AİHM Büyük Dairesi’nin Kavala kararı neden bir hukuk dönüm noktası?
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Osman Kavala hakkında verdiği Kavala/Türkiye (No. 2) kararına dair X hesabından detaylı bir değerlendirme yayımladı.
AİHM Büyük Daire’den ikinci Kavala kararı: “Derhal serbest bırakılmalı”
AİHM Büyük Daire’nin Osman Kavala/Türkiye (No. 2) kararının geniş hukuki özeti
Kararın Türkiye’deki güncel hukuki krizlerin neredeyse tamamına doğrudan yanıt verdiğini vurgulayan Şirin, bu metnin önümüzdeki yıllarda hem hukuk çevrelerinde hem de siyasette en çok konuşulacak belgelerden biri olacağını öngörüyor.
Osman Kavala (2) kararı Türkiye'nin güncel hukuki sorunlarının çoğuna toplu olarak yanıt niteliğinde. Uzun yıllar literatürde ve siyasette konuşulacak bir karar bu.
— Tolga Şirin (@tolgashirin) August 25, 2026
Notlarımı, on başlıkta, sıcağı sıcağına paylaşayım:
1-) Kararda özellikle dikkat çeken hususlardan biri, AYM… https://t.co/ZJn91TlTJG
Kararın en çarpıcı detaylarından biri, AİHM’in iç hukuk yollarının tükenmesini şart koşmaması. Türkiye’nin, Kavala’nın iki başvurusunun Anayasa Mahkemesi (AYM) gündeminde derdest olduğuna dair itirazı AİHM tarafından kabul görmedi. 8,5 yılı aşan tutukluluk süresini ve AYM’deki dosyaların yıllardır sonuçlandırılmamasını “aşırı” bulan mahkeme, başvurucudan daha fazla beklemesinin istenemeyeceğine hükmetti.
Şirin, bu adımın arkasında alt derece mahkemelerinin AYM’ye karşı gösterdiği direncin yattığına dikkat çekiyor. AİHM, Can Atalay ve Tayfun Kahraman dosyalarında ihlal kararlarına rağmen tahliye kararlarının uygulanmamasını referans göstererek, Türkiye’de bireysel başvuru mekanizmasının artık pratik bir etkililiğinin kalmadığı sonucuna vardı.
“Umut Hakkı” ve ağırlaştırılmış müebbet
AİHM, Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını doğrudan insan hakları ihlali olarak nitelendirdi. İnfaz rejiminde cezanın ileride gözden geçirilmesine veya koşullu salıverilmeye imkân tanıyan bir mekanizmanın bulunmayışı, Sözleşme’nin 3. maddesinde yer alan "işkence ve insanlık dışı muamele yasağı" ile çelişti. Şirin, bu tespitin Türkiye’deki "umut hakkı" tartışmalarını yeniden ve daha güçlü bir şekilde ateşleyeceğini savunuyor.
Siyasi saik ve sivil topluma gözdağı
Kavala hakkındaki tutuklama ve mahkûmiyet süreçlerinin asıl gayesinin sivil toplumu baskılamak olduğu kararla bir kez daha tescillendi.
AİHM, işlemlerin arkasındaki temel itici gücün insan hakları faaliyetlerini cezalandırmak ve diğer hak savunucularına gözdağı vermek olduğunu belirterek 18. maddenin ihlal edildiğine karar verdi.
Şirin bu durumu, yargı yetkisinin açıkça saptırılması ve sürece politik müdahalede bulunulması olarak tanımlıyor.
“Adaletin açıkça inkârı”
AİHM, 25 Nisan 2022 sonrası kesinleşen mahkûmiyet sürecini kişi özgürlüğü ve güvenliği kapsamında inceledi. Ağırlaştırılmış müebbet kararının adil yargılanma hakkının en temel esasları yok sayılarak verildiği tespiti yapılırken, yaşanan yargılama süreci doğrudan “adaletin açıkça inkârı” şeklinde kayıtlara geçti.
(EMK)