ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), 2009'da Teksas'taki Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldüren eski ordu psikiyatristi Nidal Malik Hassan'ın idamını canlı yayımlama kararı, ülke içinde ve uluslararası alanda tepkilere yol açtı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), 9 Ekim Cuma günü yaptığı açıklamada, bir insanın öldürülmesinin canlı yayımlanmasının kamuya açık infaz anlamına geleceğini ve mutlak işkence yasağını ihlal edeceğini bildirdi.
BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Shabia Mantoo, Cenevre'deki açıklamasında, kamuya açık infazların zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve ceza niteliği taşıdığını vurguladı. Mantoo, bu yasağa uyulmamasının infazı keyfî hale getireceğini ve yaşam hakkının ihlali sonucunu doğuracağını belirtti.
Pentagon'un planına göre 56 yaşındaki Hasan, 3 Aralık 2026 Perşembe günü saat 13.00'te, 17 yıl önce saldırıyı gerçekleştirdiği Fort Hood askeri üssünde kurşuna dizilecek.
İnfaz gerçekleşirse ABD ordusu 1961'den bu yana ilk kez bir ölüm cezasını uygulayacak. Kurşuna dizme yöntemi ise askeri infazlarda 1945'ten bu yana ilk kez kullanılacak.
Hegseth: İnsanlar sonuçlarını görmeli
Savunma Bakanı Pete Hegseth, muhafazakâr bir yayın kuruluşuna verdiği söyleşide, infazın yerini, tarihini ve saatini özellikle seçtiklerini açıkladı.
Hasan'ın saldırıyı gerçekleştirdiği askeri üsse, haftanın aynı gününe ve yaklaşık aynı saate işaret eden Hegseth, bunun tartışılacak bir karar olmadığını savundu.
İnfazın kamuya açık olmasını da caydırıcılık gerekçesiyle savundu:
“İnsanların bunu izleyebilmesini, kamuya açık olmasını sağlayacağız. Çünkü insanların bu tür eylemlerin ağır sonuçları olduğunu anlaması gerekiyor.”
Hasan'ın son isteğinin bulunup bulunmadığı sorulduğunda ise Hegseth, bunu önemsemediğini belirterek 3 Aralık'ı bekleyeceklerini söyledi.
Başkan Donald Trump, 2 Ekim'de ölüm cezasının infazını onayladı. ABD askeri hukukunda idam kararının infazı için başkanın onayı gerekiyor.
Ancak Beyaz Saray, Trump'ın infazın canlı yayımlanmasını da destekleyip desteklemediği sorusuna yanıt vermedi; gazetecileri Pentagon'a yönlendirdi.
J. D. Vance: "Ben izlemem"
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, cuma günü gazetecilere bu planın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden emin olmadığını söyledi ve planla ilgili şüphelerini dile getirdi. “Canlı yayınlanırsa izlemeyeceğim,” dedi.
Cumhuriyetçiler de karşı: İdam başka, infazı seyrettirmek başka
Hegseth'in açıklaması, ölüm cezasını destekleyen Cumhuriyetçiler arasında da tepkiyle karşılandı.
Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis, Hasan'ın ölüm cezasına çarptırılmasını desteklediğini ancak infazın canlı yayımlanmasını kabul edilemez bulduğunu açıkladı:
“Hasan ölüm cezasıyla karşılaşmalı, ama infazını kamuya açmak ve canlı yayımlamak mı? İğrençliğin ötesinde.”
Tillis, kamuya açık infazların İran ve Afganistan gibi baskıcı rejimlerin uygulaması olduğunu söyledi.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Austin Scott da ölüm cezasını desteklediğini belirterek itirazını şöyle dile getirdi:
“İnfazları canlı yayımlamak cihatçıların yaptığı bir şey. Amerika bundan daha iyisini yapabilir.”
Demokrat Senatör Chris Murphy, CNN'e yaptığı açıklamada uygulamayı Orta Çağ'a özgü olarak nitelendirdi. Murphy, Amerikan yönetiminin terör örgütlerinin infaz yöntemlerini taklit etmesini sorguladı.
Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Jack Reed ise infazın yayımlanmasının Hasan'a dünya çapında propaganda olanağı sağlayacağını söyledi. Reed'e göre bu, Amerikan karşıtı örgütlerin yeni militanlar kazanmasına hizmet edebilir.
Eski Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da devletin şiddeti yüceltmesinin radikalleşmeyi besleyebileceğini savundu. Price, böyle bir gösterinin Hasan'ı destekçileri gözünde şehitleştirme tehlikesine işaret etti.
Saldırıdan sağ kurtulan asker de canlı yayına karşı
Tepkiler siyasetçilerle sınırlı kalmadı.
Fort Hood saldırısında yedi kurşunla yaralanan eski asker Alonzo Lunsford, Hasan'ın kurşuna dizilerek idam edilmesini desteklediğini, ancak infazın eğlence amacıyla izlenebilecek bir gösteriye dönüştürülmesine karşı olduğunu söyledi.
Lunsford, infazı yerinde izleyeceğini belirtti. Hasan'ın gözlerinin içine bakarak saldırıdan sağ kurtulduğunu ve onu öldürmeyi başaramadığını söylemek istediğini anlattı.
ABD Katolik Piskoposlar Konferansı Başkanı Başpiskopos Paul Coakley de Pentagon'a kararı yeniden değerlendirme çağrısında bulundu.
Coakley, Hasan'ın işlediği suçların hiçbir biçimde mazur görülemeyeceğini vurgularken kamuya açık infazın ölüm kültürünü teşvik edeceğini ve toplumun ahlaki dokusuna zarar vereceğini söyledi.
Uluslararası Af Örgütü ABD Şubesi araştırma direktör yardımcısı Justin Mazzola ise itirazı yalnız canlı yayınla sınırlamadı.
Mazzola, ölüm cezasının başlı başına insan haklarına aykırı olduğunu belirterek infazın canlı yayımlanmasının devletin uyguladığı şiddeti daha da ağırlaştıracağını söyledi. The Guardian
ABD'de sonuncu kamuya açık infazın üzerinden 90 yıl geçti
ABD'de kamuya açık infazlar 19. yüzyıl boyunca binlerce kişinin katıldığı gösterilere dönüşebiliyordu.
Bu uygulamanın en bilinen son örneği, 1936'da Kentucky eyaletinde Rainey Bethea'nın asılmasıydı. Yaklaşık 20 bin kişinin izlediği infaz, büyük tartışmalara yol açmıştı.
İdam cezalarının uygulanması sonraki yıllarda cezaevlerinin içine taşındı. Tanık olarak mahkûmun yakınları, mağdur aileleri, basın temsilcileri ve belirli kamu görevlileri kabul edildi.
2001'de Oklahoma City bombalı saldırısının faili Timothy McVeigh'in infazı, mağdur yakınlarına kapalı devre televizyonla yayımlandı. Ancak bu görüntüler kamuoyuna açılmadı.
Pentagon'un kararı geçmişte titizilikle uyulan bu sınırı da ortadan kaldırıyor.
İdam mahkumu bu karara karşı mahkemeye başvurabilir
Askeri hukuk uzmanı Eugene Fidell, bir idamın internet üzerinden canlı yayımlanmasının bilinen bir emsali olmadığını belirtti. Hasan'ın, infazın kamuya gösterilmesini engellemek amacıyla federal mahkemeye başvurabileceğini söyledi.
California Üniversitesi Berkeley Hukuk Fakültesi Ölüm Cezası Kliniği Eş Direktörü Elisabeth Semel de uygulamanın, mahkûmun insan onuruna ve hükümetin infazı gösteriye dönüştürme amacına ilişkin ciddi sorular doğurduğunu vurguladı.
Buna karşılık Fordham Üniversitesi hukuk profesörü Deborah Denno, infazların naklen yayınlanmasının uygulamanın kamuoyu denetimine açılması olduğunu iddia etti; devletin ölüm cezasını nasıl uyguladığını görünür kılacağını savundu.
Cezayı hak etmek ve idamın meşruluğu arasındaki ayrım
Nidal Malik Hassan, 5 Kasım 2009'da Fort Hood'daki bir askeri sağlık merkezinde rasgele ateş açarak 13 kişiyi öldürmüş, 32 kişiyi yaralamıştı.
Öldürülenlerin 12'si askerdi. Hasan, saldırıyı Afganistan'a gönderilecek askerlerin Müslümanları öldürmesini engellemek amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti. 2013'teki askeri yargılamada saldırıyı gerçekleştirdiğini inkâr etmedi. Mahkeme Hasan'ı kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından mahkûm ederek ölüm cezasına çarptırdı.
Nidal Malik Hassan, yakalanması sırasında polis tarafından vurulmuş ve kısmi felç geçirmişti. Halen tekerlekli sandalyeyle hareket ediyor.
İnsan hakları kuruluşları neden karşı?
İnsan hakları kuruluşları, Pentagon'un kararına Hasan'ın suçunun ağırlığını veye mağdurlar adına adalet talebini kabul etmedikleri için karşı çıkmıyor.
Tartışmanın özü, devletin suçluyu cezalandırma yetkisinin bir insanın yaşamına son verme hakkını içerip içermediğinde toplanıyor.
Ölüm cezasını savunanlar, özellikle ağır cinayetlerde cezanın suçun ağırlığıyla orantılı olması gerektiğini, mağdurların yakınlarına adalet duygusu sağlayabileceğini ve caydırıcılık yaratabileceğini iddia ediyor.
Ölüm cezası karşıtlarıysa ölüm cezasının tersinemez oluşuna, adli hata riskine, eşitsiz uygulanmasına ve idamın ömür boyu hapis cezasından daha caydırıcı olduğunu gösteren güvenilir kanıtların bulunmamasına dikkat çekiyor.
Hasan davasında failin kimliği tartışmalı değil. Ancak insan hakları örgütlerinin yaklaşımına göre bu durum, ölüm cezasının insan hakları kapsamında taşıdığı temel sorunları ortadan kaldırmıyor.
Başarısız infaz, idam tartışmasını yeniden alevlendirdi
Pentagon'un kararı, Tennessee'de Christa Pike'ın zehirli iğneyle idam girişiminin başarısız olmasından birkaç gün sonra gündeme yerleşti.
Pike, uygulamadan sağ kurtuldu. Avukatlarına göre hastanede bilinci ağır sağlık sorunları yaşarken açıldı. Bu olay, ölüm cezasının infazı konusunu da yeniden tartışmaya açtı.
ABD'de zehirli iğne uygulamalarındaki sorunlar nedeniyle bazı eyaletlerde kurşuna dizme, elektrikli sandalye ve nitrojen gazı gibi yöntemlere yeniden başvuruluyor.
Konu infaz yöntemi değil, infazın kendisi
Ancak ölüm cezası karşıtları, infaz yönteminin değiştirilmesinin temel sorunu çözmediğini savunuyor: Devletin bir insanı öldürmesi, uygulanan teknik ne olursa olsun geri alınamaz bir ceza.
Uluslararası Af Örgütü'nün kayıtlarına göre 2025'te dünyada en az 17 kamuya açık infaz gerçekleşti. Bunların 11'i İran'da, 6'sı Taliban yönetimindeki Afganistan'daydı.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği daha önce bu ülkelerdeki kamuya açık infazları kınamıştı.
Pentagon'un kararıyla aynı uluslararası hukuk ilkesi ABD'deki infaz gösterisi için gündeme geldi.
İnfaz gerçekleşecek mi?
Pentagon'un, infazın tarihini 3 Aralık olareak belirlemiş ve canlı yayın kararını açıklamış olması, infazın kesin olduğu ve bu yolla gerçekleşeceği anlamına gelmiyor.
Hasan'ın federal sivil mahkemelere başvurarak infazın ertelenmesini veya canlı yayının engellenmesini isteme hakkı var.
Avukat John Galligan, Hasan'a idam kararının bildirildiği sırada yanında bir savunma avukatı bulunmadığını ve bunun ordu yönetmeliklerine aykırı olduğunu söyledi. Ordu sözcüsü ise askerî savunma avukatlarına ulaşmak için defalarca girişimde bulunulduğunu, sivil avukatın da bildirim sırasında hazır bulunamadığını kabul etti; buna rağmen usule uygun davranıldığını savundu.
Hukuki süreç devam ederken BM'nin uyarısı, Pentagon'un kararını uluslararası insan hakları hukukunun gündemine taşıdı.
ABD'nin ölüm cezasını kaldırması yönündeki talepler yeni değil. Ancak bu kez tartışma, devletin öldürme yetkisini kullanmasının da ötesinde. Pentagon'un planı, infazı bütün dünyanın izleyebileceği bir gösteriye dönüştürüyor. BM bu noktada İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 5. Maddesi'ni hatırlatıyor:
"Hiç kimseye işkence yapılamaz; zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.
(AEK)

