6 Şubat depremlerinin üçüncü yıldönümü öncesi TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, yayımladığı açıklamada afetlerin ekonomik ve toplumsal maliyetinin giderek büyüdüğüne dikkat çekerek deprem bölgesindeki yeniden inşa sürecine ilişkin kapsamlı eleştiriler ve önerilerde bulundu.
Oda, 6 Şubat 2023 depremlerinde 53 bin 537 yurttaşın hayatını kaybettiğini hatırlatırken, toplam maliyetin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na göre 103,6 milyar dolar, TBMM komisyon raporuna göre ise yaklaşık 148,9 milyar dolar seviyesine ulaşabileceğini belirtti.
Açıklamada, “kalıcı konut teslimi” söylemlerine karşın altyapı, suya erişim, yerinde dönüşüm, hasar tespiti, kaçak yapılaşma ve planlama süreçlerinde ciddi sorunlar sürdüğü vurgulanarak; Afet Risk Azaltma Kanunu’nun çıkarılması ve afet risklerini azaltmaya yönelik yeni, katılımcı bir yaklaşımın hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.

#6Şubat2Yıl
Sorunlar artarak sürüyor
6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında, “455 bin kalıcı konutun hak sahiplerine teslim edildiği” açıklansa da TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, sahadaki incelemelerinde şu sorunların sürdüğüne dikkat çekti:
- Konut teslimleri: Konutların geçici teslimi ve kiracıların konut sahibi olamaması, toplumda hayal kırıklığını büyüttü; umutsuzluk ve moralsizlik yarattı.
- “Hibe yoluyla yerinde dönüşüm” krizi: Enflasyon ve inşaat maliyetlerindeki artış, 750 bin TL hibe + 750 bin TL kredi desteğinden yararlanan yurttaşları zorladı. Dar gelirli depremzedelerin ek maliyetleri karşılayamamaları nedeniyle çok sayıda müteahhit firma inşaatı yarım bırakıp sözleşmeleri feshetti; Oda, uygulamanın mağduriyet ürettiğini vurguladı.
- Rezerv alan mağduriyeti: Deprem öncesi rezerv alanlarda yaşayan, dönüşüm sonrası kuralarda kendisine konut/işyeri çıkmayan binlerce kişi mağduriyet yaşadı.
- İstihdam ve işsizlik: Üç yıldır süren alt-üstyapı inşaatları, görünmeyen istihdam ve işsizlik sorununu büyüttü; inşaatlar tamamlandıkça sorun daha görünür hâle gelmeye başladı.
- Altyapı ve temel hizmetler: Üstyapı büyük ölçüde tamamlanmış olsa da Adıyaman, Hatay, Maraş ve Malatya başta olmak üzere birçok kentte yol, kanalizasyon, içme-kullanma suyu, elektrik ve sosyal donatı alanları eş zamanlı kurulmadı. Oda, suya erişimin çok kısıtlı kaldığını kaydetti.
- Bütüncül planlama eksikliği: Kent merkezleri ile kırsalın entegre planlanmaması, tarihi kent merkezlerini çöküntü alanına çevirdi. Elazığ örneğinde olduğu gibi konutlar birbiriyle bağlantısız öbekler halinde yükseldi; sosyal donatıdan uzak yerleşimler ortaya çıktı.
- Doğal-tarihi-kültürel miras: Doğal, tarihi ve kültürel miras alanları korunmadı; Antakya başta olmak üzere kentin hafızasını oluşturan dokular geri dönüşsüz biçimde tahrip oldu. Planlama süreçleri, meslek odalarını, üniversiteleri ve yerel yönetimleri dışarıda bıraktı; ilgili bakanlıklar kararları kapalı kapılar ardında aldı.
- Kaçak yapı ve kaçak ticaret: Kalıcı konut ve işyerleri yapılmasına rağmen birçok kentte kaçak yapı sayısı on binleri aştı. Geçici işyeri açma ve çalışma ruhsatları devam ettikçe kaçak ticaret arttı; esnaf-sanatkârlar arasında gerilim yükseldi.
- Hasar tespiti ve dava yükü: Yetersiz ve hatalı hasar tespitleri, binlerce kişiyi hak sahipliği ya da hasar durumunu değiştirmek için mahkeme kapısına yöneltti. Davaların bir bölümü sürüyor; geç kararlar hak kayıplarını büyütüyor.
- Çevre, ekoloji ve yeni riskler: Uygulamalar, altyapı, ulaşım, çevre ve ekoloji sorunlarını derinleştirdi; enkaz yönetimi, zemin güvenliği, su kaynakları ve tarım alanları üzerindeki baskıları artırdı. Oda, kamusal denetim zayıfladıkça yeni risk alanlarının oluştuğunu ve olası bir depremde daha ağır sonuçların gündeme gelebileceğini hatırlattı.
- Kırsal konutlar: Kırsalda yapılan köy evlerinin bir bölümü boş kaldı; konutlar köylü/çiftçinin ihtiyaçları gözetilmeden, “tatil beldesinde konut yapar gibi” inşa edildi.
Talepler
Oda, “afetlerin takdiri ilahi değil, takdiri idari” olduğunu ifade ederek 6 Şubat depremleri ile İliç ve Bursa’daki maden faciaları, Bolu Kartalkaya’daki otel ve orman yangınları arasında özde fark görmediklerini kaydetti; ekosistemle uyumlu, katılımcı ve erişilebilir bir afet yönetimiyle, risk azaltım yatırımlarını önceleyen yeni bir yaklaşım çağrısı yaptı.
Açıklamada öne çıkan talepler şöyle sıralandı:
- Dünya Bankası kaynaklı, piyasacı anlayışın terk edilmesi;
- TBMM gündemindeki Tapu Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik öngören torba teklifin geri çekilmesi;
- İmar, planlama, yapı üretimi ve denetimi ile çevre mevzuatının bütüncül biçimde yeniden düzenlenmesi;
- Afet Risk Azaltma Kanunu’nun çıkarılması;
- 1/1000 ve 1/5000 ölçekli mikrobölgeleme haritalarının tamamlanması ve risk azaltıcı arazi kullanım önlemlerinin planlara işlenmesi;
- Afet Fonu’nun risk azaltma yatırımlarını finanse edecek şekilde yeniden kurgulanması;
- Yerel yönetimler, sivil toplum ve meslek örgütlerinin afet yönetimine katılımının sağlanması;
- Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurulması;
- “Afet suçu” kavramının Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanarak cezasızlığın son bulması.
Oda, “İmar Barışı” ve “Yapı Kayıt Belgesi” gibi deprem güvenliği olmayan yapıları meşrulaştıran uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini de hatırlatarak, şeffaf ve hesap verebilir bir risk yönetimi kurulmadan benzer kayıpların yeniden yaşanabileceği uyarısında bulundu.
2023 Maraş depremleri
6 Şubat 2023’te merkez üsleri sırasıyla Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan, 7.8 ve 7.5 büyüklüklerindeki depremler sonucu Akdeniz’in doğusu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki 11 ilde yıkım yaşandı. Suriye’de de büyük yıkım ve can kaybına yol açan deprem, Türkiye’nin neredeyse tamamında, Ortadoğu ve Avrupa’nın ise birçok yerinde hissedildi.
Depremin merkez üssü olan Maraş ile Hatay ve Adıyaman gibi kentler büyük yıkıma uğradı. Bu illerin yanı sıra Adana, Antep, Elazığ, Diyarbakır, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Urfa’da üç ay süreyle olağanüstü hal ilan edildi.
Türkiye’de resmi verilere göre, 53 bin 537 kişinin hayatını kaybederken, 100 binden fazla kişi yaralandı. Depremden yaklaşık 14 milyon kişi etkilendi. Afet sonrası 2 milyondan fazla kişi barınma sorunu yaşarken en az 5 milyon kişi farklı bölgelere göç etti.
Hatay, 20 Şubat 2023’te merkez üssü Defne ve Samandağ ilçeleri olan 6.4 ve 5.8 büyüklüklerindeki iki depremle daha sarsıldı. Depremler nedeniyle 6 Şubat’ta ağır hasar alan bazı binalar yıkılırken, resmi verilere göre 6 kişi hayatını kaybetti, 562 kişi de yaralandı.
Cumhurbaşkanlığı’nın “2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Raporu”nda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hasar tespit çalışması sonucuna göre acil yıkılacak, yıkık veya ağır hasarlı kategorilerindeki toplam konut sayısı 518 bin 9 olarak yer aldı. Raporda orta hasarlı konut sayısı 131 bin 577, az hasarlı konut sayısı ise 1 milyon 279 bin 727 olarak belirtilirken, “Bu veriler ışığında deprem sonrasında 2 milyon 273 bin 551 kişi doğrudan barınma sorunuyla karşı karşıya kalmıştır” denildi.
(VC)








