’nin sürekli antisemitizmle suçlanması, antisemitizmi sinikçe siyasi bir araca dönüştürmekle kalmıyor; İsrail’in politikalarına yönelik neredeyse her eleştirinin antisemitizmle bir tutulmasına da yol açıyor.
Sel halini alan bu suçlamalar, farklı görüşleri bastırmayı ve uluslararası hukuku aşındırmayı amaçlıyor. Antisemitizmin her yerde yükseldiği bir ortamda demokratik bir sol partiyi özellikle hedef seçmek, tarafsız bir gözlemde bulunmak değildir; dikkati dağıtmak ve başka yöne çevirmek için kullanılan siyasal bir araçtır.
Bizi en az bunun kadar ilgilendiren bir başka mesele de, bizim —ve bütün Berlinlilerin— önümüzdeki beş yıl boyunca bu kentte nasıl yaşayacağımızdır.
Yükselen kiralar diğer herkes gibi Yahudi aileleri de etkiliyor. Güvencesiz çalışma, aşırı yük altındaki okullar, sınırına dayanmış bir sağlık sistemi, derinleşen toplumsal bölünme — bütün bunlar Yahudi düşmanlığını da besleyen toplumsal gerilimlere yol açıyor.
Toplumsal sorunları görmezden gelenler, alanı daima işe günah keçisi aramakla başlayanlara terk ederler.
Karşılanabilir kiraları güvence altına alan, kamusal hizmetleri güçlendiren ve toplumsal eşitsizliği hissedilir ölçüde azaltan bir kent yönetimi, toplumsal bütünlüğe —dolayısıyla bizim güvenliğimize de— demokratik bir partiyi dışlamaktan çok daha fazla hizmet eder.
Bu nedenle diyoruz ki: Bu kent için de, biz Yahudiler açısından da en iyisi açıkça, bugün acilen ihtiyaç duyulan sosyoekonomik programı ciddiye alan bir koalisyonun işbaşına gelmesidir.
Bunu Die Linke'nin ya da başka herhangi bir partinin bütün görüşlerini paylaştığımız için söylemiyoruz, çünkü paylaşmıyoruz ve gerekli gördüğümüz her yerde eleştirel tutumumuzu sürdüreceğiz.
Bunu söylüyoruz, çünkü Die Linke-SPD-Yeşiller koalisyonu, toplumsal gerilimlerin maddi nedenlerinin üzerine gidebilecek güce sahip olacaktır, statükonun devamı ya da sağa kayış ise bu gerilimleri yalnızca daha da artıracaktır.
Geleceğin yönetici belediye başkanından ve koalisyon ortaklarından iki şey istiyoruz:
Güvenliğimizi, güvenliğimizden başka bir şey olarak görmeyin: Bu, kırmızı çizgimizdir; propaganda amacıyla kullanılabilecek sinik bir oyuncak değildir.Ve toplumsal ihtiyaçlarımızı da bütün öteki Berlinlilerin ihtiyaçları kadar ciddiye alın.
Bu ikisi birbirinden ayrılamaz.
Daha adil bir kent, bizim de daha güvenli yaşayacağımız bir kent olacak.
Sosyal ve güvenli bir kent için Berlinli Yahudiler
İlk imzacılar:
Nimrod Adam (teknoloji uzmanı), Udi Aloni (sinemacı), Hila Amit (yazar), Nadav Avruch, David Bakum, Gal Bar Nisan, Raz Bdv, Susanne Beer, Eliana Ben-David, Gilad BenDavid, Vered Berman (Alice Salomon Yüksekokulu antisemitizm irtibat sorumlusu), Dr. Sanders Isaac Bernstein, Michelle Bernstein (Yidiş uzmanı, sinemacı, yazar), Raquel Elena Blum, Jacob Blumenfeld, Assaf Bondy, Julia Bosson (The Diasporist genel yayın yönetmeni), Micah Brashear (öğretmen), Amos Brison, Dalia Castel, Arun Chaudhary (Barack Obama'nın eski videografı), Gal Chen (analist), Jordan Coll, Ben Cruchley (müzisyen), Irene Dische, Emily Dische-Becker, Esther Dischereit (yazar), Guli Dolev-Hashiloni, Tomer Dotan-Dreyfus (yazar ve yayıncı), Danit Dottan, Nika Dubrovsky (David Graeber Enstitüsü Direktörü), Michael Dunajevsky, Walter Einat, Max Elias, Debby Farber (küratör ve araştırmacı), Deborah Feldman (yazar ve yayıncı), Dr. Noa Feldman, Orsolya Ferenczi, Nimrod Flaschenberg (Barış İçin İsrailliler), Ruth Fruchtman (yazar), Dr. Yael Gaulan, Tom Givol, Dr. Michal Givoni, Harry Glass (Berlin Atonal İcra Direktörü), Milena Glimbovski (girişimci ve yazar), Maya Gorkin, Scott Grabell (varyete sanatçısı), Dr. Shany Grossman, Assaf Gruber (sanatçı ve sinemacı), Nia Grünberg, Maya Guttmann, Karen Emma Haber (yazar), Michal Halevy, Gali Har-Gil, Camille Hausken-Brates, Iris Hefets (psikanalist), Naomi Heimann, Rafael Heimann, Rotem Heyman, Alma Itzhaky (sanatçı), Hori Izhaki, Sarah Milena Jochwed, Michal Kaiser-Livne (psikanalist), Noy Avinoam Katsman, Dr. Jordan D. Klein, Sonja Knüppel, Oded Korach, Omer Krieger (sanatçı), Na’ama Landau, Josef Laor, Jacob Lefton, Shay Lerner, Avisar Alon Lev, Naomi Levari, Nadine Levin, Dr. Romm Lewkowicz (Max Planck Enstitüsü araştırmacısı), Eyal Li, Shelly Lieber, Rapha Linden (yazar), Adi Liraz, Shoshana London Sappir, Dr. Jossef Loss, Avital Lutzky (eğitimci), Itamar Mann, Naomi Mark, Dr. Asher J. Mattern (haham), Eva Menasse (yazar), Yael Merlini (öğretmen), Dr. Ben Miller (tarihçi, yazar; Schwules Museum yönetim kurulu üyesi), Yonatan Miller (sendikacı), Elya Milner, Irit Mogilevsky, Laura Moser (yazar), Irit Naaman (öğretmen), Etay Naor, Prof. Susan Neiman (Einstein Forum Onursal Direktörü, New York Üniversitesi kıdemli araştırmacısı), Merrill Nisker/Peaches (müzisyen), Noki Olchovsky, Eli Osheorff, Shlomo Owen, Jonathan Peaceman (serbest gazeteci), Noam Perry, Einat Podjarny, Avraham Ramati, Tamar Raphael (yazar ve öğretmen), Adam Raz (tarihçi), Prof. Dr. Fanny-Michaela Reisin, Theresia Rexeisen, Emilia Zenzile Roig (yazar), Ron Rothschild, Robert Rotifer (gazeteci ve müzisyen), Ryan Ruby (yazar), Gaia Saati, Dror Sadot, Alon Sahar (Staatsräson Monitor kurucusu), Ravit Sandler Jaffe, Naftali Sappir, Michael Sappir (yazar), Tali Schaefer, Eran Schaerf (sanatçı), Feli Schuler (öğrenci), Ben Schuman-Stoler (Kollo Media kurucusu, HEIST kurucu yayıncısı), Charlotte Sebes, Jonathan Shamir, Nil Shani, Mati Shemeolof (yazar), Or Shemesh, Milan Shiff, Gil Shohat (tarihçi ve siyasal eğitimci), Sonia Simmenauer, Walter Solon (sanatçı ve sinemacı), Lili Sommerfeld (müzisyen), Nirit Sommerfeld, Jacob Sperber (halkla ilişkiler), Shaked Spier, Maya Steinberg (sinemacı), Adina Stern, Lilli Stern, Maayan Strauss, Eliad Vagner, Dr. Katharina Verleger, Joel Vogel (sanatçı), Emily Weingarten (sosyal hizmet uzmanı), Laura Weiss (hekim), Yehudit Yinhar (sanatçı), Dr. Or Yizhar, Dr. Kim Yuval, Lili Zahavi (yönetmen), Roni Zahavi-Brunner, Roy Zinger (pazarlama uzmanı).
(AEK)

