PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, dün (1 Şubat) Rûdaw’dan Dilbixwîn Dara’nın sorularını yanıtladı.
Xelîl, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam arasında 30 Ocak’ta varılan askeri ve idari entegrasyona ilişkin nihai anlaşmanın kapsamını ve bunun Türkiye’deki çözüm sürecine olası etkilerini değerlendirdi.
“Özerk kimliğimizi koruyarak Şam ile birlikte çalışacağız”
Türkiye ile aralarında doğrudan görüşmeler yürütüldüğünü belirten ve PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulunduklarını da kaydeden Xelîl’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Rojava gerçeğini, tüm bileşenleri ve hakikatleriyle zaten hiç kimse inkâr edemez ve yok edemez. Ama biz Suriye’den, Şam’dan ayrı değiliz. Bir yandan kendi özerk kimliğimizi koruyarak, diğer yandan Şam ile birlikte çalışacağız.”
“Başkan Apo 27 Şubat’ta bir sürece başlayıp barış ve demokratik toplum için bir çağrı yaptıktan sonra, Türklerin tutumu yavaş yavaş değişmeye başladı. Çünkü bir süreç başlamış durumda, onlar da bazı şeyleri gözden geçirmek zorundalar. Yani bölge değişime gidiyor. İsrail’in durumu değişiyor, Lübnan’ın durumu değişiyor, Irak’ın durumu değişiyor, Suriye’nin durumu değişti, İran’ın durumu gündemde ve hem Kürtlerin hem de Kürt hareketinin Türklere karşı durumu ve bazı faktörler değişiyor. İnanıyorum ki Türkler bu sürecin bozulmaması için, o eski tarzdaki düşmanlığı istemiyor. Biz de kendi tarafımızdan şunu biliyoruz: Biz Şam ile, Amerika ile Fransa ile bölge devletleri ve diğerleriyle ne kadar anlaşma ve uzlaşma yaparsak yapalım; eğer Türkiye razı olmazsa bazı şeyler yarım kalacaktır. Bu yüzden her iki taraf da birbirini tamamlayan bir bakış açısıyla, aramızdaki o düşmanlık ruhunu ortadan kaldırmaya çalıştık.”

SDG ile Şam anlaştı: Üç tugaydan oluşan askeri tümen kurulacak
“Entegrasyon nasıl sağlanacak?”
“Şam’dakiler de eğer gerçekten huzur istiyorlarsa ve savaş ile çatışmaların tekrar çıkmamasını istiyorlarsa Kürt meselesini, Kürt davasını ele almak zorundadırlar. Şu an yapılan bu anlaşmanın amacı sadece bir ateşkesin sağlanması ve bölünmenin ortadan kalkması için entegrasyon konusunu gerçekleştirmektir; ama bu Kürt davasının çözüldüğü anlamına gelmez. Kürt heyetinin önümüzdeki dönemdeki görevi, esas görev olacaktır ve buna göre hareket etmeliyiz.”
“Şimdi, şu ana kadar uzlaşılan konu; mevcut diplomaların, özellikle 2014’ten bu yana -yani özerk sürecin oluşumundan bu yana- olanların hepsinin kabul edildiğidir. ‘Tamam’ dediler. Bundan sonrası nasıl olacak? Bu konu, Eğitim’den bir komisyon ile Bakanlık’tan bir komisyonun birlikte oturup bu verileri tartışmasına bağlıdır.”
“Anlaşmaya göre bu kuşatma kalkmadan entegrasyon adımları da gerçekleşmez. Mesela entegrasyonun gerçekleşmesi için Şam’dan bazı kişilerin, bir grubun gelmesi lazım. Bir grup Kobanî’ye, bir grup Haseke’ye, bir grup Kamışlo’ya gitmeli. O güvenlik kareleri, rejimin eskiden içinde olduğu o güvenlik yerleri için... Bu işin koordinasyonunu yapmak ve yürütmek için bazı grupları gelecek. Yani entegrasyon nasıl sağlanacak... Entegrasyon bir günlük iş değildir, bir ay sürer. Bu bir ay içinde hazırlıkları yapılır.”
Söyleşinin tamamını okumak ve izlemek için tıklayın. (TY)










