1930 yılında İran’ın Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Urmiye şehrinde, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Muhammed Kasımlo, bölgenin nüfuzlu toprak sahiplerinden biri ve İran Şahı’nın danışmanlığını yapmış, "Wussuq-e Divan" unvanına sahip bir Kürt milliyetçisiydi. Annesi Nana Jan Timsar ise Asurlu bir Hristiyan’dı.
İlk ve orta öğrenimini Urmiye ve Tahran’da tamamlayan Kasımlo, genç yaşta siyasete ilgi duydu. Henüz 15 yaşındayken, kısa ömürlü Mahabad Kürt Cumhuriyeti döneminde İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP-İ) gençlik kanadının kurucuları arasında yer aldı.
Yükseköğrenimi için Avrupa’ya giden ve Prag’da ekonomi doktorası yapan Kasımlo, 1952 yılında Kürdistan’a döndü. Bir süre aktif militanlık yaptıktan sonra partinin kademelerinde hızla yükseldi.
1973: KDP-İ'nin Üçüncü Kongresi'nde Genel Sekreter seçildi. Bu görevi suikasta uğradığı güne kadar sürdürdü.
1979 Devrimi: Partisi, Şah rejiminin devrilmesini destekledi. Ancak devrimden sonra Ayetullah Humeyni ile görüş ayrılıkları derinleşti. Kasımlo’nun "Kürtlere Özerklik, İran’a Demokrasi" talebi Tahran tarafından reddedildi.
Humeyni’nin Kürt hareketine karşı "Kutsal Savaş" (Cihat) ilan etmesiyle bölge kanlı çatışmalara sahne oldu. Kasımlo, 1980’lerin başında devrilen Cumhurbaşkanı Ebu'l-Hasan Beni Sadr ile ittifak kurmaya çalışsa da başarılı olamadı.
Askeri yenilgilerin ardından 1984'te Paris’e yerleşen Kasımlo, mücadelesini diplomatik alanda sürdürdü ve İran Ulusal Direniş Konseyi'ne katıldı.
İran-Irak Savaşı'nın bitiminden sonra Tahran yönetimi, çözüm arayışı adı altında Kasımlo ile diyalog kurdu. Viyana'da gerçekleşen gizli görüşmelerin dördüncüsünde trajik olay yaşandı. Kasımlo ve KDP-İ Temsilcisi Abdullah Ghaderi Azar ile arabulucu, akademisyen Abdullah Ghaderi Azar öldürüldü. Saldırıyı gerçekleştirdiği gerekeçesiyle gözaltına alınan M. Cafer Sahraroudi ve Amir Mansur Bozorgian serbest bırakılmalarının ardından İran elçiliğine sığındı ve kaçtı.
Kasımlo ve yardımcısı Azar, Paris'teki ünlü Père Lachaise Mezarlığı'na defnedildi. Kasımlo’nun ardından genel sekreterlik görevini üstlenen Sadık Şerefkendi de 1992 yılında Berlin’deki Mykonos Restoranı'nda benzer bir suikastla hayatını kaybetti.

