Hafta sonu tüm ABD kentlerinde düzenlenen “No Kings” ("Kral İstemiyoruz") gösterileri, Donald Trump karşıtlığının da ötesine geçen, savaş, göçmen avcılığı, hayat pahalılığı ve yükselen otoriterliğe karşı ülke çapında birleşik bir itiraz olarak yükseldi.
Düzenleyiciler, 28 Mart’taki üçüncü "Kral İstemiyoruz" dalgasında 50 eyalette üç bin yüzü aşkın etkinliğe 8 ila 9 milyon arasında göstericinin katıldığını belirledi.
Bundan önceki ilk büyük Kral İstemiyoruz dalgası 14 Haziran 2025'te patlak vermiş ve Amerikan halkı Trump’ın doğum günü kutlamalarına ve Washington’daki askeri geçit törenine karşı sokaklara dökülmüştü.

ABD'DEKİ "NO KINGS" EYLEMLERİNİN ARDINDAN
"Krallara yer yok": Trump ülkesinde bir başkaldırı
18 Ekim 2025'te de ikinci büyük ulusal "Kral İstemiyoruz" dalgası gerçekleşti. Guardian, 18 Ekim 2025’te tüm 50 eyalette milyonlarca kişinin sokağa çıktığını yazdı.

ERDOĞAN'IN "DOST"U ZORDA
Milyonlarca Amerikalı Donald Trump diktatörlüğüne karşı sokağa çıktı: "Kral istemiyoruz"
28 Mart'ta katılım yayıldı ve çoğaldı
Hafta sonu gerçekleşen 8-9 milyon katılım bağımsız bir gözlem sonucu olarak tümüyle teyit edilmiş olmamakla birlikte AP ve Reuters haber ajansları ve Guardian gazetesinin ortaklaşa paylaştıkları tablo, eylemlerin hem coğrafi yaygınlık hem de görünürlük bakımından önceki “No Kings” etkinliklerinin ötesine geçtiğini ve nispeten küçük yerleşimlere doğru belirgin biçimde yayıldığını gösteriyor.
Reuters, etkinliklerin üçte ikisinin büyük kentlerin dışında yapıldığını ve küçük topluluklardaki eylem sayısının ilk dalgaya oranla yaklaşık yüzde 40 arttığını aktardı.
İkiz Kentler başı çekti
Gösterilerin en büyük merkezi Minnesota’daki, İkiz Kentler olarak anılan Minneapolis ve St. Paul oldu. Düzenleyenler bu kentler çevresinde gerçekleşen, ABD çapındaki gösterilerin “amiral gemisi” olarak kabul edilen buluşmaya yaklaşık 200 bin kişinin katıldığını söyledi.
Reuters ve AP’nin aktardığına göre New York, Dallas, Philadelphia ve Washington da en büyük merkezler arasındaydı; Chicago için yerel kaynaklarda 300 bine varan tahminler, Houston için ise 20 binin üzerinde katılım ileri sürüldü.
Hareket Trump'ın güçlü olduğu kasabalara yayılıyor
Bu kentlerdeki katılım sayısının henüz tam doğrulanmamış olmasına mukabil, asıl dikkat çeken, kitlenin yalnızca New York ve Los Angeles gibi büyük metropollerde değil, Trump’ın güçlü olduğu eyaletlerdeki kasaba ve banliyölerde de büyümüş olması. AP ajansının haberine göre, hareket artık “başka insanların kavgası” olmaktan çıkıp banliyö seçmenlerinin de kendi kavgası haline geliyor.
Yalnızca Trump'a değil, savaş ve hayat pahalılığına da karşı
Sokaklardan yükselen sesler, hareketin başlıca motivasyonunun “Trump’a hayır” çizgisiyle sınırlı kalmadığını gösterdi. AP, gösterilerin İran’daki savaşa ve Trump yönetiminin adımlarına karşı geliştiğini yazarken; Guardian’ın New York ve Washington’dan aktardığı demeçlerde savaş karşıtlığı belirgin bir biçimde öne çıktı.
Queens’ten bir katılımcı, “Bu savaş durmalı. Amerikan halkı bu yönetimin yaptığını istemiyor. Sağlık hizmeti istiyoruz, iş istiyoruz” derken, Washington’daki bir başka gösterici Hazami Barmada, “Vergilerimizin şiddeti sübvanse etmek için kullanıldığını çoğu Amerikalı bilmiyor” sözleriyle savaşı gündelik hayatın ekonomik sıkışmasıyla ilişkilendirdi.
Chicago’daki konuşmalarda ise emekçi hakları, göçmen topluluklarının korunması ve trans karşıtı politikalara direnç aynı çerçevede ele alındı. Böylece “No Kings”, anti-otoriter bir demokrasi savunusunu savaş karşıtlığı ve toplumsal haklar söylemiyle birleştiren daha geniş bir blok karakteri kazandı.
Genişleyen çoğulluk tabanı da genişletiyor
Hareketin neden büyüdüğü sorusunun yanıtı da bu gelişmede yatıyor. Reuters’a göre bu dalgada büyümenin ana kaynağı büyük şehirlerdeki yoğunlaşmadan çok, daha önce protesto siyasetine uzak duran küçük kentler ve banliyölerin devreye girmesi oldu.
AP’nin New Jersey banliyölerinden aktardığı tabloya göre yerel Indivisible inisiyatifi örgütleyicisi Allison Posner, “Geçmişte asla bir protestoya katılmayacak insanları şimdi Veli-Öğretmen Birliği’nde ya da mahallede gösterilere nasıl katılabileceklerini soruştururken görüyorum” diyor.
Başka bir aktivist Jeff Naiman ise ülkenin “otoriter bir kâbus” içine sürüklendiğini vurgulayarak durumun aciliyetini “saçlarımız tutuşmuş gibi” sözleriyle dile getiriyor. Bu, genişleyen çoğulluk harekete yalnızca ideolojik değil, toplumsal taban bakımından da yeni boyutlar katıyor.
Trump'ın onay oranı yüzde 36'ya düştü, yüzde 61 savaş istemiyor
Kamuoyu yoklamaları sokakta gerçekleşen bu birleşmenin marjinal bir eğilimi yansıtmadığını düşündürüyor.
Reuters/Ipsos’un 24 Mart anketine göre Trump’ın onay oranı yüzde 36’ya geriledi; ankette katılımcıların yüzde 61’i İran’a yönelik saldırıları onaylamadığını söyledi.
AP-NORC araştırması ise Amerikalıların yaklaşık yüzde 59’unun ABD’nin İran’daki askeri eylemlerinin “fazla ileri gittiğini” düşündüğünü, 10 kişiden yaklaşık 6’sının kara birliklerine karşı olduğunu gösterdi. Bu veriler, savaş karşıtı itirazın yalnızca protesto alanlarında değil, daha geniş bir kamuoyunda da karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.
Ancak bu hoşnutsuzluğun doğrudan doğruya Demokratlara otomatik siyasal avantaj sağladığı söylenemiyor; Reuters aynı ankette Demokratların bu memnuniyetsizliği tam olarak toparlayamadığını da not ediyor.
Hükümet gösterileri gayri meşru ve kaotik gösterme peşinde
Trump cephesinden ilk tepki, eylemleri gayri meşru göstermeye yönelikti. Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, protestoları “solcu finansman ağlarının ürünü” diye niteledi ve gerçek halk desteğinin sınırlı olduğunu savundu. Sağcı medya ve Cumhuriyetçi çevrelerin bir bölümü de Los Angeles ve Denver’daki sınırlı çatışma görüntülerini öne çıkararak hareketi “kaos” ve “sokak taşkınlığı” olarak çerçevelemeye çalıştı.
Oysa AP’nin aktarımına göre genel tablo büyük ölçüde barışçıldı; Los Angeles’taki 74 gözaltı ve Denver’daki daha küçük çaplı müdahaleler, binlerce etkinlik içinde istisna olarak kaldı. Bu ayrım önemli, çünkü Trump yanlısı söylem bütün hareketi güvenlik meselesine indirgemeye çalışırken, sahadaki fiili tablo çok daha geniş ve heterojen bir kitlenin disiplinli seferberliğine işaret ediyor.
MAGA cephesinde "ihanete uğramışlık" duygusu
MAGA cephesinin kendi içinde de özellikle İran savaşı etrafında çatlak işaretleri var. Guardian, Teksas’taki CPAC toplantısında genç muhafazakârlar arasında “ihanete uğrama” duygusunun belirginleştiğini, Trump’ın “yeni savaş olmayacak” vaadinden uzaklaştığı yönünde bir hoşnutsuzluk oluştuğunu yazdı.
Bununla birlikte aynı cephede güçlü bir sadakat damarı da sürüyor: CPAC anketinde katılımcıların büyük çoğunluğu Trump’ı ve İran’daki askeri hattı destekledi. Yani MAGA içinde bir anti-savaş muhalefet var, ama bu henüz Trump’tan kitlesel bir kopuş anlamına gelmiyor; daha çok, savaş uzadıkça büyüyebilecek bir huzursuzluk olarak görünüyor.
"Kral İstemiyoruz"un, kalıcı bir muhalefet tarzına döüşme potansiyeli
Bu haliyle “No Kings”, sadece hafta sonu kendisini gösteren bir öfke gösterisi değil, savaş karşıtlığını, demokratik haklar savunusunu ve ekonomik güvencesizlik itirazını tek bir kamusal dile çeviren daha kalıcı bir muhalefet tarzına dönüşme potansiyeli taşıyor.
Katılımcıların sözleriyle bilirkişilerin değerlendirmeleri arasındaki ortak nokta şu: hareketi büyüten, yalnızca Trump’ın şahsına duyulan tepki değil, onun etrafında yoğunlaştığı düşünülen yönetim tarzına, militarizme ve toplumsal güvencelerin aşınmasına karşı birikmiş bir rahatsızlık.
Bu aşamada kesin olan, ABD’de savaş ve otoriterlik karşıtı kamusal damarın daha görünür, daha yaygın ve önceki dalgalara göre daha örgütlü hale gelmiş olduğu.
(AEK)


