ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin iki yıldır sürdürdüğü Kongre hâkimiyeti, 3 Kasım seçimlerinin sonuçları belli olurken sona erdi. Demokratlar hem 435 üyeli Temsilciler Meclisi'nde hem de 100 üyeli Senato'da çoğunluğu elde etti. Donald Trump, başkanlığının son iki yılında ilk kez muhalefetin egemen olduğu bir Kongreyle baş başa kaldı.
Seçimlerin sonucu, yalnızca Kongre'de çoğunluğun el değiştirmesiyle sınırlı değil. Demokratlar Cumhuriyetçilerin geleneksel "kaleleri"nde eyalet meclisleri ve valilik seçimlerini de kazanırken, Trump'a 2024 zaferini getiren seçmen koalisyonu da parçalandı ve yön değiştirdi.
Kongre'nin iki kanadında da çoğunluk değişti
Cumhuriyetçilerin Senato'da 53'e karşı 47 sandalyelik üstünlükle girdiği ara seçimlerin 4 Kasım'da açıklanan sonuçlarına göre Demokratlar Senato'da en az 54 sandalye elde ederken Cumhuriyetçiler 9 kayıpla 44 sandalyeye geriledi. Alaska ve Mississippi'deki yarışların sonuçları henüz kesinleşmedi. Bu iki eyaletteki sayımların kesinleşmesiyle Demokratların çoğunluğu daha da büyüyebilir.
Demokratlar'ın Cumhuriyetçilerden aldığı en az 7 Senato sandalyesi şöyle dağıldı:
Teksas: James Talarico, Trump'ın desteklediği Ken Paxton'ı yenerek eyalette 1988'den beri seçilen ilk Demokrat senatör oldu.
Kansas: Adam Hamilton, Cumhuriyetçi Roger Marshall'ı yenerek 1932'den beri ilk Demokrat Senato zaferini kazandı.
Güney Carolina: Annie Andrews, Cumhuriyetçi Darline Graham'ı mağlup etti.
Ohio: Eski Demokrat senatör Sherrod Brown, Cumhuriyetçi Jon Husted'ı yenerek Senato'ya döndü.
Iowa: Josh Turek, Ashley Hinson'ı yenerek Demokratlara yeni bir sandalye kazandırdı.
Maine: Troy Jackson, Cumhuriyetçi senatör Susan Collins'in uzun süreli görevine son verdi.
Kuzey Carolina: Eski vali Roy Cooper, Cumhuriyetçi Michael Whatley'i yenilgiye uğrattı.
Demokratlar Georgia'da Jon Ossoff'un ve Michigan'da partinin Senato sandalyesinin korunmasını da sağladı.
Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar en az 231 sandalyeye ulaşarak 218 üyelik çoğunluk eşiğini geçti. Cumhuriyetçilerin elinden en az 25 seçim çevresini alan partinin sandalye sayısının kesinleşmesi için de sayımların tamamlanması bekleniyor.
"Cumhuriyetçi eyaletler"de tarihsel değişim
Seçimlerin en çarpıcı sonuçları tam anlamıyla eyalet valiliklerinde ortaya çıktı.
Teksas'ta Demokrat Gina Hinojosa, üç dönemdir görev yapan Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott'ı yenilgiye uğrattı. Georgia'da Keisha Lance Bottoms ülke tarihinde vali seçilen ilk siyah kadın oldu. Ohio'da Amy Acton, Iowa'da Rob Sand ve Nevada'da Aaron Ford, Cumhuriyetçilerin elindeki valilikleri Demokratlara kazandırdı.
Demokratlar böylece 2010'dan beri ilk kez Cumhuriyetçilerden daha çok eyaletin valiliğini üstlenmiş oldular. Eyaletlerin yasama meclislerinde de Demokratlar adına önemli değişiklikler yaşandı.
Seçimlerin başka bir tarihsel sonucu da Michigan'dan geldi: Abdul El-Sayed, ABD Senatosu'na seçilen ilk Müslüman oldu.
Seçmen neden yön değiştirdi?
Reuters'ın ABD genelinde yaklaşık 2.100 ilçenin sonuçlarını inceleyen çözümlemesine göre, Cumhuriyetçilerin oy oranı bu ilçelerin yüzde 99'unda Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerinde aldığı oy oranının gerisinde kaldı. Ortalama düşüş yaklaşık yüzde 9'a vardı.
Değişimin temel nedeni ekonomik durum oldu.
Seçim sırasında yapılan sandık çıkışı yoklamalarında seçmenlerin yaklaşık onda dokuzunun oy verirken hayat pahalılığını önemli bir etken olarak gördüklerini belirttiler. Yaklaşık üçte ikisi fiyat artışlarından Trump'ı sorumlu tuttu. Dört seçmenden üçü ülkenin gidişatından memnuniyetsiz veya öfkeli olduklarını dile getirdiler.
Trump'ın gümrük tarifeleri, İran savaşının motorin ve benzin fiyatlarını yükseltmesi, artan enflasyon ve yönetime yönelik yolsuzluk iddiaları, Demokratların seçim kampanyasının başlıca konularını oluşturdu.
2024'te Trump'ın başarısında önemli rol oynayan Latin kökenli seçmenlerde de dikkat çekici bir değişim yaşandı. Cumhuriyetçilerin bu seçmenlerden aldığı destek, çıkış anketlerine göre yüzde 46'dan yaklaşık yüzde 33'e geriledi.
Cumhuriyetçilerin sonuçları kendi lehlerine etkilemek amacıyla seçim çevrelerini yeniden düzenleme girişimleri de beklenen sonucu vermedi ya da geri tepti. Demokratlar, Trump'ın 2024'te çift haneli farklarla kazandığı seçim çevrelerinde bile kazandılar.
Demokratlar: Zaferin ardından yönetme sınavı
Demokrat Parti'nin Temsilciler Meclisi lideri Hakeem Jeffries, seçim gecesi Washington'da yaptığı açıklamada seçmenlerin değişim talebinin karşılanması gerektiğini söyledi:
“Bu, değişim seçimiydi. Temsilciler Meclisi Demokratları olarak köklü bir değişim gerçekleştirmemiz gerektiğinin farkındayız. İşler yolunda gitmiyor. Amerikan halkını her şeyin önüne koyan bir Kongre'ye ihtiyacımız var.”
Jeffries, Trump yönetimi hakkındaki yolsuzluk iddialarının da yeni Kongre'nin gündeminde olacağını belirtti:
“Bu ülkeyi daha önce görülmemiş ölçüde yolsuzluğa sürükleyenlerden hesap sorulmasını sağlayacağız. Çünkü üst düzey görevlerdeki insanlar kendilerini, ailelerini, arkadaşlarını veya bağışçılarını zenginleştirmeye odaklanmışlarsa Amerikan halkının yaşamını iyileştirmeye odaklanamazlar.”
Seçimin ardından MS Now televizyonuna konuşan Jeffries, Demokratların önceliğini şöyle tanımladı:
“Amerikan halkı bizden intikam almamızı değil, kendileri için iş yapmamızı istiyor. Hayat çok pahalı. Hayat pahalılığına karşı kampanya yürüttük, bu vaatle kazandık ve şimdi bu sorunu çözmek için yönetme görevi bizim.”
Eski Başkan Barack Obama da sonuçların ardından yaptığı açıklamada seçmenlerin mesajını şöyle yorumladı:
“Bu gece Amerikan halkı açık bir mesaj verdi: İnsanları ayrıştıran değil birleştiren bir siyaset ve karşı karşıya oldukları sorunlara somut çözümler sunan liderler istiyorlar.”
Senato Demokrat Parti Grubu'nun lideri Chuck Schumer ise seçim gecesi konuşmasında Cumhuriyetçilerin oluşturduğu siyasi engellerin yıkıldığını savundu:
“Amerikan halkı kırmızı tuğladan duvarı bir tuğla yığınına dönüştürdü. Böylece Senato'nun siyasi haritası kuşaklar boyunca etkili olacak biçimde yeniden şekillendi.”
Schumer, partisinin sorumluluğunun da altını çizdi:
“Amerikalılar değişim için oy verdi. Şimdi Demokratlar bunun gereğini yerine getirmek zorunda.”
Teksas'ta Cumhuriyetçilerin 38 yıllık Senato üstünlüğüne son veren James Talarico ise Austin'deki zafer konuşmasında şunları söyledi:
“Dünyanın bütün parasının Teksas halkının gücü karşısında hiçbir şey ifade etmediğini kanıtladık. Bölünme siyasetine karşı sevgi siyasetinin kazanabileceğini gösterdik.”
Trump yenilgiyi kabul etti, Vance savaşı suçladı
Trump, seçim gecesi CBS News'a verdiği telefon röportajında Demokratları kutladı:
“Demokratları tebrik ediyorum. Ülkemizin iyiliği için onlarla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.”
Ancak yenilgiyi kendi politikalarının değil, Cumhuriyetçi adayların başarısızlığının sonucu olarak değerlendirdi:
“Ben oy pusulasında değildim ve bunun için yapılabilecek bir şey yoktu. Eğer aday olsaydım kazanırdık.”
Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada ise seçim sonucunu kişisel bir yenilgi olarak görmediğini söyledi:
“Demokratlar iyi iş çıkardı. On bir yıldır bunu bekliyorlardı ve sonunda başardılar. Ama ben bunu bana indirilmiş bir darbe olarak görmüyorum.”
Başkan, Demokratların Kongre'deki çoğunluğuna karşı veto yetkisini kullanabileceğini de açıkça ifade etti:
“Bana çılgınca yasalar gönderecekler, ben de veto edeceğim. Birkaç ay sonra arayıp ‘Bu işleri nasıl halledeceğiz?’ diye soracaklar. O zaman birlikte çalışacağız.”
İran savaşının seçimlere etkisini ise kabul etmekle birlikte savaşı başlatma kararını savundu:
“Bunda İran'ın da payı olduğunu düşünüyorum. Ama doğru olanı yaptım. Yine olsa aynı şeyi yapardım.”
Cumhuriyetçiler içindeki en önemli farklılaşma ise Başkan Yardımcısı JD Vance'den geldi.
Vance, 4 Kasım'da X hesabından yaptığı açıklamada seçim yenilgisinin temel nedenini doğrudan İran savaşına bağladı:
“Kaybetmemizin asıl nedeni hemen herkes için açık. Kaybetmemizin nedeni savaş. Başkan da dün gece bunu söyledi.”
Vance, savaşın sürdürülmesini savunan Cumhuriyetçilere de seslendi:
“Senato'yu önümüzdeki altı yıl için kaybetmemize değdiğini düşünüyorsanız bunu açıkça savunun. Bunun ödenmeye değer bir bedel olduğunu söyleyin. Katılırım ya da katılmam ama en azından dürüst bir tutum olur.”
Başkan Yardımcısı, Cumhuriyetçilerin seçmenlerini sandığa götürememesinden çok, 2024'te Trump'a oy verenlerin bir bölümünün Demokratlara yönelmesinin belirleyici olduğunu da vurguladı.
Bu farklılaşma, Cumhuriyetçi Parti'nin dış politika ve 2028 başkanlık seçimi öncesindeki yönelim tartışmasının ilk işaretlerinden biri oldu.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, seçim yenilgisinin ardından yeni dönemde Cumhuriyetçi azınlık liderliğine aday olmayacağını bildirdi. Johnson, seçim sonucuna ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“Bu ara seçimin sonucu umduğumuz ve uğruna mücadele ettiğimiz sonuç değil. Ancak yeni bir mücadele daha yeni başlıyor.”
Senato Cumhuriyetçi lideri John Thune da Demokrat çoğunluğa karşı muhalefet mesajı verdi:
“Demokrat Parti'nin aşırı sol, sosyalist kanadı gerçekleştirdiğimiz her şeyi geri almaya çalışırken Senato Cumhuriyetçileri elleri kolları bağlı oturmayacak.”
Trump'ı nasıl bir Kongre bekliyor?
Yeni Kongre Ocak 2027'de göreve başlayacak. Demokratların her iki kanadı kontrol etmesi, Trump'ın yeni yasaları tek başına geçirmesini engelleyecek; bütçe, harcamalar, üst düzey atamalar ve yönetim hakkındaki soruşturmalar üzerinde muhalefetin etkisini artıracak.
Senato çoğunluğu, başkanın yargı ve yönetim kadrolarına yapacağı atamaları da engelleyebilir. Bu durum olası bir Yüksek Mahkeme üyeliğinin boşalmasında özellikle önem kazanacak.
Buna karşılık Trump'ın veto yetkisi sürecek. Demokratlar vetoyu aşabilecek üçte iki çoğunluğa sahip değil. Temsilciler Meclisi'nin bir azil suçlamasını kabul etmesi de başkanı görevden almak için yeterli olmayacak; bunun için Senato'da üçte iki çoğunluk gerekiyor.
Sonuçta seçimler başkanın görevine son vermedi, ancak yürütme ile yasama arasında iki yıl sürebilecek yeni bir güç mücadelesinin koşullarını yarattı.
Avrupa'da ihtiyatlı iyimserlik
ABD seçimlerinin uluslararası etkilerine ilişkin ilk açıklamaları farklı yönlere işaret etti.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, X hesabından yaptığı açıklamada seçim sonuçlarını Brezilya'daki gelişmelerle ilişkilendirdi:
“Dün Amerikan toplumu, insanları yalnızca yoksullaştıran politikalara karşı oy verdi. Nefrete, cinsiyetçiliğe, iklim inkârcılığına ve seçkinlerin ayrıcalıklarına karşı oy verdi. Brezilya'da oldu. Şimdi ABD'de oldu. Yakında İspanya'da da olacak.”
Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Christel Schaldemose, seçim sonuçlarının Avrupa açısından ihtiyatlı bir iyimserlik yarattığını söyledi:
“Her şeyin şimdi iyiye doğru değişeceği için değil; Ukrayna'ya desteğe, yeşil dönüşüme ve dünyanın geri kalanıyla ilişkilere yararlı olabileceği için iyimserim.”
Schaldemose, Avrupa'nın bağımsızlığını güçlendirme hedefinden vazgeçmemesi gerektiğini de ekledi:
“Avrupa Birliği daha güçlü olma ve kendi ayakları üzerinde durma yolunda ilerlemeye devam etmeli. Bu tartışma konusu değil.”
Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, Reuters'a yaptığı değerlendirmede sonuçların Amerikan siyasetinde yön değişikliğinin işareti olduğunu belirtti:
“Bu, Amerikan seçmenlerinin yön değiştirdiğine ilişkin güçlü bir siyasi işaret. Amerikan siyasetinde artık iklim, çevre, dış politika ve kalkınma yardımları gibi konularda bize, başkanın ve yönetiminin temsil ettiği çizgiden daha yakın sesler yükseliyor.”
Almanya: AfD'den uzaklaşma mesajları
Trump'la ideolojik yakınlıklarını daha önce öne çıkaran Avrupa aşırı sağının açıklamalarında ise belirgin bir değişiklik görüldü.
Almanya AfD Eş Başkanı Alice Weidel, Cumhuriyetçilerin yenilgisini Trump'ın dış politikasına bağladı:
“Trump seçmenlerine müdahaleci bir dış politika izlemeyeceğine söz vermişti. Bu sözün tutulmaması şimdi Cumhuriyetçilerin karşısına çıktı.”
Fransa: Ulusal Birlik (RN) faturayı savaşa kesti
Protofaşist RN lideri Jordan Bardella, İran savaşının ekonomik sonuçlarını değerlendirdi:
“Donald Trump'ın ikinci dönemi, dış politika felsefesi bakımından ilk döneminden oldukça farklı. İran'a Amerikan müdahalesinin yalnızca ABD ekonomisi için değil, petrol fiyatlarının yükselmesi nedeniyle Avrupalıların satın alma gücü için de çok ağır sonuçları var.”
İtalya: Lega Nord "hayat pahalılığı"na bağladı
Protofaşist Kuzey Birliği lideri Matteo Salvini, seçim sonuçlarının uluslararası çatışmalar ve hayat pahalılığıyla bağlantısına dikkat çekti:
“Amerikan seçimlerinin sonucu her şeyden önce savaşlardan, uluslararası gerilimlerden ve sonuçları doğrudan ailelere yansıyan hayat pahalılığından etkilendi.”
Salvini, seçimlerin savaşların sona erdirilmesine katkıda bulunmasını umduğunu da belirtti:
“Umarım bu oy, çatışmaların sona erdirilmesini ve barışa dönüşü hızlandırır.”
Almanya Sol Parti: "Küresel sağın yenilgisi"
Sol Parti Eş Başkanı Ines Schwerdtner sonuçları daha geniş bir siyasi bağlama yerleştirdi:
“Bu, küresel sağın ağır yenilgisidir.”
İran: "ABD savaşa hayır dedi"
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, X hesabından yaptığı açıklamada seçimleri İran savaşı açısından değerlendirdi:
“Amerikalılar savaşa hayır dedi. Biz de bu mesajı destekliyoruz.”
Rusya: Kremlin memnun olmadı
Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Moskova'nın ABD seçimlerinden bağımsız bir dış politika izleyeceğini vurguladı:
“Demokrat Parti yönetiminin Rusya'ya yaklaşımı son derece olumsuz. Bunda yeni bir şey yok. Ukrayna konusundaki tutumumuz ve genel olarak dış politikamız başka ülkelerdeki siyasi barometrenin dalgalanmalarına bağlı değil.”
Çin: "ABD'nin iç işleri"
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin'deki basın toplantısında seçimlere ilişkin soruyu yanıtladı:
“ABD ara seçimleri bu ülkenin iç meselesidir. Çin, iki devlet başkanının vardığı önemli mutabakatları uygulamak, iletişimi güçlendirmek, görüş ayrılıklarını yönetmek ve işbirliğini genişletmek için ABD ile çalışmaya devam etmeye hazırdır.”
Japonya: İttifak ebedi
Kabine Başsekreteri Minoru Kihara da Washington'la ilişkilerde süreklilik mesajı verdi:
“Seçimlerin sonucu ne olursa olsun Japonya-ABD ittifakı, Japonya'nın dış ve güvenlik politikasının temel taşıdır.”
Güney Afrika: Yeni bir dönem umudu
Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ise seçimlerin uluslararası ilişkilerde değişim yaratabileceğini söyledi:
“Demokratların hem Senato'da hem Temsilciler Meclisi'nde kontrolü ele geçirdiğini gördük. Amerikan halkı sözünü söyledi. Bunun dünya ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatacağını düşünüyorum.”
ABD ara seçimlerinin uluslararası anlamı
Sonuçlar, Washington'da bir iktidar değişikliği olmasa da; Trump yönetiminin Kongre'deki dayanağını kaybetmesi anlamına geliyor. Dış politika ve başkanlık yetkileri büyük ölçüde Trump'ın elinde kalırken, Demokratlar bütçe, denetim ve atamalar üzerinden yönetimi sınırlayabilecek.
İlk uluslararası tepkiler de bu ayrımı yansıtıyor: Demokratların başarısını memnuniyetle karşılayan hükümetler bile ABD'nin ticaret, güvenlik ve dış politika çizgisinde kendiliğinden köklü bir değişim beklemiyor.
Ancak seçimlerin ortaya çıkardığı temel olgu ABD toplumunun tabanındaki toprak kayması ve bunun uzun dönemli olası etkileri: Trump'ın 2024'te bir araya getirdiği seçmen koalisyonu çözülürken, İran savaşının yol açtığı küresel ve ekonomik maliyetler yalnızca ABD'de değil, Trump'a yakın uluslararası siyasi çevrelerde de tartışma konusu olmaya başladı.
(AEK)







