“Kent uzlaşısı” davasında tutuksuz yargılanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Silivri’de görülen duruşmada dördüncü kez mahkeme karşısına çıktı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme heyeti kararını açıkladı ve Ahmet Özer’e 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi.
“Kent uzlaşısı” soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılanan Özer, 30 Ekim 2024’te tutuklanmış, daha sonra görülen duruşmada tahliye edilmişti. Son duruşmada savunmasını tutuksuz olarak yapan Özer, kendisine yöneltilen suçlamaların tamamını reddetti ve beraatini talep etti.

Ahmet Özer’e ‘kent uzlaşısı’ndan ceza talebi: "Sürecin ruhuna aykırı"

Ahmet Özer’e ‘kent uzlaşısı’ davasından tahliye kararı
Duruşmada kapsamlı bir savunma yapan Ahmet Özer, kendisine yöneltilen “örgüt üyeliği” suçlamasını baştan sona reddetti.
Suçlamaların dayanaksız olduğunu savunan Özer, iddianamenin büyük ölçüde gizli tanık beyanlarına dayandığını, bu beyanların ise maddi gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti. Dosyada yer alan delillerin hiçbirinin örgüt üyeliği suçunu ispatlamaya elverişli olmadığını vurgulayan Özer, “Bu iddialar bırakın suç isnadını, basit bir şüphe dahi oluşturmuyor” dedi.
Savunmasında akademik ve siyasal geçmişine geniş yer veren Özer, 35 yılı aşan akademik kariyeri boyunca barış, insan hakları ve birlikte yaşama fikrini savunduğunu belirtti. Hayatı boyunca herhangi bir terör örgütüyle bağının olmadığını söyleyen Özer, isminin terörle yan yana anılmasını kabul edilemez bulduğunu ifade ederek, “Benim bir terör örgütüne üye olmam bir yana, ismimin böyle bir yapıyla birlikte anılması dahi olanaksızdır” dedi.
Tutuklu kaldığı süreye de değinen Özer, yaklaşık 255 gün boyunca özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, bu sürecin kendisi açısından ağır bir hak ihlali olduğunu dile getirdi. Tutukluluğun, somut delillere değil soyut ve varsayımsal iddialara dayandığını savunan Özer, soruşturma sürecinde konut dokunulmazlığının ihlal edildiğini ve dijital materyallerine el konulduğunu belirtti. Daha sorgu hâkimliğine çıkmadan kayyum tartışmalarının kamuoyuna yansımasını da eleştiren Özer, bunun soruşturmanın yaklaşımına dair önemli bir gösterge olduğunu söyledi.
Özer, savunmasında dosyada yer alan telefon görüşmeleri, para transferleri ve sosyal ilişkilerin bağlamından koparılarak suç unsuru gibi gösterildiğini söyledi.
Kardeşine gönderdiği kurban parasının dahi dosyada şüpheli işlem olarak yer almasına tepki gösteren Özer, birçok akademisyen, siyasetçi ve kamu görevlisiyle yaptığı görüşmelerin suçlama konusu haline getirildiğini söyledi. Buna karşın devlet yetkilileriyle gerçekleştirdiği resmi temasların dosyada yer almamasını eleştirdi.
Barış sürecine ilişkin görüşlerini de ayrıntılı şekilde dile getiren Ahmet Özer, hayatı boyunca şiddetin karşısında durduğunu ve barışın savunucusu olduğunu söyledi. Tahliye edildikten sonra da Türkiye’de barış umudunun güçlenmesi için düşünsel katkı sunmaya çalıştığını ifade eden Özer, çözüm sürecine dair görüşlerini dile getirmenin suçlama konusu yapılmasını eleştirdi. “Barışı savunmak suçsa, ben bu suçu işlemeye devam edeceğim” ifadelerini kullanan Özer, yargının barış ve toplumsal huzur açısından kritik bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Ahmet Özer kimdir?
Beşiktaş İddianamesi
Savunmasının sonunda mahkeme heyetine seslenen Özer, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tanık anlatımlarının suçlamaları çürüttüğünü belirterek beraatini ve hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti. “Adaletin ve vicdanın sesine kulak verilmesini istiyorum” diyen Özer, suçsuzluğunun yargı kararıyla tescil edileceğine olan inancını dile getirdi.
Duruşmayı CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve çok sayıda partili de izledi.
Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, yargılama boyunca toplanan delillerin suçlamaların mesnetsizliğini ortaya koyduğunu belirterek beraat beklediklerini ifade etmişti.
Öte yandan Ahmet Özer’in adı, kamuoyunda “Beşiktaş İddianamesi” olarak bilinen ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasını içeren başka bir dosyada da geçiyor. Bu kapsamda da tutuksuz yargılanacak olan Özer’in söz konusu davadaki ilk duruşmasının Silivri’de yapılması planlanıyor.
“Bu karar Kürt kimliğine yönelmiş bir saldırıdır”
Mahkeme çıkışında konuşan Şeraf Özer, duruşma salonuna beraat beklentisiyle girdiklerini belirterek, “Bu davanın siyasi olduğunu hepimiz biliyorduk. Dosyadaki absürt iddiaları, çelişkileri ve yanlışları aylarca anlattık. Vicdana seslendik. Ama bugün vicdan sınıfta kalmadı, öldü” dedi.
“Bugün Ahmet Özer aleyhine bir karar verilmedi; bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan her bir vatandaşın hukuk güvenliğinin ne durumda olduğu gösterildi” diyen Özer, “Biz adaleti mahkeme salonlarında bulamayacaksak nerede bulacağız? Bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?” diye sordu.
Şeraf Özer, kararın Kürt kimliğine yönelik olduğunu vurgulayarak, “İçime öyle bir ateş, öyle bir öfke kattınız ki, Kürt kimliğine yapılan bu saldırı karşısında hayatım boyunca hak, hukuk ve adalet mücadelesini sürdüreceğim” dedi.
Ahmet Özer’in Esenyurt Belediye Başkanı olmasaydı böyle bir karar çıkıp çıkmayacağını soran Özer, “Biz neyle mücadele ediyoruz? Eğer bu mahkeme salonlarında trajikomik kararlar alınacaksa, biz niye savunma yapıyoruz, niye bu cübbeleri giyiyoruz?” ifadelerini kullandı.
“375 gün hapis, tek bir delil yok”
Babası Ahmet Özer’in 375 gün cezaevinde tutulduğunu hatırlatan Şeraf Özer, “Onun CV’sinin onda birine sahip olmayan insanlar babam hakkında cellatça konuştu. Haysiyetimiz, kişilik haklarımız, anayasal haklarımız yok sayıldı” dedi.
Ahmet Özer’in tahliyesinin ardından barış sürecine katkı sunmak amacıyla yaptığı görüşmelere dikkat çeken Özer, şu soruyu yöneltti:
“Eğer Ahmet Özer terör örgütü üyesiyse, bu devletin en üst seviyesindeki yetkililer bir terör örgütü üyesiyle mi görüştü? TBMM Başkanı, bir terör örgütü üyesinden rapor mu aldı?”
“Ahmet Özer’den örgüt üyesi çıkartamazsınız”
Konuşmasının en çarpıcı bölümünde Şeraf Özer, babasının akademik kimliğine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Ben bu isyanı sadece babam adına değil, geleceğimiz adına veriyorum. Hukukun olmadığı bir ülkede hiçbir şey konuşamayız. Ahmet Özer’den bir örgüt üyesi çıkartamazsınız. O bir bilim insanıdır, bir akademisyendir, bu ülkenin değeridir.”
Babasıyla cezaevinde yaşadığı bir anıyı da paylaşan Özer, “Babam bana şunu söyledi: Hayatta önemli insanlar vardır, bir de değerli insanlar. Bazıları koltuklarıyla önemlidir, koltuk gidince hiçbir şey kalmaz. Ama bazı insanlar makamdan bağımsız olarak değerlidir. Babam bir pırlantadır” dedi.
“Bu dosyada bugün mahkeme karar verdi ama kamuoyu vicdanında bu dava sınıfta kalmıştır” ifadelerini kullanan Özer, istinaf yoluna başvuracaklarını ve mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
“Bu bir hukuk faciasıdır”
Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz ise kararın ardından yaptığı açıklamada, verilen hapis cezasını “hukuk faciası” olarak nitelendirdi.
Ersöz, “Dosyadaki tüm deliller Ahmet Özer’in masum olduğunu gösteriyordu. Üstelik bu deliller savunma tarafından değil, bizzat mahkeme tarafından toplanmıştı. Aleyhe tek bir delil bile yokken mahkûmiyet kararı verilmiştir” dedi.
Mahkemenin beraat kararı vermesi gerekirken mahkûmiyet verdiğini belirten Ersöz, “Bu kararın hukuka inanan hiçbir yurttaş tarafından kabul edilemeyeceğini düşünüyorum” diye konuştu.
“Hukuk tarihine kara bir gün”
Ersöz, bugüne kadar meslek hayatında bu kadar lehe delil varken verilen bir mahkûmiyet görmediğini vurgulayarak, “Bu karar, yargılamanın siyasi olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Siyasetin olduğu yerde hukuk olmaz” dedi.
Kararın kamu vicdanını yaraladığını ifade eden Ersöz, “Bugün verilen karar, hukuk tarihine kara bir gün olarak geçmiştir. Bu, bir belediye başkanının görevine dönmemesi için verilen siyasi bir karardır” diye konuştu.
Ahmet Özer hakkında verilen kararın istinaf ve Yargıtay aşamalarında bozulacağına inandıklarını belirten Ersöz, hukuk mücadelesinin devam edeceğini söyledi.

YEREL SEÇİM 2024
DEM Parti’nin işaret ettiği “kent uzlaşısı” ne demek?

CHP İLE UZLAŞMIŞLAR
"Kent Uzlaşısı suçu"ndan 10 tutuklama
(EMK)






