İran yetkilileri, baskıcı yönetimlerine son verilmesini isteyen yaygın ayaklanmayı bastırmak için daha önce benzeri görülmemiş boyutlarda hukuk dışı kitlesel katliam gerçekleştirdikleri 8-9 Ocak arasında, muhalefeti daha fazla engellemek ve suçlarını gizlemek için koordineli bir askeri baskı uygulamaya başladı.
Ülke çapındaki baskılara, internet erişiminin tamamen engellenmesi, ağır silahlı güvenlik devriyelerinin konuşlandırılması, gece sokağa çıkma yasakları ve tüm toplanmaların engellenmesi dahil. Güvenlik güçleri, binlerce protestocuyu ve diğer muhalifleri gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında ilkokul öğrencileri de var.
Gözaltındaki kişileri zorla kaybetmeye ve cinsel şiddet de dahil işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bıraktı. Yetkililer, öldürülen protestocuların yaslı ailelerini durmadan ve acımasızca taciz etti ve sindirmeye çalıştı.
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktör Yardımcısı Diana Eltahawy, “İran’da insanlar protestoların dağıtılması sırasında meydana gelen benzeri görülmemiş katliamın acılarını ve şokunu atlamamışken, İran yetkilileri halkı terörize ederek susturmak gibi suç tekil eden bir girişimle İranlıların yaşam hakkına, onuruna ve temel özgürlüklerine yönelik eşgüdümlü bir saldırı gerçekleştiriyor. İnternet kesintisi aracılığıyla yetkililer, suçlarını gizlemek ve hesap verebilirlikten kaçmak için kasıtlı olarak 90 milyonu aşkın insanı dünyanın geri kalanından koparıyor” dedi.
Sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uluslararası toplum İran’da bir kitlesel katliamın daha herhangi bir sonuçla karşılaşmadan unutulmasına izin vermemeli. Katliam ve cezasızlık döngüsünü kırmak için bağımsız uluslararası adalet mekanizmaları yoluyla hesap verebilirliği sağlamak adına atılacak adımlar da dahil, acil uluslararası adımların zamanı çoktan geldi.”
Uluslararası Af Örgütü, İran yetkililerini, internet erişimini derhal açmaya, keyfi gözaltına alınan herkesi serbest bırakmaya, zorla kaybedilenlerin akıbetini ve nerede tutulduğunu açıklamaya, gözaltındaki tüm kişileri işkence ve diğer türde kötü muameleye karşı korumaya ve avukatlarına, ailelerine ve ihtiyaç duydukları tüm tıbbi tedavilere erişimlerini sağlamaya çağırıyor. Yetkililer, öldürülenlerin ailelerine gözdağı vermeyi ve taciz etmeyi bırakmalı.
Protestolara “güvenlik tehdidi”, internet yasağına “kamu güvenliği” dediler
21 Ocak’ta İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi, ayaklanma sırasında 3 bin 117 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Ancak 16 Ocak’ta İran Hakkında BM Özel Raportörü Mai Sato basına verdiği bir mülakatta, en az 5 bin kişinin öldürüldüğünü söyledi.
İran Daimi Temsilcisi, 19 Ocak’ta Cenevre’deki diplomatlarla paylaştığı bir brifingde, uluslararası incelemeden kaçınmak için protestoları dış kaynaklı bir “güvenlik tehdidi” olarak tanımladı. Brifing gerçeğe aykırı olarak, yetkililerin ayaklanmanın ardından “geniş veya ayrım gözetmeyen sert bir güvenlik yaklaşımına başvurmaktan kaçındığını” iddia ederek, genel internet kesintisini bir “kamu güvenliği” tedbiri olarak haklı göstermeye çalıştı. 8 Ocak’tan beri uygulanan bilgi karartması, insan hakları ihlallerinin kapsamlı bir biçimde belgelenmesini büyük oranda engelliyor.
Videolar ve fotoğraflar da dahil kritik kanıtlar, güvenlik güçlerinin hukuk dışı öldürülen veya keyfi gözaltına alınan kişilerin cihazlarına el koyması sonucu kayboluyor. Buna rağmen Uluslararası Af Örgütü bu çalışma için İran’da bir insan hakları savunucusu ve bir sağlık çalışanı ile İran dışındaki ve Elburz, Çaharmahal, Bahtiyari, İsfahan, Gilan, İlam, Kirmanşah, Kürdistan, Razavi Horasan, Tahran ve Batı Azerbaycan eyaletlerindeki ihlallerle ilgili bilgi sahibi, hukuk dışı öldürülenlerin veya gözaltına alınanların yakınları, insan hakları savunucuları ve gazetecilerin de olduğu 13 kişiyle görüşebildi. Ayrıca İran’daki askeri baskıyı gösteren videoları analiz etti, resmî açıklamaları ve İran merkezli insan hakları örgütlerinin raporlarını inceledi. Çalışmada öne çıkanlar özetle şöyle:
Cinsel şiddet, yargısız infaz tehditleri, işkence…
Devlete bağlı medyanın 16 Ocak’taki haberlerine göre, protestolar kapsamında binlerce kişi gözaltına alındı. Ancak bağımsız raporlar ve Uluslararası Af Örgütü’ne ulaşan bilgiler, çocuklar da dahil on binlerce kişinin keyfi gözaltına alındığını gösteriyor. İran yetkilileri, son günlerde ülke çapında kitlesel gözaltılar gerçekleştirerek, insanları gece saatlerinde yapılan ev baskınlarında, kontrol noktalarında, işyerlerinde ve hastanelerde gözaltına aldı. Aralarında protestocularla birlikte üniversite ve ilköğretim öğrencileri, insan hakları savunucuları, avukatlar, gazeteciler, etnik ve dini azınlık üyeleri yer alıyor.
İran’da bir insan hakları savunucusu, İsfahan eyaletinde güvenlik güçlerinin, hastanelerdeki sağlık çalışanlarına ateşli silah veya demir bilye yaralanmaları olan hastalarla ilgili kendilerini bilgilendirme talimatı verdiğini söyledi. İki kişi, İsfahan ile Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletlerinde güvenlik güçlerinin, hayat kurtarıcı tıbbi tedaviye ihtiyaç duyanlar da dahil yaralı protestocuları hastanelerde gözaltına aldığını belirtti. Geçmişte protestolar bastırılırken uygulanan işkence ve diğer türde kötü muamele örneklerinin kapsamlı belgelendiği göz önüne alındığında, güvenlik güçlerinin hastanelerden çıkarılan yaralı protestocuların yeterli tıbbi tedavi görmesini engelleyerek, gözaltında ölüm riskini artıracakları yönünde ciddi kaygılar var.
İsfahan eyaletinde güvenlik güçleri sağlık çalışanlarını, yetkilileri bilgilendirmeden yaralı protestocuları tedavi ederlerse dava açılacağı veya zarar görecekleri şeklinde tehdit etti.
Gözaltındakilerin aileleri, aktivistler ve gazeteciler, yetkililerin gözaltındaki çoğu kişinin akıbetini ve nerede tutulduğunu açıklamayı devamlı reddettiğini, böylelikle onları, uluslararası hukuk uyarınca suç teşkil eden zorla kaybetmeye maruz bıraktığını söyledi. Gözaltına alınanlardan bazıları cezaevlerine ve diğer resmi gözaltı merkezlerine götürülürken, diğerleri resmi kayıt olmadan kışlalara, depolara veya diğer kayıt dışı alıkoyma yerlerine götürülüyor ve daha büyük bir işkence veya diğer türde kötü muamele riskine atılıyor.
Bilgi sahibi kaynaklar, güvenlik güçlerinin, alıkonulan kişileri gözaltı sırasında ve daha sonra dayak, cinsel şiddet, yargısız infaz tehditleri ve yeterli gıda, su ve tıbbi bakımdan kasten yoksun bırakma da dahil işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bıraktığını bildiriyor.
Belgelediğimiz bir vakada, güvenlik güçleri 9 Ocak’ta Gilan eyaletinin Reşt kentinde, protestocu Amirhüseyin Kaderzade’nin ailesiyle yaşadığı eve baskın düzenledi ve Amirhüseyin’i gözaltına aldı. Onu ve biri 14 yaşında bir çocuk olan iki kız kardeşini, vücutlarında metal bilye aramak ve böylelikle protestolara katıldıklarını “kanıtlamak” için kıyafetlerini çıkarmaya zorladılar. O tarihten beri yetkililer, ailesine Amirhüseyin’in akıbetini ve nerede tutulduğunu açıklamayı reddederek, onu zorla kaybetti.
Yetkililer gözaltındaki kişilerin avukatlara erişimini engellerken, onları okumalarına izin verilmeyen ifadeleri imzalamaya, işlemedikleri suçları “itiraf etmeye” zorluyor.
Üst düzey yetkililerin, protestocuları “terörist” ve “suçlu” ilan ettikleri basın açıklamaları, daha fazla kişinin gözaltına alınacağı korkularını artırdı ve keyfi infazlara yol açan, tamamen haksız ve göstermelik yargılamaları hızlandırdı. 10 Ocak’tan bu yana İran Başsavcısı ve eyalet savcıları, protestocuları Allah’a savaş açmakla suçlanan kişi anlamına gelen “muharip” olarak tanımlamaktadır. İran’da bu suç için ölüm cezası öngörülüyor. 19 Ocak’ta Yargı Gücü Başkanı Gülamhüseyin Muhsin Ejei, adil yargılanma haklarını açıkça ihlal ederek, devlet medyasında yayımlanan baskı altındaki “itiraflarda”, protestocuları avukatsız sorguladı..
Araç ve telefon araması yapılıyor
9 Ocak’tan beri yetkililer, ülke genelinde askeri tarzda aşırı sert kontrol tedbirleri alıyor. Ağır silahlı güvenlik güçleri şehirlerde ve şehirler arası yollarda yoğun kontrol noktaları ve silahlı devriye ağları kuruyor.
Güvenlik güçleri rutin olarak keyfi şekilde arabaları durduruyor, araç ve cep telefonu araması yapıyor. Kaynaklar, yetkililerin seyahat özgürlüğünü kısıtladığını ve gece sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini bildirdi. Akşam karanlığının başladığı saatlerden itibaren, güvenlik güçleri hoparlörlerle insanlara evlerine dönmelerini ve çıkmamalarını söylüyor. Sokaklarda iki veya daha fazla kişinin toplanmasının yasak olduğu ve gözaltıyla sonuçlanacağı uyarısı yapıyor.
(EMK)

